şükela:  tümü | bugün
85 entry daha
  • üniversite yıllarında dilimize pelesenk olmuş, "sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?" diyen nazım, sevgi konusuna ezberimizi bozan farklı bir bakış açısı getirmişti. meğer ne kadar umutsuz âşık varmış, herkes bu mısraları geveliyordu. tahir ile zühre şiirinden ilk kez böyle haberdar olmuştum.
    şöyle devam ediyordu şiir;
    "yani tahir'i zühre sevmeseydi artık
    yahut hiç sevmeseydi
    tahir ne kaybederdi tahirliğinden?"

    sevgi karşılıklı olsa ne iyi olurdu, ama ne yapalım? olmuyorsa olmuyordur. bir insan gelip geçmiş olur hayatınızdan, gelip geçen her şey gibi. sevgi size kalır, siz istedikçe, istediğiniz kadar.
    ya da o hiç gelmemiştir. gelseydi, kim bilir, belki de gelmemiş olmasını dilerdiniz. bu yüzden gelmeyişini de sevin. sevmek, sahip olmak değildir.
    sanırım, seven kaybetmiyor. sevmek bir karşılığı olmadığında, evet acıtan bir şey ama insanı eksilten bir şey değil, tam tersine.. en azından, göğsünüzün sol yanında bir kalp olduğunu gösterir.
  • sevgi kaybettirmez. sahip olma isteğidir kaybettiren.
    sahip olamazsan yoksunluk çektiğin için acı çekersin.
    sahip olursan ya kaybedersem korkusu ile acı çekersin.
    sevmek ve sahip olmayı dilemek aynı şey değildir.
  • seven değil takıntılı seven kaybeder.
    düşünür çünkü, düşünür ve düşünür.

    bunu karşısındakine hissettirmedigi sürece sorun yok, gayet güzel görünümlü bir ilişkiye sahip olunabilir, en fazla bıkmadan usanmadan kendisini bunaltmaya devam eder insan.

    ama işte o hissettirme durumu başladığında, artık iç dünyadaki fırtınalar karşıdaki insanı bunaltma furyalarına dönüştüğünde geriye dönüş çok zor. devamı bilindik kan, ter ve gözyaşı sahneleri.

    bu yüzdendir ki seven kaybeder düşüncesi takıntılı sevgilere özgüdür, başlığın genellemesi kendi halinde seven insanlara haksızlık gözümde.