şükela:  tümü | bugün
  • as good as it getsde de vardir boyle bir sahne...jack nicholson tam "love is...love is..." derken kapi calar.. orda kilitlenir obsessif abimiz...
    (bkz: love is...)
  • devamının okadar uzun zamandır karşılıklısını yaşamadım unutmuşum gibi bir cümlenin gelmesi muhtemel soru.
  • (bkz: sevgi nedir)
  • filmde iki dengeyi karşı karşıya getiren, salak saçma bir münazara konusu doğurabilecek bir soru.

    cevaben:
    (bkz: sevgi karın doyurmuyor)
  • her erkeğin veya kadının karşı cinse olan beğenisi ilk başta objeseldir. bir biblo veya bir süs eşyasındaki objesellikle karıştırılmamalı bu objesellik! yüz hatlarımızda , mimiklerimizde hatta bakışlarımızda yüklü olan şekillerin objeselliği ve sonrasında bunların etrafa yaydığı enerji gibi sezisel bir objesellik var ve biz beğenimizi ilk bunlarla kararlaştırıyoruz. kararlaştırırken kendimize yakın olan seziselliklere öncelik vererek bir "biz" kümelemesi yaparak ilerliyoruz. "biz" kümelemesi sırasında bazı şeylerin üstünü örterek bazı şeyleri şizofrenik bir yalnızlıktan çıkma çabasıyla büyüterek oluşturuyoruz ve bu oluşum aslında üstüne basılan bir mayından farksız bir tehlike olarak kümenin içerisinde hatta tam kalbinde yer alıyor. ne zaman "biz" kaygısı tam anlamıyla kaygısızlık içerisine girer ( burda bahsettiğim kaygısızlık, elde edilmişliklerin bütününü oluşturur), tüketim teorisi başlar. bu sefer kurduğumuz bu kavramı veya kümeyi tüketmeye ve tüketerek basitleştirmeye başlarız çünkü artık biz dediğimiz şey olmuş ve tüketilmeye hazırdır. bu tüketim eğrisinin başlangıcını şizofrenik ruh halinden rasyonel ruh haline geçiş başlatır. hastalıklı bir düşünme sistemidir fakat bu düşünme sistemindeki hastalık kişiye ne anne ve babasından aktarılan genlerle geçmiştir nede gerçek bir bilinç söz konusudur. burda kişi veya kişiler tamamen sömürü sistemini içselleştirmiş ve salt sevgi kavramından uzaklaşarak bu terimi bir tüketim ürünü olarak görmektedir. önce yetiştir sonra sömür. seks bir ihtiyaçtır, evet. fakat seks cins bir birleşmeden ibaret değildir. seks ; tenlerin birbiri ile uyumu ve bu uyumun zihindeki adaptasyonudur. beğeninin objeselliğinin derecesi ve yönü ilişkinin yol haritasını gösteriyor ve kişi veya kişiler ne zaman şizofrenik ruh haline geçerse mayın üzerindeki tüketim dansı başlıyor. bu hastalığa kapılmayan kaç kişi var acaba???
  • cevabı "emek" olan bir soru.

    bunu bize hatırlatan lisede ki coğrafya hocama selam olsun.
  • bebeğim beni üzme, beni üzme, daha fazla.
  • (bkz: ebenin amı)
  • önce sormak lazım: hangi sevgi? bir şeyi neden severiz? kulağa acımasızca geliyor, ama ihtiyacımız olduğu, bir eksiğimizi giderdiği ve yürüdüğümüz yolda bizimle özdeşleştiği için severiz.

    mesela bir kalemimiz olsun; okulda kullanırız, üniversiteye girer sınavlarımızı o kalemle geçeriz, mezun olup ilk iş sözleşmemizi o kalemle imzalarız, evlenirken o kalemle 'evet' deriz, çocuğumuz olur, büyür, kalemi ona hediye ederiz. hayatımızın her aşamasında bir iz bırakmıştır o kalem, bir nevi hayat akışımızın simgesi haline gelmiştir. verdiğimiz tüm emekler o kalemde yazılıdır, o kalem de bu nedenle değerlidir. insan sevgimiz de bundan çok farklı bir boyutta değil. birini tanımaya çalışırız, tanıdıkça da ya severiz, ya da sevmez ve vaz geçeriz, uzaklaşırız.

    günümüzün ucube hayat şartlarına göre bir şeyler ifade eden tüm ekonomik akımların**** yaptığı tanıma göre, bir mal veya hizmetin iktisadi* değeri, o mal veya hizmetin üretimi/sunumu için gerekli olan emek miktarı ile ölçülür. bir insanı ya da bir nesneyi sevmek için harcadığımız emek de ona verdiğimiz değeri tanımlar, biçimlendirir; ve karşılığında da beklentilerimiz olur. mesela o kalem bozulur ve artık yazmaz duruma gelirse ondan artık faydalanamayız, ama atmaya da kıyamadığımızdan bir kenara koyar tozlanmasını seyrederiz, onu hâlâ severiz, ama soğuk bir sevgidir bu, kalemi elimize bile almak istemeyiz.

    insan sevgisi de bu örneğe paralel ortaya çıkar, gelişir, ve taraflar yeterince talihli değilse ölür. herkesin her şeyden bir beklentisi varken, vaktin nakit olduğu zamane insanının da sevgiyi başka bir kavramla özdeşleştirmesi şaşırtıcı olurdu. üstelik his, durum, amaç ya da fikir ayırt etmeyen bir soru bu. hayatının aşkını bulandan gold digger'ına kadar herkes için cevabı aynı olan bir soru bu: sevgi emekti.

    konuyla ilgili ileri seviye okuma arayanlar için: (bkz: karşılıksız sevgi)
  • "sevgi seks idi."