şükela:  tümü | bugün
  • geçtiğimiz haftalarda yayınlanan tekliyle idare ediyorduk, sonunda day 1 da taze çıktı.
    ludovico einaudi, federico mecozzi ve redi hasa işbirliğiyle hazırlanan muhteşem bir albüm olmuş bu. özellikle açılış ve kapanışta dinlenebilen low mist ve varyasyonları çok çok efsane olmuş.
  • ludovico amca'nın yeni albümünde en sevdiklerim the path of the fossils ve low mist var. 2 oldu.
  • az önce öğrendiğim yeni ludovico albümüdür. albümün oluşum aşaması ile ilgili kısa bir videosu var şuraya bırakayım linki https://www.youtube.com/watch?v=ctkdrislfcs
  • day 3 bölümü bugün çıkmış olan ludovico abimizin güzide eseri.
  • ludovico einaudi’nin dağ gezintileri yaparken hissettiklerini piyano ve keman aracılığıyla aktardığı harikulade albüm.

    benzer rotalardan, aynı patikalardan, vadilerden, sislerin arasından tekrar tekrar yürümenin hissettirdiklerini anlatırken bu hislerin farklılaşmasını albümü yedi güne bölerek ve her güne aynı parçaların farklı versiyonlarını sunarak göstermiş. parçalardaki değişimi fark edebilmek çok hoş.

    albüm o kadar sakin ve dinlendirici ki beni 2013 yazında 3000 metre rakımda kamp yaptığımız günlere götürdü. dağın zirvesindeki volkanik göle tırmanırken ascent’i, bir metre ötemdeki arkadaşımı göremeyecek kadar sislerin içinde kaldığımızda low mist’i, akşam olmaya yakın esen soğuk rüzgara karşı bir tepede oturup bulutları izleyip rüzgarda saçlarımı dalgalandırken cold wind’i, hava kararırken daha fazla üşümemek için ateş yakıp muhabbete daldığımızda campfire’ı, uyumaya yakın çadırdan biraz uzaklaşarak çimlere uzanıp sanki elimi uzatsam dokunacakmışım gibi hissettiren yıldızları ve ayı izlerken full moon’u anımsayabiliyorum.

    albüm o kadar doğal, o kadar sakin ve bunu o kadar basit bir şekilde başarıyor ki şaşırıyorsunuz.

    sanırım tüm sheetlerini edinip bir yerden çalmaya başlayacağım.
  • day 6'dan ilk parca geldi, low mist var. 2 enfes yorumlanmis, yine.
  • ludovico amcamın bizi dağlarda kırlarda çıplak şekilde koşturduğu albümü.

    ascent (day 5) favorim.
  • gravity

    this is england ile elegy for the arctic arası bir tadı var

    şu an için albümün en güzeli.
  • ludovico amcamızın 2018'de alp'lerde yapmış olduğu gezintiler esnasında hissettiklerini bizlere anlatmaya çalıştığı olağanüstü bir albümdür. sanki bir tırmanışta olduğu gibi yer yer sakin ve güvenli, kırsalda koşan küçük kız gibi neşeli bir hava, tepeye çıkıldığında manzaranın verdiği huzur ve dinginlik, aniden bastıran rüzgar ve akabinde insanın içine çöken hüzün ve pişmanlık... birçok duyguyu bir arada barındıyor. çok başarılı bir çalışma.
  • “2018 kışında bu albüm üzerine düşünmeye başladım. alp’lerdeydim ve her gün yağan kar altında uzun yürüyüşlere çıkardım. aşağı yukarı aynı güzergahı izlerdim. kar öyle çok yağdı ki fırtınada kendimi kaybetmeye başladım. sanki bir meditasyon halindeydim. soğukla kaplanan şekiller biçimlerini kaybetti. renkleri kalmayınca geriye sadece özleri kaldı. bir süre sonra her defasında farklı bir şey görmeye başladım. bir ışık görüyordum... bir hayvan, bir ev, bir insan. daha önce görmediğim şeylerdi.

    tüm bunların yapım sürecine çok benzediğini düşündüm. tıpkı arayışta olduğunuz zamanlar gibi, tıpkı kaybolmuş hissettiğiniz zamanlar gibi. ve tıpkı birden bire bir şeyler keşfettiğiniz zamanlar gibi...

    yürüyüşlerimi aynı temanın farklı çeşitlemeleri olarak düşündüm. aynı müzik temelinin birbirinden biraz farklı yedi versiyonu gibi. yedi gün boyunca aynı yolu yedi kere gider gibi...

    zaman dağılır, tını değişir, bakış boşlukta kaybolur. zihin değişir.”

    ludovico einaudi