şükela:  tümü | bugün
  • bir ismet özel şiiri. a shroud for my darling adıyla talat sait halman tarafından ingiliz diline tercüme edildi.

    türkçesi:

    alçak sesle uçuyor üzerimden
    saçları kına yakılmış bir kadının mihrâbı
    bu gövermiş güz günleri çıldırtır
    çileden ve kitaplardan çıkartır insanı
    urlar, karınca cesetleri
    titreyişlerle örtülür üstüm
    merak
    bir devrimcinin hazırlığıdır
    ve alçacık bir sesle uçar üzerimden
    kanser, begonya, ölüm.

    beyaz tülbentler camın arkasında
    ve çıkarılmış insan gözleri
    kırk batman ağırlığında sahici insan gözleri
    bağrına taş basan ana
    o ananın ölüsünde kalkan toz
    ey acılar gardiyanı, ey güz günleri.

    bir isyankâr çetecinin yağmuru altında
    kendi kavruk güzelliğimi yumrukluyorum
    kulunç gibi giriyor öğleden sonraları cumartesinin
    umudum
    ki hırçın bir hayvandır durmadan
    kalgıtır banknotları, miting alanlarını.
    ve tarçın kokusu ve yorgunluklarla
    oturduğumuz evleri tıkayan
    merak
    bir devrimcinin hazırlığıdır.

    yıkanır bazı bakır dövücüleri çarşılarda
    şakırtılarla sürüklenir bazlama açan kadınlar
    dibeklerinde inatlarını döven
    hınzır umutlarını döven kadınlar şakırtılarla.

    benim harcım değil bir yar sevmek gizliden
    her yanım bin türlü merakla dalanmakta
    o loş buhur kokuları, analarımız
    aşererken toprak yiyen analarımız
    yüreğimin palamarlarını çözüyor aya karşı
    gökçe sancım zonkluyor bileklerimde
    zonkluyor talaşlar, talaşlar
    şakağıma vuran balyozun talaşları.

    ingilizcesi:

    the shrine of a woman whose hair blazes in henna
    soars overhead in an undertone
    these violet autumn days inflict their madness
    driving you out of your senses and books
    tumors, dead ants

    chills and shivers cover me
    curiosity
    is the genesis of a revolutionary
    and above me in an undertone fly
    cancer, begonia, death.

    white gauze behind the windowpane
    and eyes plucked out
    real human eyes heavy like rocks
    a mother endures all the agony
    and the dust stirred up by her corpse,
    you warden of anguish, you autumn days.

    under the rain of the rebel leader
    i clobber my own scorched and paltry beauty
    saturday afternoons pierce like a cramp
    my hope
    is a ferocious animal
    which keeps toppling the banknotes and mass meetings
    and chokes the houses we live in
    with the aroma of cinnamon and with weariness,
    curiosity
    is the genesis of a revolutionary

    in the bazaars some coppersmiths wash
    and women who knead dough are dragged with clangs
    in their mortars they pound their stubborn streak
    and their vile hopes too.

    i cannot love a girl secretly
    a thousand curiosities prick me all over
    those gloomy smells of incense our mothers
    craving food in pregnancy must eat dirt
    unite the ropes of my heart against the moon
    my heavenly pain throbs in my wrists
    sawdust convulsing sawdust
    sawdust of the sledge that beats on my temples.
  • şairin kendi sesinden dinleyip, yükselerek arşa değmek isteyenler buyursun:

    http://www.youtube.com/watch?v=qwssq4sxl5a
  • "alçak sesle uçuyor üzerimden
    saçları kına yakılmış bir kadının mihrâbı
    bu gövermiş güz günleri çıldırtır
    çileden ve kitaplardan çıkartır insanı
    urlar, karınca cesetleri
    titreyişlerle örtülür üstüm
    merak
    bir devrimcinin hazırlığıdır
    ve alçacık bir sesle uçar üzerimden
    kanser, begonya, ölüm.

    beyaz tülbentler camın arkasında
    ve çıkarılmış insan gözleri
    kırk batman ağırlığında sahici insan gözleri
    bağrına taş basan ana
    o ananın ölüsünde kalkan toz
    ey acılar gardiyanı, ey güz günleri.

    bir isyankâr çetecinin yağmuru altında
    kendi kavruk güzelliğimi yumrukluyorum
    kulunç gibi giriyor öğleden sonraları cumartesinin
    umudum
    ki hırçın bir hayvandır durmadan
    kalgıtır banknotları, miting alanlarını.
    ve tarçın kokusu ve yorgunluklarla
    oturduğumuz evleri tıkayan
    merak
    bir devrimcinin hazırlığıdır.

    yıkanır bazı bakır dövücüleri çarşılarda
    şakırtılarla sürüklenir bazlama açan kadınlar
    dibeklerinde inatlarını döven
    hınzır umutlarını döven kadınlar şakırtılarla.

    benim harcım değil bir yar sevmek gizliden
    her yanım bin türlü merakla dalanmakta
    o loş buhur kokuları, analarımız
    aşererken toprak yiyen analarımız
    yüreğimin palamarlarını çözüyor aya karşı
    gökçe sancım zonkluyor bileklerimde
    zonkluyor talaşlar, talaşlar
    şakağıma vuran balyozun talaşları."
  • bir güz gecesi, kamyonlarla yüklü bir gemide, bir denizi usul usul aşarken, kamarada oturan sakallı- öksüren- sert adamlar ucuz tostları ile çaylarını içip televizyonda tekrarı yayınlanan sırnaşık aşk dizisine çatık kaşları ve iğrentiyle bakarken, geminin en uç kısmı olan pruvasında , giderek uzaklaştığım tertemiz gökyüzündeki aya bakarken sigara dumanını konuşturarak dilime takılan şiir.

    "benim harcım değil bir yar sevmek gizliden,
    her yanım bin türlü merakla dalanmakta,
    o loş buhur kokuları, analarımız,
    aşererken toprak yiyen analarımız,
    yüreğimin palamarlarını çözüyor aya karşı."
  • ''benim harcım değil bir yar sevmek gizliden''

    sevilene ithaf edilecek en güzel şiirlerden. en en.

hesabın var mı? giriş yap