şükela:  tümü | bugün
  • kaç zamandır hiç el ele tutuşan kimselere denk gelmediğimi fark edip bir botanikçi titizliğinde incelemeye başlayacak; çiçek, çukolata, parfüm satışlarından; romantik film, oyun ve konser gişelerine kadar araştırma yapacaktım ki siktir et kim uğraşacak deyip moda sahile geldim. bakın burası türkiye’nin sevgililik kurumu temsil ve prova alanı gibi bi şeydir. burada her sabah el ele yürüyüşe çıkan, öğlenleri piknik yapan, akşamları müzik dinleyip geceleri sevişen bir kaç kişi muhakkak olurdu. bunlar aynı döngüyü sonsuza dek tekrar eden kurumsallaşmış sevgililerdi. ama şu anda sadece coşkusuz tıngırtılarıyla denize işkence çektiren bir müzikyen ve köpekleri aksesuar zanneden iki yayvansever dışında kimse yok. sanırım el tutmak yol açıyor diye sebepsiz susmalara, kaldırılmış tüm tutuşmaklar.
  • (bkz: fuckbuddy) lik çıktı mertlik bozuldu, sevgililik mi kaldı ?
  • kesinlikle doğru tespit.

    bir de antalya'da yaşıyorsanız bunu çok bariz hissediyorsunuz. çok samimi söylüyorum antalya bu konuda cidden bitmiş. bu kadar kimin elinin kimin cebinde olmadığı başka bir yer daha bilmiyorum. burada doğup büyüdüm, 10 sene istanbul'da yaşadım, hayatımdaki tüm ciddi ilişkileri istanbul'da tanıştığım kızlarla yaşadım.

    herkes günü birlik ilişki peşinde, kadınlar takipçi, ilgi peşinde. herkesin yedekleri var, bir kahve içilip çekim varsa seks yapılıyor. sevgililik hak getire. herkes yalnız, herkes mutsuz, herkes arayış içinde ama kimse aradığını bulamıyor çünkü beklentiler çok yüksek. ortalık çocuklu-çocuksuz genç boşanmış kadın kaynıyor. hemcinslerime katılıyorum güvenilecek kız neredeyse yok gibi, kadınlara katılıyorum erkekler bir tuhaf.

    evlilik müessesi bitiyor onu anladık, sevgililik de bitiyor amk. ekonomi bitik, hukuk guguk olmuş, demokrasi yok, cahillik üst seviye, ilişkiler yerlerde.

    ölmüşüz ağlayanımız yok.
  • evlilik kurumunun zaten bir ayağı çukurda. tamamen ortadan kalkmayacak olsa da, evlilik oranlarının çok ciddi anlamda düşeceğini görmemek için ahmak olmak gerekiyor artık.

    ne var ki sevgililik de yavaş yavaş düşüşe geçiyor.

    yani ikili insan ilişkilerine yönelik altına girilecek hukukî ve maddi sorumluluk (yani evlilik) çeşitli gerekçelerle makul seviyenin altında görüldüğü için düşüyor, bu tamam.
    bunun yanı sıra ikili insan ilişkilerine yönelik yapılan duygusal yatırım ve buna bağlı olarak altına girilen duygusal sorumluluk da hızla düşüyor.

    insanlar neden sorumluluk istemez hale geliyor olabilir?
    söz konusu sorumluluğun karşılığında edinmek istedikleri şey, altına girdikleri sorumluluğun ağırlığı ile kıyaslandığında makul gelmiyordur da ondan!

    bunların yerini fuckbuddy, friends with benefits, one night stand türevi ilişkiler alıyor artık. ne anlama geliyor bu?

    --- spoiler ---

    ey sen karşımdaki kişi, seninle evlenerek hiçbir hukukî ve maddi sorumluluk altına girmek istemem. çünkü sen şu özelliklerin, şu düşüncelerin, şu yaptıkların sebebiyle altına gireceğim hukukî ve maddi sorumluluğa değecek biri değilsin.

    ve ey sen karşımdaki kişi, seninle ciddi bir ilişki içine de girmek istemem. bu ilişkiye duygusal yatırım yapmak da istemem. senin sevgilim olarak dahi yanımda bulunmanı istemem. çünkü sen öyle birisin ki, şu özelliğinle, şu düşüncenle, şu yaptıklarınla benim sevgilim olmayı hak etmiyorsun. nitekim toplumsal hiyerarşideki yerimi kaybetmeme neden olabilirsin. buna değmezsin.

    ama seninle yatarım! tıpkı bir escort/jigolo ile yatar gibi. benim için değerin bu kadar. benim için sadece ve sadece bundan ibaretsin!
    --- spoiler ---

    öyleyse bu durumdan rahatsız olan kadın/erkek her kimse, onlar bir şey yapacak bunun için.

    sorumsuzluk insanı orta vadede dahi daha mutlu edecek değil elbette. çoğu zaman insanı hayata bağlayan az sayıda unsurdan biri aldığı sorumluluk(lar).

    --- spoiler ---

    the more responsibility you take on, the more meaning your life has.
    the higher degree of responsibility that you agree voluntarily to try to bare, the richer your life would be.
    jordan peterson
    2017 maps of meaning 9: patterns of symbolic representation
    --- spoiler ---

    2 yılı aşkın süredir devam etmekte olan bir ilişkim olmasına rağmen, bu ilişkim günün birinde bittiğinde artık ben de ilişki falan düşünmüyorum kimseyle. tek gecelik ilişkiler yeterli. bence bundan ötesini hak eden yok. gerek de yok.

    konjonktür artık böyle.
  • sevgililik oranı. peki :)
    sevgililik oranı düşmedi. ilişkiler şekil değiştirdi. her şey seks. evet her şey her zaman seksti ama artık çivisi çıkmış vaziyete. karşılıklı sorumluluk ve sahiplenme yok. dertsiz tasasız zahmetsiz kemiksiz seks. klasik ilişki isteyen kişiler de bunun farkına vardıklarında "başlarım ızdırabınıza tek enayi ben miyim" deyip düzene uyuyor ya da oynamıyor. karşılıklı sevgi saygıya dayanan ilişkiler yaşayanlar da vardır elbet ama azınlıktalar.

    doğruluk payı olan tespittir.
  • sevgi oranlarındaki gözle görülür düşüşle doğru orantılıdır.
  • etrafıımız zamanında sevgilisi, eşi olmuş ama canı çok yanmış, uzun süreli ilişkiye tövbe etmiş insanlarla dolu. artık herkes bıkmış, bezmiş, trip çekmek , kimsenin kaprisine katlanmak istemiyor. başı ağrısın istemiyor. yıllarını veriyorsun her türlü fedekarlıgı yapıyorsun sonuç ne başladıgın yere hem de daha eksilmiş halde geri dönmüşsün. ben o insanları çok iyi anlıyorum. sevgililik artık yiyip içmek ve sevişmekten ibaret.. insanların birbirini kullandığı, egolarını tatmin ettiği, diğer insanlara hava atma için sebep sadece. herkes pazarlık peşinde, kimse kimseyi oldugu gibi sevme derdinde değil, karşındakini değiştirme, böyle olursan seni severim, bunu yapmazsan ayrılırım, ya bu ne biçim sevgi, koşulsuz kimseyi sevmek güvenmek yok. hesap/kitap, alış/veriş üzerine sevgililik mi olur?

    tanım: artık ilişkilerde sevgi ve bağlılık olmadığı için sevgililik değerini yitirmiştir. düşüş olması normaldir.
  • tinder happn instagram gibi uygulamaların büyükşehirlerde yaygınlaşmasının sonucudur. adam bir kızla görüşüyor beğeniyor sonra diyor ki "lan şu öbür kızla da görüşeyim internet kız deryası" böyle iş görüşmesi gibi her hafta bi kızla görüşünce de en son hiçbir kıza bişey hissedemeyip sap kalıyor. kızlardada durum aynı şekilde. o insanı değersizleştiren uygulamaların hepsinin siktir olup girmesi lazım bu ülkeden insanların görüştükleri insanlara değer verip ilişkiye başlaması için.
  • gunumuzdeki insan profilinin turlu degerleri yitirmesi, sosyal medya, one night stand ve friends with benefits durumunun normallesmesi ile insanlarin cinsel ihtiyaclarini yanlis bir sey yokmus gibi karsilamaya baslamasindandir.

    genellikle sevgili olmamayi isteyen taraf erkektir. modern entellerimizin kadinlarin da erkekler gibi cok partnerle birlikte olmasinin onlari kucultmeyecegini ve aksine ozgurlestirecegini iyi ifade edisinden dolayi kadin da artik sevgili olmadan yatip kalktikca kendini guzel hissetmektedir. halbuki bir kadini bir erkegin istemesi icin kadinin ona ayak bagi olmayacagini bilmesi yeterlidir. skor skordur.

    hal boyle olunca kimsenin birbirinin sadakatine inanci kalmiyor. sevgililik oranlarini bilmem ama dunyada evlilik oranlari dusmektedir.

    kaynak:
    https://www.bentley.edu/…ennials-refuse-get-married
  • basit bir ekonomi terimiyle açıklanabilir. kıt kaynaklar, daha doğrusu kıt mallar.

    kıt mallar, elde etmek için bedel ödenen şeylere denir. bir şey ne kadar az bulunuyorsa onun için ödenecek bedel de artacaktır.

    bundan on sene önce, birini hem görsel hem de ruhsal olarak çekici bulabilmek için o kişiyle karşılaşmak, görüşmek, konuşmak gerekiyordu. ne tepki verir, o da beni beğenir mi, şu mekanda karşılaşmıştık, yine gelir mi, aha geldi, bana mı bakıyor, yok ya şimdi nasıl merhaba diyeyim vs. vs. uykusuz geceler, merak, heyecan. karşılaşınca taşikardiler geçirmek, aptallaşmak. geleceğini biliyorsan ona göre giyinmek, süslenmek. etkilemeye çalışmak. bunlar hep maliyet, hep emek, hep bedel. karşılığında o elektrik alınır da sevgili olunur ise, o sevgili değerli ve kaybedilmesi istenmeyen bir şey oluyordu. boyu boyuma, huyu huyuma; her allahın günü nasıl bulayım böyle adamı/kadını diye sevdikçe sevesimiz geliyordu.

    şimdiki durumu ise serbest mallar terimiyle açıklamak mümkün. türlü türlü online dating uygulaması ile, yerimizden bile kalkmadan, üstümüzdeki yer bezinden hallice tişörtü/pijamayı değiştirmeye bile gerek kalmaksızın, oturduğumuz/yattığımız yerden katalogtan beğenir gibi insan beğeniyoruz. yaş aralığı, km bazında yakınlık gibi kriterler giriyoruz; istanbul için konuşacak olursak insandan bol ne var ayol! aa boyu kısaymış geç. aman uzakta oturuyor salla. ayy ne bileyim ya, köpekleri varmış ben köpek sevmiyorum. hmmm bilemedim bi değişik geldi. ay yok, bunun egosu çok yüksek salla gitsin.

    denk geldi diyelim. bir barda, kafede görsek götümüzün düşeceği karşı cinsle aynı masaya oturduk birkaç günlük merhaba-nasılsın faslı sonrasında. görüştük. her bir şeyler uydu. aynı müzikleri dinliyoruz, birbirimize aynı anda mesaj attık, aaa sen de mi o konserdeydin, bak bu benim çocukluğum, kahvaltıdan sonra ne yapalım? yedi gibi mi buluşuyoruz? çok özledim, ben de öyle tatlım. sonra hoooppp; amaan neyse ya şimdi ilişki milişki uğraşamam diye sallamak/sallanmak da an meselesi. hava gibi, su gibi, deniz kumu gibi bir şey insan dediğin. zaten gani. zaten her birinin alternatifi var. 180 olmaz da 175 olur; senin semtte oturan olmaz da az ötedeki olur.

    normalde belki aynı yolda karşılaşıp çarpışma olasılığımız olmadığı için hiç rastlayamayacağımız ruh eşimizi kilometrelerce öteden bulup getiriyormuş gibi görünen bu kolay erişim; "sevgili" denen şeyin içini boşaltıyor. aşk filan zaten yalan. "overrated" bir takım kimyasal reaksiyonlar.

    biri gideerr, biri gelir. altın değil, elmas değil ayol. yer gök insan. sana adam/kadın mı yok. değersizleştirdikçe değersizleşiyoruz, vice versa. zaman böyle. yerseniz.