şükela:  tümü | bugün
  • yüzüne karşı söyleyemediğinizde yardıma yetişen ve internet sayesinde (bkz: blog) (bkz: ekşi sozluk) gün geçtikçe sayısı artan mektup türü. elbet sevgili okur diye internete salınır bu mektup.
  • ilişkinin iki kişi arasında yaşandıgını düşündüğümüzde ve sözlük vs gibi yerlerin tahmin ettigimizden daha sıkı takip edildigini de hesaba kattığımızda ters tepecek olan girişimdir. sen adam gibi yaz ne yazacaksan, posta, kurye ugrasamıyorsan da e-mail'la gönderirsin güzelim. bize ne senin sevgi pıtırcığından...
  • (bkz: ssg/#10479487)
  • "sevgilim,
    az sonra okuyacakların konuştuklarımızdan pek farklı değil, baştan bil istedim.
    anlarımızı payaşıyoruz, anılarımıza ortak ediyoruz birbirimizi, ne güzel.
    seni tanımadan çok önce bırakmıştım hayal kurmayı, sayende kaldığım yerden devam ediyorum diyemem ama yine de aklıma bazen gülümseten ihtimaller gelmiyor değil, teşekkür ederim.

    alışmak denen meretin yakıcılığından dem vurduk hep, anı yaşayalım dedik; öyle bir şartlamışım ki kendimi sana alışmamaya bocaladım epey. ilk zamanlar yanından ayrılıp eve döndüğümde, yüzünü bile gözümün önüne getirmekte zorlanıyordum. bir dahaki görüşmemize kadar unutuyordum seni. halbuki unutmak sana mahsustu.
    yanlış anlama, sana değer vermediğim ya da benzeri bir sebepten falan değil, tamamen senin başarın olarak geçmeli bu kayıtlara. olabildiğine tutarlı cümlelerle öyle başarılı uzak tutmuştun ki beni kendinden, bana sadece gidişata ayak uydurmak kalmıştı. nasıl bir temkindi bu, nasıl bir ihtimamdı hala açıklayamıyorum kendime.

    hani sözler verdik birbirimize, sonra verdiğimiz sözleri tutacağımıza dair söz verdik. tuttuk da, inandım tuttuğumuza. bir gün şeytan dürttü beni, bildiğin hissettim çomağını totomda. pürüz çıktı. çıkmasaydı keşke. ama oldu. konuştuk, anlaştık. ben hep inandım anlaştığımıza, üstelik hiç zorlanmadan, kendimizden taviz vermeye gerek kalmadan, olduğumuz gibi.

    bir şey itiraf etmeliyim şimdi sana. incecik, şeffaf, bir o kadar sağlam duvarlarına rağmen; mümkün olduğundan daha fazla özen göstermeme, dikkat etmeme rağmen verdiğim en önemli sözü tutamadım.

    üzgünüm sevgilim, özür dilerim.

    ama, ben sana alıştım."
  • tüm gerçekliğin boylu boyunca uzanmış yatarken koynumda ve sen alamazken gözlerini benden nasıl yapsam nasıl etsem de inandırsam kendimi "bitme vakti" nin geldiğine...nasıl bulsam da bir yolunu zamanı biraz daha yavaş akıtsam ve adımın cinderella değil de kirazsekeri olduğuna inanırsam?

    nasıl derim ki ? kal diye...bir yudumluktun ..baştan biliyordum...susuzluğuma lütfedilmiş bir yudum su..ötesi yok berisi yok...kalmak istesen de sıcaklığımda buharlaşacak bir yudum su..bir içimlik..

    "kal" demek kolay değil, "gel" demek kadar...bak gitme demiyorum sana "kal" diyorum diyemiyorum...oysa ki biliyorum kalamazsın gitmek istemesen de...

    derin bir sessizlik örtüyor repliklerimizi..sessizlikte kayboluyorum...guguklu saatimin kuşu yüreğinin vuruşlarına bıraktı yerini..her saat başı beynimin içinde çınlarken sen, nasıl inandırırım kendimi yokluğuna?

    anılarım uçuşuyor dört bir yanda...ilkin avusturyada bir meksika lokantasının tahta masasına konuyor...sana çizdiğim resimleri anımsıyorum...

    hatırladın değil mi? bir kalp yapıp ok geçirmiştim içinden de bana "beni vuruyor musun şimdi" demiştin...gülmüştüm...ama o ok bak şimdi yüreğime hançer gibi saplanıyor...

    dün ne güzeldi..hep dünde kalsaydık..neden bugün oldu ki? haksızlık bu..bu aşkın paha biçilmez acımasızlığı...
  • hala bıraktığın yerde otluyorum...
    gel al beni...
    yoksa sucuk olarak hemcinslerinin kahvaltı sofralarını süsleyeceğim...
  • seni asla aldatmam dedim. yalan söyledim. efe gelene kadar aldatmadım da. senin gibi de kokmuyor, senin gibi de dokunmuyor ama seni unutturuyor ya bir kaç saatliğine de olsa...o yüzden sırf bu yüzden işte....yoksa ben seni aldatmam ki...
  • "sevgilim,

    çırılçıplağım... bekliyorum."

    gayet açık, net.
  • çivit mavisi gözlerinin hayali çivi gibi deliyor gözlerimi, gözlerimi kapayamıyorum...