şükela:  tümü | bugün
  • birisini görürsünüz, ilginizi çeker, bir yol bulup konuşmaya başlarsınız, zamanla esprileri size çok güzel gelir, bir zaman sonra onsuz olamayacağınızı anlarsınız, onunla yaptığınız her şey sanki bir yarınızı tamamlıyordur, uzun diyaloglar ve geçen süreden sonra siz ''o'', o ''siz'' olur, daha sonra bir şeyler yitirmeye başlar eski tazeliğini, kavga edilmeye başlanır, ''sen beni sevmiyorsun'' cümleleri kurulmaya havada sevgi yerine öfke sözcükleri uçuşmaya başlar, ne karşınızdaki ne siz ince olmayı bilmemektesinizdir artık, tahammülsüzlüğü yaşatır, çelişkileri yaşatır, sabır kavramını eğer bilmiyorsanız öğretir, en önemlisi de yaşadığınız zaman boyunca hiçbir şeyin ebedi olmadığını sizin suratınıza vura vura kafanızın içine sokan nefret ettiğiniz parçanızdır..

    sevgili fiziksel olarak gitse de seneler sonrasında bile kendini hatırlatmayı bilir, hatıralarda, ansızın görülen rüyalarda, bazen bir parfüm kokusunda, bazen izlenilen bir filmin karesinde, bazen çalan şarkıda aklımızdaki onunla alakalı ne kadar fotoğraf varsa içimizde sindirip unutmaya çalışırız ama bir şekilde aklımızın derinliklerinden çıkıp usulca gün yüzüne vurur, karın ağrısıdır ne kadar şekerli sıcak su içsenizde geçmeyen, tatlıdır ama bir zaman sonra o tattan aynı şekilde boğazınızı yakandır.
  • hakkında en çok düşünülen, tartışılan ve paranoya yapılıp teori üretilen kavramlardan biri.
  • bir arkadaşımın fark ettirmesiyle anlamına ve geldiği köke yeniden baktığım, isimden isim türeten -li ekiyle ne kadar da anlamlı dediğim kelime. şefkatli de denebilirdi belki demiştim. farkettiğim ve sevdiğim türkçe'nin diğer güzel kelimelerinden biri için yoksunluk; yok-sun-luk.
  • sikip sikip dost kaldigin bir insan. baskasini bi kere siksen dusman olur hemen.
  • gelmesini beklemekten sıkılınca gidip gelmesini istediğim ve karşılığında madara olduğum... açtım artık isyan bayrağını hiçbiriniz gelmeyin tamam mı... içimdeki iyiniyetli sevgi, önlemez bir nefrete dönüştü ve ben dünyayı sallamaya gidiyorum artık. iyi mi oldu şimdi ha. of topunuz ölseniz üzülmem...

    bi de bunu dinleyin bi zahmet

    (bkz: geniş zamanlar yok)
  • (bkz: #19281544)
  • kimsesizdir.

    iyeliği yok bir kere... ''sevgilim'' öyle mi? hayır buram buram aidiyet, olsa mı, boşver. varlığı bile yokluğuna hasret onca derdinin arasında. olmayıversin.

    anlatacak kimse yok, olmayacak da... hem kimse kendini dahi anlamazken, nasıl olup da başkalarını anlamaya, bir şeyler anlatmaya çalışır ki. düşünebilir insan en çok, konuşamaz bile. kelimeler yeterli sanıyorsunuz düşündüklerini ifadeye? ya da hissedince söyleyebilirim öyle mi? değil, hiç öyle olmadı. hiçbir şey yetmedi bu dünyaya, sözcükler yetsin?

    hikayedir sevgili.

    gidişi gelişiyle müsemma. dünyanın milyonlarca hikayesi gibi beklenmedik bir o kadar da olağan... umunca sonunu iyi, dizginler sende sanırsın. her hikaye içinde olmayanlarla yazılır birazcık. zamanın umarsız elleri yazar hikayeleri, seni diğerini hiç düşünmeden. ''sevgi''siz yazılır hikayelerin, gerçekçi. zaman hangimizi kale alır ki? bizim gibi yüzlercesini öldürdü elleriyle. zaman harcıyoruz sanıyoruz değil mi yaşadıkça, zaman harcıyor bizi acımasızca elleriyle... hikayeleriyle.

    çaresizdir...

    ne yapsa bilemez. gelse. bunu kendi bile seçmez bazen. her geliş bir seçim sanar insanlar, bazen vazgeçtikleri için gelirler, fark bile edemezler. dönse gidemez, gitmez ki sevgililer. isteseler de gidemezler. yaşananlar nasıl ölsün ki. zaman diye bir şey yoksa eğer, yaşanmış geçti sandıklarımız, gelmiş, geçmiş ve gelecek diye bir şey yoksa, her şey vardır şimdi de. sevgili hep vardır. gidemez ki. çaresiz... bekler, beklemek en kötü şeydir bu dünyadaki, sonunda ne olursa olsun. çünkü sonundaki asla ''bekleme''nin verdiği heyecanı karşılamaz ki...

    kimsesizdir...
  • geçen zamanla çocukluğa duyulan özlemi; yaşanılan, o tekrar tekrar yaşanılası her güzel anıya duyulan koskoca özlemi bastıran,geleceğin karanlıklığını, sisliliğini aydınlatan, bana ne dünü özleten ne de yarını gözleten beni sadece "dün için yarın", "yarın için dün" olan bugüne odaklayan yegane kişi...
  • yüreğinin sesinin peşinden sürüklenip, akşama geri dönmek üzere hiç tanımadığın bir şehirde gözlerini açtığın sabahın köründe, onunla aynı şehrin havasını ciğerlerine doldurma, kokusunu içine çekme güzelliğini yaşatandır...