şükela:  tümü | bugün
  • yılmaz erdoğan'ın beni etkileyen yegâne şiiri.

    hiçbir yerinde yok asaletin ibresi
    sesinde kamaşmasında tensel bir büyünün
    atlas hani libas ve kuytu bakışlı mavi gözlerin
    sanki hepimize bütün şiirleri hala fısıldayan
    bir eski büyük şairmiş gibi
    aşk bir erken didişme bir sorgu sualmiş de
    mezbele ve yaralıymış eski yaraların yeniden kanamasından.
    hiçbir yerde yok asaletin ibresi
    bir adamın yüzünde ya da yalana çok benzeyen bir doğru
    sözünde belki.....
    saçlarının çevriminde ıslak bir beyaz kadının
    yüksek rakımlı göllerin buzul saflığında
    ve kokusunda çiçeklerinin kanireşin
    elbet şiir olacak şairin tesellisi
    ve en kötüsü bile işe yarayacak aşklaşmaların
    yazana değilse bile okuyana faydalı
    bak aynı başına gelmiş adamın benim başıma gelen
    o da üzülmüş aynı benim gibi ....
    benimki daha acıklı değil
    onunkinden, fiyakalı değil onun acısı benimkinden
    sade güzel olan kelimeler..
    sade kelimeler...
    kelimeler....
    sen aşka aşıksın müsaitsin gördüğünü abartmaya
    biz olsa olsa bir müddet aşklaştık aşkım aşık olmadık
    bîr elim sana uzanır, öteki berikinin zaten elinde
    bırak yoluma gideyim bildiğimce
    yabancısı olduğum bir şey değil yabancılar
    baktım yerlisi yabancısı aşağı yukarı hepsi benzer erkekler....
    eğer bir söz, bir ses bekliyorsan bu adamdan
    içinde hiç gönderme isteği bulunmayan bir git
    lazımsa eğer...
    işte orada duruyor...
    ağzımın bir yerinde...
    almak ister misin dilini sokup aklıma
    sana ait olan herşeyi bir nefeste
    bir göz yumma anında
    bîr soğuk telefon konuşmasında
    geri alabilir misin ?
    seni benden geri alabilir misin?
    kovabilir misin beni senden?
    sevgilim
    yoksa sen
    sevgilim olmayabilir misin?
  • "sevgilin yoksa sen sevgilim olabilir misin?" sorusuna verilen bir karşılık. (bkz: soruya soruyla karşılık vermek)
    (bkz: retorik soru)

    ama bu örnekte ne teklif başarılıdır, ne de ret.
  • yenilmiş, aciz ama saf, umuda ihtiyacı olan birinin yalvarışa çok yakın isteği. herhangi bir yaşında bu cümleyi kuran insan, çocukken mutlak reddedileceğini bildiği, hatta bazen imkansız olduğu aşikar olanı yine kafa tutar bir cesaretle istemiştir hayattan. zaten bu o eski yenilgilerin büyükler için olan versyonudur, daha acımasızdır. çocukken anneye "deniz kestanesinin dikenlerini ayağımdan çıkarmasak olur mu ?" derken ne kadar inanıyorsak isteğimizin olacağına, sevgiliye "seni benden geri alabilir misin ?" diye sorarken de o kadar inanıyoruzdur. biliyoruz ki o dikenler çıkmak zorundalar, ve biliyoruz ki çıkarken girdiklerinden daha çok acıtacaklar.
    ama umut hepsi işte, hani olur da uyandığımız sabahlardan birinde ilk düşündüğümüz şey o olmaz belki. tasını tarağını doldurup bavuluna aklımızdan taşınmış olamaz mı gerçekten? içinde hiç gönderme isteği bulunmayan bir git, yeter mi sevgiliyi akıldan çıkarmaya. yoksa almanya'dan oğlum gelecek mi denmelidir, daha mı kolaydır.
  • bir fırtınada, en sağlam ağaca, en sıkı bağladığınız şeyleri ilk önce koparır gibi, içinizde en sağlam yeri tutuyor dediğiniz, herşey yıkılsa sadece ayakta kalır dediğiniz şeyleri bir çırpıda, daha siz ne olduğunu anlamadan yerle bir eden şiir.
    ne kadar yalan varsa kendimizi kandırmamıza yarayan hepsini yüzümüze vurur birden. bir çığlıkla yalan diyen dilleri lal eder. en derinlere gömülen acıları bir bir ortaya çıkaran, bir bir kanatan kanları kabuk olmuş yaraları. ve kor düşüren insanın içine, hiç sönmeyen bir ateşe çaresizce soğuk sular dökerken söndü dediğiniz anda, yakan kavuran soru.

    sen ne yaşadın bilmiyorum der içten içe. sen ne sandın bilmiyorum. bir mevsimlik macera mı, yoksa bir nefeslik suya dalış mı? hangisiydi senin gördüğün? gözlerini kapatıp görüğün bir hayal mi yoksa bir anlık açıp gözlerini baktığın gökyüzü mü? neydi gördüğün, duyduğun, hissettiğin. neydik biz ya da hiç biz olduk mu? ne düşündün bilmiyorum. kapıyı kimin yüzüne kapattın? çıkıp gittiğin ev ne ifade ediyordu senin için? seni bilmedim hiç. bilemedim.

    ama sen sevgilimdin. gecelerce kokuna yattığım, hayaline uyandığım, sesinle gülümseyip, özlemi, acıyı, hüznü yaşadığım. mutluluğunu gözlerinde gördüğüm. gözyaşları döktüğüm...

    şimdi başkası sarılıyor diye sana, sevgi sözcükleri dökülüyor diye dilinden, sarmaş dolaş olduğum hayalini silebilir misin benden?
    kapatabilir misin sana sonuna kadar açılmış kapılarımı, bir kapı kapanmasıyla?
    benden uzak olduğunu sandığın her an yanımda olmayabilir misin?
    sevgilim yoksa sen sevgilim olmayabilir misin?
  • biz olsa olsa bir müddet aşklaştık aşkım, aşık olmadık..
    bir elim sana uzanır, ötekisi berikinin zaten elinde..
    almak ister misin dilini sokup aklımı?
    sana ait olan her şeyi bir nefeste,
    bir göz yumma anında,
    bir soğuk telefon konuşmasında..
    geri alabilir misin?
    seni benden geri alabilir misin?
    kovabilir misin beni senden?

    buyurmuş sayın yılmaz erdoğan.. öyle parça parça yazdık buraya.. sonunda da soruvermiş; sevgilim, yoksa sen sevgilim olmayabilir misin? diye.. insanın yaşadığı gel-gitleri anlatmak adına üzerine yorum yapmanın üzerime vazife olmadığı güzellikte bir şiir gerçekten.. yalnız belirtmek istediğim bir şey var.. "sevgilim, yoksa sen sevgilim olmayabilir misin?" sorusunu "sevgilim yoksa, sen sevgilim olmayabilir misin?" şekilnde değiştirmek çok mu mazoşist bir ruh halinin göstergesidir merak içindeyim..
    albümü ilk aldığımda* kartonete baktıktan sonra -tabii ki henüz şiiri dinlememişken- ben nedense vurguyu "sevgilim yoksa, sen sevgilim olmayabilir misin?" şeklinde düşünmüş ve şiiri dinleyene kadar o şekilde hayal etmiştim..

    -doktor bey, acı çekmekten mi zevk alıyorum yoksa problem başka bir yerde mi?
  • anlamsız bir şekilde hayata girmiş bütün sevgililerine sarf etmek için can attığım şiirdir. hayır duygusal olucam ya... şarap içiyoruz yalnızız mum ışığı var... canımlar cicimler bebeğimler havada uçuşuyor... bende ki cümle şu "sevgilim yoksa sen sevgilim olmayabilir misin?" romantikliğin dibine vurucaz ya... o an kızın suratında ki o aptal ifade var ya beni kahrediyor.. söylemez olaydım diyorum ama söylemeden de kendimi alıkoyamıyorum.. sonrasında anlamsız bir şekilde aradan en fazla 2-3 ay geçiyor ve ayrılıyoruz.

    bu şiir nerede ne söylemem gerektiğini bana şarşırtmıştır şirazemi kaybettim bu şiirde ki bu cümleyi söyleme aşkımdan kaynaklı olarak..

    o açıdan sevdiğim bir cümle olmakla birlikte bana kaybettirdikleri çok olmuştur... aslında kazanmak isterken!
  • orda duran "git"leri de verip, yollandıran şiir.

    okumaya üşenenler mi var
  • yenilmişliğim. acizliğimin ibresi.

    bir yılmaz erdoğan şiiri.

    içinde hiç gönderme isteği bulunmayan bir "git!" duyduğumdan beri okuyorum bu şiiri, dinliyorum.

    az önce 3 kere dinledim, sabah 2 kere dinledim, şimdi 1 kere okurum yine,

    aşka aşığım, müsaitim abartmaya.
  • yılmaz erdoğan'a bu dizeleri yazdıran şeyi bilmiyorum ama harika bir haykırış gerçekten. ve yine şairden dinlemek çok keyifli ve düşündürücü.

    --- spoiler ---

    eğer bir söz, bir ses bekliyorsan bu adamdan
    içinde hiç gönderme isteği bulunmayan
    bir "git" lazımsa eğer...
    işte orada duruyor...
    ağzımın bir yerinde...
    almak ister misin dilini sokup aklıma
    sana ait olan herşeyi bir nefeste
    bir göz yumma anında
    bir soğuk telefon konuşmasında
    geri alabilir misin ?
    seni benden geri alabilir misin?
    kovabilir misin beni senden?
    sevgilim
    yoksa sen
    sevgilim olmayabilir misin?
    --- spoiler ---