şükela:  tümü | bugün
  • nişan ve evlilik sırasında kişilerin bir anda kendileri olmasıyla beraber ayrılıklara sebep olan toplumsal tiyatro.
  • ezikliktir. seni sen olduğun için sevmiyorsa, seni surekli yontup başka biri haline getiriyorsa ne anladim ben bu işten. yapmayin azicik onurlu olun!
  • sevgilinin yanında bile kendin olamıyorsan git boğaz köprüsünden atla amk öyle hayatın ben. az onurlu olun lan, yalnızlıktan ölen kimse yok merak etmeyin.
  • kendi eksi yanlarını görüp, sevgilinle tamamlayıp daha iyi bi halet-i ruhiyeye bürüneceğini düşünüyorsan neden olmasın?
  • kendin olmaya çalıştığında ise artık çok geçtir. karşındakinden şunu duyarsın "sen eskiden böyle değildin." bu yüzdendir ki ilişkilerinizde kendiniz olun, içinizde uçusan o ibne kelebekler size engel olmasın.
  • bir yerde bir şekilde patlar bu kendin olamama hali. sevgililiğin motivasyonu, tutkunun azaldığı dönemde, ilişkinin devamı için ihtiyacın olan, yoldaşlık, dürüstlük ve şefkat maslahatlarını bulamadığında meselâ. bağlı kalmak için kendince gereklilik saydığın hazlarını doyurduğunda kendin olmaya kalkarsın, ama bu tavır kendin olma cesareti değil, eriştiğin ciğerin pis olma halidir ki fena hayal kırıklığı yaşatır.

    etmeyin, kendiniz olun ki, zor zamanında sırtını dayayacak biri olsun yanında.
  • mahalle baskısı yüzünden kendin olamamak yanında solda sıfırdır.
  • kendinizi tanıdığınızın ispatıdır. misal ben kendimi pek bilmediğim için kendim oluyor muyum olmuyor muyum onu da bilmiyorum. bazı kendimlerden ben bile tiksiniyorum durum çok karışık adaş.
  • sevgiliye verilen sizi kısıtlama hakkı neticesinde kendinizi gerçekleştirememe durumudur. aman diyeyim, siz siz olun hiç kimseye sizi kısıtlama hakkı tanımayın. o aşk değil, egodur.
  • benimdir. ama başka yönden;

    benim sorunum kendimi yanlış tanıtmak değil kişiliğimle alakalı. şöyle ki ben insanlara kolay kolay hayır diyebilen ya da direnen bir insan değilim. başkalarını üzememek gibi çirkin bir huyum var. ayrıca düz adamım, istemediğim bi'şey yapılıyorsa hiç karşı çıkmam. çünkü sonrasında gelecek tripleri, tartışmaları çekmektense olayı kabullenip olması gereken oymuş gibi hayatıma devam etmeyi tercih ederim. kısacası mental olarak yıpranmaktansa fiziksel yıpranmayı tercih ederim.

    şu bilgiler önemli olabilir diye düşünüyorum, sonrasında örneğe geçecegim: ben sabah 9 akşam 18 ** çalışan biriyim ve genelde koşturmacayla geçiyor işim. ayrıca yengeç burcuyum * evine sıkı sıkıya bağlı, tam bir ana kuzusuyum. konuyu çok dağıtmadan, kız arkadaşım da çalışmıyor. yüksek lisans yapmakla meşgul. bu ayrıntıyı vermemin nedeni hava atmak değil yoksa ben de yüksek lisans yapıyorum * çalışma hayatını bilmediğinin altını çizmek.

    neyse örneğe geçecek olursak ben 9:00 - 19:00 arası koşturduktan sonra haliyle çok yoruluyorum. ve bunu haftanın 5 günü tekrarlıyorum. bir de üstüne dediğim gibi dışarı çıkmayı çok sevmeyen, aşırı evcimen bir insanım. gün sonunda evde televizyon/bilgisayar karşısında boş gözlerle yatmak hayattan tek beklentim. bir de haftasonuysa değmeyin keyfime.

    ama gelin görün ki kız arkadaşım gezmeyi seven biri. ben işten yorgun çıkıyorum, ev özlemiyle yanıp tutuşurken telefon çalışıyor:

    - dışarı çıkalım mı? çok sıkıldım evde.
    - ııı .. şeyy ... kem ... kümm...
    - hiç benimle zaman geçirmiyorsun.
    - (e evde beraber kalıyoruz ya) tamam olur çıkalım.

    ve çıkıyoruz.

    ya da haftasonu geliyor. bütün gün benim. işe gitme derdi yok. hafta içi erken kalkıp işe gitmeme rağmen haftasonları da erkenden kalkıyorum ki gün ölmesin. o durumdayım yani düşün. planlar yapıyorum. konsolda oyun oynar, tv izler, dizi izlerim diye hayaller kuruyorum. ama gel gör ki bunların hiç biri kız arkadaşımın ilgisini çekmiyorsa, ki konsol oynamak tabii ki çekmiyor dizi ve film de onun istediği olmalı, bunları yapmam durumunda tribi yiyiyorum. dolayısıyla yapamıyorum.

    bu durum yaklaşık 3-4 yıldır böyle. ha yukarıda bu kadar isyankar yazdığıma bakmayın. başlarda seve seve yapıyordum. çünkü kendisini çok seviyorum. mutlu olsun istiyorum. dediğim gibi kişilik olarak da başkalarının üzülmesini istemiyorum. ama gelin görün ki bunları içime ata ata şiştim. bir baktım ki artık kendi istediğim hiçbir şeyi yapmıyorum. kendim olamıyorum.

    işte bu da benim kendi olamama hikayem.

    edit: ayrıldık.