şükela:  tümü | bugün
  • banu'nun seslendirdiği bir parça. sözleri şöyledir.

    ölüm denizin kıyısında anacığım

    ölüm göğün yüzünde
    ölüm yerin dibinde
    ölüm soluk alışında
    ölüm başucunda

    sevgi gözünün kökünde yavrucağım

    sevgi kuşun kanadında
    sevgi ne göğün yüzünde
    sevgi ne yerin dibinde
    sevgi başucunda
  • sevda kuşun kanadında ile karıştırılmaması gereken şarkı.
  • hasret gültekinden de dinlediğim müthiş türkü.
  • sabah sabah kafamın içinde yankılanıp "bir coşkun demir vardı yahu, ne oldu ona ?" diye sorduruveren güzide bir eserdir. bir zamanlar amma da çok dinlerdik.
  • sözleri ahmet çahacı'ya, bestesi şahabettin genç'e ait olan türkü. hasret gültekin'in gün olaydı albümünde yer alır.
  • ''ölüm denizin kıyısında anacığım'' dizesi çok efkar yaptırıyor.
  • ölümün çok da ırak olmamasını mükemmel anlatan türkü. hasret gültekin'e yakışır bu türkü en çok, her şeyiyle hakkını da başkası veremez zaten;

    http://www.youtube.com/watch?v=hqwwip4kufq&
  • bu türkünün demek istediği sanırım şu:

    ölüm dışsal, sevgi içsel. ikisi de çok yakın ama sen sevgiye bak.

    ayrıca peş peşe dinlenesi, ruh dinlendirici özelliğe sahiptir.
  • yavrusunun doğumuna 70 gün kala, kendi ölümüne bir an kala; ölüm yerin dibinde, sevgi kuşun kanadında. bir kanatla dünyaya bir sevgi getirdi, bir ölüm oldu ateşlerin altında öldü hasret gültekin. her şey kaldı, ölen öldü kalan kaldı da, her şeyden öte, hasret öldü. gitti hasret.

    "sevgi gözünün kökünde yavrucuğum" diyen bir türkü. bir sevgi umuduyla dünyaya gelmesi temenni edilen bir can için belki de, belki de türkünün diğer mısralarındaki sevgi betimlemelerinde anlatıldığı gibi, bir yerlerde ebedi olması gereken sevgi için.

    denizin kıyısındaki sevgi? anadolu bozkırı için uzak olsa da ölen için doğrudur büyük ihtimalle. göğün yüzündek sevgi? gökten yerin dibine bakan bir çift göz için tam orası belki. en çok da başucumuzda ve soluk alışımızda ölüm herhalde. günlük telaşlardaki ufak hüzünlerin adını depresyon koyan şımarık hayatlar yaşıyoruz. oysa bilmiyoruz ki ne yakılacak kadar büyük yüreklerimiz var bizim, ne de iki ateş darbesinden sonra can çekişmeye devam edecek olan sevgilerimiz. sevmeye çalışıyoruz sadece, yüreğimizin yettiği kadar seviyor, karşımızdaki yüreğin izninden bağımsız şekilde devam ediyoruz. "hayır"ları ölüm kabul edip her şeyin bir hayra vesile olması ihtimalini atlıyoruz. her şey açgözlülülükten, her şey yetemeyişten. denizin kıyısındaki de, göğün yüzündeki de, yerin dibindeki de, sevgiden ölüme giden yolda kocaman bir ölüm. türkü diyor, yanılıyor olamaz.

    her şey kuşlarda belki de. belki nilgün marmara'nın kuşlarında, belki ahmet çahacı'nın kuşlarında, belki de hasret'in bağırdığı kuşlarda. herkesin yollarına kuş konmasını umarak geçirdiği günlerin hemen ötesinde belki de, sevgi kuşun kanadında.

    "hayat kısa, kuşlar uçuyor" c.süreya

    ölmemek adına değil de, o kuşlara uzak kalmamak adına;

    herkes için,

    "..niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına?
    niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına?
    niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
    öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna.." nilgün marmara