şükela:  tümü | bugün
  • craig david'in gelmiş geçmiş en beğenilen şarkısıdır. ama klibine de dikkatinizi çekmek istiyorum. çok değişiktir, bambaşkadır, teknolojiktir. zamanı durduran ve değiştiren hareketler vardır.

    http://www.youtube.com/watch?v=sa8lwycrok0

    şimdi bu craig abimiz sabahın 11'inde kalkar. ilk işi açık unuttuğu televizyonu kapamaktır. daha sonra elbiselerini giyip yola koyulur. yolda yürürken bir kadının ayakkabısının topuğu kırılır. kadın yere düşmemek için craig'e tutunur. o sırada bankta oturan teyze tuttuğu balonu elinden kaçırıverir. bu sırada nasıl oluyorsa craig abimiz berberde traş olurken şarkı mırıldanmaktadır. herneyse konuyu dağıtmayayım. craig abi yoluna devam etmektedir. o anda 2 tane velet bir abinin yeni aldığı spor ayakkabısının üstüne basmıştır bile. yürümeye devam ederken tam karşıdan taş gibi bir hatun gelmektedir. hatunun durur ve craig abiye saati sorar. craig koluna bakar, kolunda saat yoktur. bir saat yüzünden hatun sümüğünü bile atmaz craig'e. aman allahım! o sırada hala berber koltuğunda arkadaşlarına olayları anlatmaktadır şarkı eşliğinde.(o nasıl oluyorsa) tabi craig bütün bu olaylara çok üzülür, kahrolur ve kendini alkole verir. daha sonradan bütün bu talihsizlikleri zaman makinesiyle çözeceğine inanır ve zamanı aynı günün tekrar saat 11'e alır.(işte tam burada ben çok sinirlendim. ulan zamanı geri alabiliyorsun. geri aldığın zamana bak olm. su yakmıyor alet!) zamanı geri alır ama yine sorunları çözememiştir. belkide durum daha da bombok bir hal almıştır. yine adamın ayakkabısına basılır. bankta oturan teyze yine balonu elinden kaçırmıştır. yine kolunda saat yoktur ve hatun çekip gitmiştir. artık kaderine isyan eden craig son denemesini yapmak için zamanı tekrar geriye alır. aynı olayları tekrar yaşamıştır. fakat bu sefer gıcır gıcır ayakkabıları olan adam kendini kollamıştır ve craig aynı hatunla tekrar karşılaşmıştır. hatun yine saati sormuştur ve craig'in kolunda saat vardır. saati söyledikten sonra hatun gaza gelip craig'e telefon numarasını verir. (meğersem hatun saat fetişistiymiş.) akşam yemeğinde buluşmak üzere vedalaşırlar. bu kadarla biter mi? hayır macera daha devam ediyor. akşam vakti geldiğinde arabasıyla hatunun bulunduğu mekana doğru yola çıkmaya çalışır. fakat arabada benzin yoktur. olamaz böyle bir şey sayın seyirciler! craig bütün bu olumsuzluklara rağmen sabrını korumaktadır. en son çare olarak tabanvayı kullanır. ama mekana gittiğinde hatun çoktan gitmiştir. tam o anda okkalı bir küfür eder ki buraya dahi yazamıyorum. düşün yani o derece. artık zamanı geri almaya utanacak hale gelmiştir bizim craig. ama yine de yüzünü kızartıp tekrardan zamanı geri alır ve bütün olumsuzlukları kendi lehine çevirir. akşam yemeğine yetişmiştir artık. ama olumsuzluklar biter mi? hayır. hatunla şaraplarını yudumlarken sakarlığın alasını yapar ve elinin tersiyle kadehi hatunun üzerine devirir. işte tam bu anda zamanı durduruverir. çok değil 20 saniye falan önceye zamanı geri alır. klibimizin sonuna gelirken craig muradına ermiştir ve hatunla yatak odasında çılgın atmaktadır.

    bu klipten çıkaracağımız sonuç: ne kadar olumsuzluklar başına gelse de pes etmeyeceksin. hatun tavlamak istiyorsan da kolunda mutlaka saatin olacak. cep telefonun olacak. arabada benzinin olacak. sakarlık zinhar olmayacak. eğer bunların hiçbiri sende yoksa hiç bu işlere bulaşma sen zararlı çıkarsın. (kıssadan hisse)
  • craig david'in born to do it albumunden nescafe tadında bir sarkı

    on my way to see my friends
    who lived a couple blocks away from me (owh)
    as i walked through the subway
    it must have been about quarter past three
    in front of me
    stood a beautiful honey with a beautiful body
    she asked me for the time
    i said it'd cost her her name
    a six digit number & a date with me tomorrow at nine

    did she decline? no
    didn't she mind? i don't think so
    was it for real? damn sure
    what was the deal? a pretty girl aged 24
    so was she keen? she couldn't wait
    cinnamon queen? let me update
    what did she say? she said she'd love to
    rendezvous
    she asked me what we were gonna do
    said we'd start with a bottle of moet for two

    chorus

    monday
    took her for a drink on tuesday
    we were making love by wednesday
    and on thursday & friday & saturday we chilled on sunday
    i met this girl on monday
    took her for a drink on tuesday
    we were making love by wednesday
    and on thursday & friday & saturday we chilled on sunday

    nine was the time
    cos i'll be getting mine
    and she was looking fine
    smooth talker
    she told me
    she'd love to unfold me all night long
    ooh i loved the way she kicked it
    from the front to back she flipped (back she flipped it, ooh the
    way she
    kicked it)
    and i oh oh i yeah
    hope that she'd care
    cos i'm a man who'll always be there

    ooh yeah
    i'm not a man to play around baby
    ooh yeah
    cos a one night stand isn't really fair
    from the first impression girl hmm you don't seem to be like that
    cos there's no need to chat for there'll be plenty for that

    from the subway to my home
    endless ringing of my phone
    when you feeling all alone
    all you gotta do
    is just call me call me

    chorus

    (break it down, uh break it down)
    since i met this special lady
    ooh yeah
    i can't get her of my mind
    she's one of a kind
    and i ain't about to deny it
    it's a special kind thing
    with you-oh.......
  • şu an itibariyle seven days adında ne kadar da cok şarkı varmış dedirten bir sözcük öbeği haline geldi..bunun yanında craig david sayesinde beginnerların haftanın yedi gününü öğrendiği şarkıdır..
  • aka. 7days.
    1998-2001 yılları arasında yayınlanmış upn dizisi.
    başrollerde sevgili zaman makinamız, caaanımız küremiz ile birlikte her bölümde dünyayı kurtarmak gibi bir misyon üstlenmiş chrononautumuz frank parker bulunmakta.
    küremizin asıl olayı ise zamanda 7 günlük bir geri dönüşü mümkün kılması. bu vesile ile devlet güdümlü gizli bir proje yürütülmekte ve her yeni episode'da -yarabbim!- saçma sapan mantık hatalarıyla dolu türlü maceralar yaşanmakta.

    "baba başkan öldü! haydi geri"
    "abi senin oğlan öldü haydi geri"
    "bilader senin kanka saçmaladı haydi geri"
    "babuş senin hasta olduğun hatun n'aaptı bi' bilsen haydi takribi 7 gün geri"

    hayır dizi boktan. evet belki de izlediğim en boktan dizi ancak konusu o kadar ilginç ki yapamıyorum yahu izlemeden.
    başroldeki abimiz alabildiğine tipsiz. tam bir amerikan aksiyon filmi karakter klişesi sözkonusu. oyunculuklar kötü, özel efektler rezalet. karakterlere yazılan diyaloglar bombok. hepsine eyvallah ama olmuyor duramıyorum izlemeden.

    frank'in proje ekibinde yazdığı rus bir hatun da var olga adında. klişe de klişe... klişeler sayesinde izletiyor bu dizi kendini diyorum ama arkadaş klişenin de bokunu çıkarmışlar.
    ekip ne kadar zırvalarsa okadar bağlanıyorum diziye.

    (bkz: içimdeki zaman yolculuğu aşkı bambaşka)

    dizinin ilk sezonunu spike tv'den riplenmiş olarak edindim emule sayesinde. 2. ve 3. sezon da bitcomet vasıtası ile yolda.
  • # sting'in bu $arkisinin sozlerinin meali:

    yedi gün yazmıştı sadece
    bir çeşit ültimatom notu verdi bana
    verdi bana

    meydan boşaldı sanmıştım ki
    anlaşılan yeni bir rakip belirdi
    vah bana

    seçim yapmaktan hoşlanmasam da
    seçeneklerim hızla azalıyor
    neyse, göreceğiz daha

    bu kez blöf yapacağını sanmam
    bu kez gerçekten benim olmalı
    apaçık ortada ki
    ya o, ya ben

    pazartesi, salıya kadar bekleyebilirim
    eğer karar verirsem
    çarşamba iyi olurdu
    perşembe de aklımda
    cuma bana vakit kazandırır
    cumartesi beklesin biraz
    ama pazar çok geç olacak

    herifin boyunun iki metre sekiz olması
    başkalarını ürkütebilir
    beni, atom karıncayı değil

    fare miyim ben insan mı?
    ayna gıcırdadı ben de kaçtım
    o herif beni yer be
    kahvaltı niyetine

    beni rahatsız ediyor mu
    rakibimin bir taş devri insanı olması?
    biraz düşündürüyor tabii
    belki bir şey içsem

    burada sorun iq değil
    kız hangimizin olacak diye
    bilmece sormayacağız korkarım birbirimize
    o biraya ihtiyacım var

    pazartesi…

    yedi gün hemen geçecek
    gerçek şu ki onu seviyorum
    yedi gün
    birçok yön
    ama kaçamam
    kaçamam

    pazartesi…

    öyküsünü anlatsam mı
    bin yağmurlu günün
    tanıştığımız günden beri
    yeterince büyük bir şemsiye
    ama sonunda ıslanan
    hep ben oluyorum, evet, evet
  • losttan tanıdığımız yunjin kimin oynadığı polisiye- gerilim filmi.. uzun zamandır amerikan sineması dahil bu tip bir çalışma yoktu piyasada,sağlam konusu,olay örgüsü, oyuncu performansı ile karşılaşmak pek mümkün değildi. güney korenin böyle bir yapıma imza atması şaşılacak bir şey değil aslında, daha öncede gayet başarılı yapımlara imza atmış bir ülke, kendilerini geliştirmeye devam ettiklerinin bir göstergesi kabul edilebilir aslında. oyunculuğuna yakışan bir filmde rol aldığı için kutlamak lazım yunjin kimi.

    http://us.imdb.com/title/tt0997229/
  • yurtdışından geçen hafta gelirken çantama 1 adet attığım ve birazdan yiyecek olduğum içi çikolata ve vanilyalı muhteşem, tadına doyulamayan, her markete girildiğinde onlarca satın aldığımız ekmek tarzı abur cubur.
    bizde neden yok lan bundan.
  • sting' den çok vinnie colaiuta nın öne çıktığı şarkıdır.

    inanılmaz bir groove yazmış adam bu şarkıya. duuum dutıs ça tıs.
  • bir azure ray sarkisi.. http://www.youtube.com/watch?v=zh_1dqmtll0

    there're seven days below us
    that keep me hovered above the ground
    and nights just blend into the morning
    definition is the first to go down

    if i were to stay here between us
    i might forget where i'm bound
    so i can't stay in between us
    i guess i'll walk away

    and here to read the future
    but forced to breathe out the past
    and too many conversations
    to uncover what was purposefully lost

    and we all look so desperate
    showing the guidance that we lack
    and we used to be so wistful
    i guess we feel it's safer holding back
  • gayet lezzetli kruvasanlar üreten abur cubur markası. avrupa'da ne kadar satılıyor bilmiyorum ama slovakya ve polonya'da oldukça ünlüdür ve neredeyse her yerde bulabilirsiniz.