şükela:  tümü | bugün
  • meslegiyle ilgili anılarının aslının, "bakmak" adlı kitabından (bilgi yayınevi) "paralar cebe kadınlar eve" adlı denemesinden okunabilen, oyku ve roman yazarı, dil ve tarih-cografya ve ayrıca almanya'da arkeoloji ve tiyatro egitimi alan kisi. (d. 1936-ö.1976)
  • 'yürümek'le trt roman başarı ödülü (1970), 'yenişehir'de bir öğle vakti' ile orhan kemal roman ödülü (1974) nü kazandı.
    diğer eserleri: tutkulu perçem, tante rosa, şafak, yıldırım bölge kadınlar koğuşu, bakmak, barış adlı bir çocuk.
    yaşama erken veda etmiş bir yazar...
  • alman asıllı bir annenin 5 çocuğundan biri, mümtaz soysalın ilk eşi
  • (bkz: mumtaz soysal)
  • (30 eylül 1936-22 kasım 1976),

    "türk edebiyatında kendine özgü yere sahiptir sevgi soysal. siyasal ve toplumsal olana bakışıyla, öğretici olmayan ama sorgulamaktan da geri durmayan diliyle, bazen alaycı anlatımıyla ve henüz daha ortalarda yokken kadınlık sorununu ele alışı, öne çıkarışı, arkasında duruşuyla..."

    iletişim yayınları, bütün eserlerini yeniden basıyor artık. üstelik kızı funda soysal da bunun için ter dökenler arasında. yukarıdaki metni de zaten onlarınkinden çalıp çırptım.

    (bkz: funda soysal)
    (bkz: iletişim yayınları)
  • ikinci dalga feminist akımın etkilerinin, türk kadın yazarlarında ortaya çıkış sürecinin en erken vuku bulduğu ancak çok geç farkına varıldığı kadın yazar...
    kısa hayatına 3 çocuk ve ve üç eş sığdırmıştır...
    bilgiye, araştırmaya, okumaya, yazmaya doymayan soysal, göğüs kanseri nedeniyle 40 yaşında aramızdan ayrılmıştır...
    (bkz: başar sabuncu)
  • (bkz: yürümek)
  • basarili bir sosyal analizci diyebilirim, apacik gerceklerin disinda minik ayrintilari dallanip budaklanan ani-orguleriyle analizde sinir tanimamis, lakin uslubu hosuma gitmedi algisi zayif bir halka izahat vermek sorunsaliyla cok icli disli olmasi uslubuna da yansimis sanki

    yenisehirde bir ogle vakti romanindan bir alintiyla sozlerimin arkasinda durmaya calisacagim:

    "itfaiye arabalari duruyordu. cani sikildi. simdi arabayi park ettigi yerden cikarmak zor olacak. gungor'un tek bir hedefi vardi o an, arabasi. arabasina binip ulus'a gidecek, avukatla bulusacakti. bu hedefin onunu kapayan kalabalik, itfaiye arabalari sadece kizdiriyordu onu. bunca insani biraraya toplayan, itfaiye arabalarini sokaga dolusturan olay ne olursa olsun, sadece kizdiriyordu. tek, amaci su anda, bu olayin yarattigi itfaiye arabasi ve kalabalik halkasini koparip arabasina varmakti. olay ne olursa olsun, ister bir savas, ister bir ihtilal, gungor icin sadece ve sadece bir an once varilmasi gereken arabasinin onunu insan kalabaligi ve itfaiye arabalariyla tikayan, onu avukatla olan randevusuna gec birakan bir seydi. gungor'un gucu, olayin onun amacina ulasmasina engel olan uzantilarini yok etmeli, acmaliydi yolu."

    goruldugu gibi sadelikten nasibini almamis bununla da yetinmeyip "gungor ve hedefi" uzerine tekrar ustune tekrarla okuyucuyu bogmustur kanimca bir edebiyatcinin kalitesi bu tur durumlari sezebilmesinden gelir
  • (bkz: duygu aykal)