şükela:  tümü | bugün
  • sevdiği şahsa, ister çocuğu, ister eşi, ister annesi, ister babası, ister arkadaşı, isterse ulaşmak istediği erkeği olsun; bir tek bakışıyla duygularını istemsizce hissettiriveren kadınlardır...

    karşı cinse olan sevgisi ele alındığında, seven kadın klişeleşmiş düşüncelerin aksine sevdiğini gördüğünde eli ayağına dolaşan, kıkırdayan, kur yapan bir kadın olmaktan uzaktır... seven kadın karşı cinse olan ilgisini en başta bakışlarıyla yansıtır... örneğin gözlerini kaçıran, karşı karşıya gelmekten çekinen, birebir konuşmalarda bir şekilde sohbetin yönünü değiştirmeye çalışan ancak ister istemez karşı tarafa ilgisini belli eden kadın; çekingenliği ve güvensizliği had safhada olan; bu yüzden erkek için en zahmetsiz şekilde fethedilecek seven kadın modelidir... oysa aksi davranışlar sergileyen ve güven unsurunu en ön planda tutan bir kadın erkek için büyük bir hedef haline gelmekte ve elde edildiği takdirde partnerine büyük tatmin sunmaktadır... buradan da anlaşılacağı üzere; maalesef ki seven kadın erkek tarafından iki yönlü olarak değerlendirilebilir... evet o da çok sevilebilir, ancak potansiyel bağlılık unsuru beklenilen düzeye ulaşmayabilir, ne acıdır ki bunun yegane sorumlusu yine seven kadındır... nitekim sevgi yetmez...
  • bir erkeği sevmiş, aşık olmuş kadındır. korkulması gereken kadın tipidir.
    tecrübeyle sabittir ki, bir kadın bir erkeği gerçekten severse, çok sever. kadınların sevgisi benzemiyor biz erkeklerin sevgisine ağalar. herşeyi göze alır seven kadın, göğüs gerer, beklenmedik hamlelerde bulunabilir.
    o nedenle bir kadının sizi sevmesini beklerken, bunu isterken, bir kez daha iyice düşünmek lazım. kaldıramayacağı aşkların sevgilerin altına girmemeli erkekler. biz gibi değiller.
  • bir miktar naif , yenik kadının tanımı gibi gelir benim kulağıma bu söz.

    seven ve bekleyen kadın.
    seven ve üzülen kadın.
    seven ve aldatılan kadın.
    seven ve yüzünde çektiği cefanın izleri seçilen kadın.
  • sabah, öğle, akşam demeden sevdiğinin sesini duymak, görüşmek, konuşmak ister. onunla buluşmak için planlar yapar ya da onun plan yapmasını ister. herhangi bir nedenden dolayı sevdiceğiyle görüşemezse bunu kendine dert eder, dünyanın en önemli meselesi haline getirir.
    kıskanır, hem de çok kıskanır. ama sevgilisinin yanındayken gün içinde hiç olmadığı kadar mutlu olur, nedensiz yere yüzüne bir gülümseme yerleşir ve kolay kolay gitmez.
  • simone de beauvoir a gore kadın ve erkek icin sevgi kavramı farklılık gösterir. geçmis yuzyıllardaki eserlerin ve beauvoir in "le deuxieme sexe" (ikinci cinsiyet) adlı eserindeki yorumları ve "askın anatomisi" adlı eserin esliginde seven kadına gelince....

    aşk yok ise kadın yaşamıyordur. byron 'un belirttigi gibi "aşk erkeğin hayatının yalnızca bir parçası, kadının ise tüm hayatıdır."
    nietzche neseli bilim de aynı dusunceyi ifade etmistir:
    "bu bir tek aşk kelimesi gercekten de kadın icin baska, erkek icin baska anlama gelmektedir. kadının aşktan ne anladığı açıktır: bu, yalnız bağlılık değil; baska hiçbir seyi dusunmeden, hiçbir seyi saklamadan bir insanın bedeniyle ruhunu bütün olarak vermesidir. iste kadının askının bu sartsızlığı, onu bir inanç, besledigi tek inanç haline getirir. erkeğe gelince, eğer bir kadını seviyorsa, ondan istediği o sevgidir; ama kadından beklediği bu duyguyu kendisi icin varsaymasıdır. eğer aynı sartsız teslimi arzulayan erkekler de cıkarsa bence bunlara erkek denemez."

    seven erkek, sevdigi kadına sahip olarak onu kendi varlığına katar, kadın ise kaderini teslim olma'da bulur.
    erkekler en coskun anlarında bile tam olarak teslim olmazlar; kadın icin ise sevmek birini her seyden vazgecmeye değer bulmaktır.

    cecile sauvage soyle der: "kadın sevdiği zaman kendi kisiliğini unutmalıdır. bu bir tabiat yasasıdır. kadının efendisiz bir varlığı yoktur. sahipsiz kadın dağınık bir demet cicektir."
    kendi benligine sahip erkek hırslıdır, dunya uzerindeki etkisini coğaltmaya calısır.
    oysa gectiğimiz yuzyıllardaki kadın cocuklugundan beri alınyazgısı ile erkeğe bağlıdır. onu hiçbir zaman esiti olarak goremeyeceğinden o'na ustun bir varlıkmıs gibi bakmaya alısmıstır.
    kadın ana baba, koruyucu gibi zorbalara boyun egmektense bir yarı tanrıya, askına boyun eğmeyi tercih eder. ask kadın icin bir din halini alır.
    cogu kadın ruhu yakan bir buyuk ask dusu kurar. ancak cogu aska benzer seyler tanımıs, ona cok az yaklasabilmistir.

    psikologlar kadının asığında babasına aradığını soylerler. erkekler kadının gönlunu etkileyecek sozlerin arasında "kucuk bir kız gibisin"in bulundugunu bilirler. pek cok kadın buyumekten acı ceker. babasınan kucuk kızı olarak kalmayı ister. askında babası gibi kendisini egemenliği altına alacak, buyuk bir adamı arar.
    nasıl ki butun dinlerde tanrı'ya tapma kendini kurtarma isteğiyle soluk bulur, aynı sekilde kendini yok sayma karsıdaki asık ile varolma iradesidir. kadın asığı tarafından sevilmedikce, varlığının onun icin onemine inanmadıkca sevmeyecektir. kadın gercekten sevildigine inanmazsa kendini teslim etmez. bu yuzden erkeğinden sık sık onu sevdigine dair kanıtlar ister.
    erkegin sevgisi/ saygısı ve hayranlığı gerekli bağımlılığından kurtulması icin kadına bir yol gösterecektir ve ondaki alcalma duygusunu yok edecektir.

    "o sevdigi kadına yaldızlı bir tül orerdi. boylece sevdiği kadın oteki olumlulerin arasından sıyrılır ve garip bir parıltı ortasında yürürdü." isadora duncan

    sevilen kadın kendini sehvetin buyusune bırakabilir. gözlerini acıp kendisini seven ve bakışı kendisine yucelten erkeğe bakar. erkeğin sayesinde hiçlik var olmanın tamlığı, varlık da bir değer halini alır. kendini bırakış kutsal bir coşkudur.

    seven kadın kendi benliğiyle özlesmis bir narsist değildir. varoldugunu anlamak icin erkeğine ihtiyac duyar.
    "adele saclarımı tararken sırf sen sevdiğin icin alnımı seyrediyorum." madame d 'agout

    kendisini sevdiginden ayıran tüm sınırları kaybetmek o'nun varlığında yok olmak arzusundadır. bu durum mazosist bir durtuden ziyade bir' olma, coskunluk icinde birlesmedir.
    seven kadın butun varlığını sevdiği adama adar. hayatının her anı icin boyle bir varolus nedeni sağlar.
    her seyi sevdiginin gozuyle gormeye cabalar. onun beğendiği kitapları ve muzigi takip eder. onun fikirlerini, dusuncelerini, arkadaslarını, sevdiklerini izler, onaylar. butun yollar onun evine varır, butun yollar onun evinden cıkar. erkeğinin adeta golgesidir.

    velhasıl gecmisteki seven kadının durumu trajiktir. ömrü varlığına/ benliğine ihanet ederek gecmistir.
    nietzche nin dediği gibi "kadın kendini verir, erkek onu alarak varlığını zenginlestirir."

    aşkın sayısız kadın kurbanı onları bu çarkın parcası yapan kaderin adaletsizliğine tanıktır. simone de beauvoir in eserine ikinci cinsiyet demesine sasmamalı.

    12/2006
  • kıskançlık duygusu az da olsa vardır. seven kıskanır nihayetinde.
  • sevilmiyorsa bunu anlamakta zorlanır.

    ve ayrıca; sevmeyini de genelde sevmez.
  • ayrılmaz.

    neden?

    çünkü yedi ikiye bölünmez. ıyyyyyyyyy aheauheau *

    bu espri de böyle değildi ama artık idare edeceksiniz. bir başka espri çemberi programında daha yeniden buluşmak dileği ile mutlu günler diliyorum.

    gül gül öldük.

    geri dönüp okudukça utanacağım bu entry de tüm sevenlere gelsin.

    allahım öyle bir kısır döngüye girdim ki çıkamıyorum işin içinden.

    bir de şiir yazdım onu okumak istiyorum hazır siz bu entryi terk etmişken;

    seven kadın
    nedir adın
    en güzel yanın
    pembe amın

    vay be duygusallaştım bir anda. sanatımdan etkilendiğinizi biliyorum, o yüzden yeterince yalvaran olursa yeni kitabımdan bir şiir daha paylaşabilirim burada.

    edit:
    evet son 15 dakikada öylesine bir talep geldi ki anlatamam. bir şiir daha yazmazsan kayınçosunu maket bıçağı ile şekillendireceğini söyleyen mi istersin, kendi serçe parmağını kulağına sokarak kulak zarını patlatacağını söyleyen mi istersin, yıkıldı ortalık. öncelikle bu yoğun ilgi için teşekkür ediyorum. beklediğim bir şeydi ama yine de insan her seferinde heyecanlanıyor ne yalan söyleyeyim.

    evet şimdi söz verdiğim gibi ekimin ikinci haftasında raflarda yerini alacak olan aşk peronda unutulmuş şifreli bir bavul isimli kitabımdan bir şiir daha paylaşacağım sizinle.

    sabahın altısında kapıya geldi polis
    istanbul not konstantinopolis
    ne münih, ne kütahya, ne paris
    en güzel şehir ama bağlı klitoris

    ağlamayın oğlum.
    tamam
    geçti.
  • (bkz: seven samurai)