şükela:  tümü | bugün
  • üstüne gidilmemesi gereken erkektir. sonuçta zaman ayırmayan değil ayıramayandır. bu sırada telefon etmiyor/mesaj yazmıyor/gönül almıyorsa bir şey diyemeyeceğim.
  • -hayatım bana zaman ayırdın mı?
    +yok hayatım hepsini apartman önlerine bıraktım.
    -ah aşkım sen gerçek bir şakirtsin.
  • bu durum geçici değilse aklımıza çeşitli şarkılar getiren erkektir...

    (bkz: you're going to lose that girl)
  • aslında sevgiliye değil sevgili fikrine ihtiyacı olan erkektir.
  • bu adam benim kocam. dolayısıyla bi zamanlar sevgilim ve nişanlımdı da.

    mesleğinden ötürü çok yoğun çalışan, özellikle ayın belli günlerinde çok gerekli ihtiyaçları dışında hiçbir şeye vakit bulamayan biridir. zaten başlıktan da anlaşıldığı üzere vakit ayır(a)mayandır. ilişkimizin ilk zamanlarında(cicim aylarını geçiyorum) bu durumu çok yadırgamış, "acaba beni artık sevmiyor mu? neden benle ilgilenmiyor? tuvalete gittiğinde bari kalkıp arayamaz mı? müşterileriyle gitsin evlensin, ben ayrılıyorum!" demişliğim çoktur. adamcağız onca işin arasında bir de benim bu şikayetlerime maruz kalınca iyice manyaklaşır hiç çekilmez olurdu. ben de kendi kendime ayrılır kendi kendime küsüp barışırdım. işlerden nefes almaya başladığı zamanlarda gönlümü alınca da dayanamaz yelkenleri indirirverirdim çabucak.

    sonra evlendik, evliliğin ilk günleri de yoğun çalıştığı günler çok sıkıntılı geçti benim açımdan. yok bu adam benden bıktı... beni eskisi gibi sevmiyor... evlenmekle hata mı ettim... falanlar filanlar derken... ee tabii evlilikte biraz daha katlanılır hal alıyordu ki en azından geceleri aynı yatakta uyuyabiliyorduk.

    hamilelik esnasında düşündüklerimi yazmıyorum bile. az çok tahmin edersiniz hormonları tavan yapmış bir kadının kendiyle ilgilenilmediğini düşündüğü zamanlarda neler aklından geçirebileceğini...

    şimdi 3 yıllık evliyiz, bir de çocuğumuz var. eşim yine aynı yoğunlukta çalışmakta. ama bu durum beni eskisi kadar etkilememekte. neden? çünkü hayatımın merkezi oymuş önceden. o merkez bana geçici süreyle çevrımdışı olduğunda da kendimi heba ediyormuşum. ama artık çocuktan, işten zaten kendime bile zor vakit kalırken onun beni ihmal ettiğini düşünemiyorum bile çoğunlukla.

    yani uzun lafın kısası... kızlar, eğer karşınızdaki adam herhangi bir sebepten dolayı sahiden yoğunsa üstüne gitmeyin. yoğunluğu azaldığı anda sizinle ilgilenecektir yeniden. ona azıcık nefes aldırın ve kendinize başka uğraşlar bulun. ama piçliğinden size zaman ayırmıyorsa... gönderin gitsin eşşek herifi.

    (bkz: bir mali müşavirle evli olmak)
  • sevgilisine ayıramadığı zamanı nerede ve nasıl kullandığı önemlidir.
  • kafasının üstü kaşınır.
  • gece vardiyasında çalışan bir madenci ise bu erkek pek tabii zaman ayıramayacaktır. 14 saat yer altında süründükten sonra sevgiliye 1 saatlik konuşma çok görülüyorsa hem haklı hemde haksız bir zamansızlıktır bu. sevgili de 6 saat derse girip öğleden sonra evde uyuyan bir öğretmen ise aradaki zaman farkı uçuruma dönüşür.
  • ayır-a-mıyosa ve bunu kanıtlayabiliyosa tartışmaya gerek yok , ama ayırmıyosa sorun. einstein da çözememiş onu.
  • işi gücü olandır. kendisine, arkadaşlarına, ailesine de zaman ayırması gerekendir. çok haklı, çok yoğun, çok cool adam canım bu...

    bu yoğun hayat temposu içinde o kızla ne ara karşılaşmış; yakınlaşacak, tanıyacak, sevecek zamanı nereden bulmuş; ilk mesajlaşmalara, ilk telefon konuşmalarına, ilk buluşmalara, görüşmelere, ilk ilgi sevgi gösterilerine nasıl vakit ayırmış da sevgili edinmiş orası biraz kafa karıştırıyor tabii...

    ama biz n'apıyoruz; işlerinin sonradan yoğunlaştığını varsayıyor ve sevgiliyi kanıksadıktan sonra sallamamaya başladığını falan düşünmüyoruz. öyle de pollyanna'yız icabında...