şükela:  tümü | bugün
  • en kötüsü, "hayır" demeyi öğrenemedim. "yemeğe kal." dediler, kaldım. oysa, kalınmaz. onlar biraz ısrar ederler; sen biraz nazlanırsın. sonunda kalkıp gidilir. her söylenileni ciddiye almak yok mu, şu sözünün eri olmak yok mu; bitirdi, yıktı beni.

    - oğuz atay
  • yoruldum, çok yoruldum.
    biraz değil çok yoruldum o şehirde.
    çokları çok aldı yaşamda benden.
    kimine emeğimi,
    kimine zamanımı vermekten yoruldum.

    fakir baykurt
  • ben aşktan daima kaçtım. hiç sevmedim. belki bir eksiğim oldu. fakat rahatım. aşkın kötü tarafı insanlara verdiği zevki eninde sonunda ödetmesidir. şu veya bu şekilde... fakat daima ödersiniz... hiçbir şey olmasa, bir insanın hayatına lüzumundan fazla girersiniz ki bundan daha korkunç bir şey olamaz.

    ( ahmet hamdi tanpınar)
  • "kaçış devrimcidir, kovalayış ise karşı devrimci!"

    çağrı kahveci
  • uyuşamayız, yollarımız ayrı;
    sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi

    orhan veli kanık
  • "tekrar tekrar çirkinlikleri yaşamaktır ihtiyarlık. bir insan erken gelen yaşlılıklarından sorumludur. çok konuşmak hiçbir şeyi düzeltmedi. istediğin kadar yeniden başla anlatmaya, bütün sözcükleri evir çevir; çirkin tekrarları sıvayamazsın. bir kadının bir kez yalancıktan inlemesi bile fazladır. bir kez yalancıktan sokulması. çirkinlikleri tekrarlamaktansa enayi başlangıçlara koşmalı."

    (bkz: sevgi soysal)
    (bkz: tante rosa)
  • her insan kendi olması karşılığında topluma bir bedel öder. az ya da çok ama mutlaka bir bedel... kimse bedelsiz kendi olamaz. bu bedel çoğu kez yalnızlıktır.

    (bkz: murathan mungan)
  • bir misafirliğe gitsem,
    bana temiz yatak yapsalar;
    her şeyi, adımı bile unutup
    uyusam...

    (bkz: melih cevdet anday)
  • " çoğu zaman üç beş kişi için yazdığımızı sanırız, onlar bizi okumazlar. asıl seslendiklerimiz, hiçbir zaman tanımayacağımız, başka üç beş kişidir. "

    atilla ilhan
  • ( sonuna kadar sıkılmadan okursanız , okunulası bir yazı olduğunu göreceksiniz. )

    başlangıç:

    gidenlerin arasından bakmayı bıraktığında başlıyor hayat.
    ve hayatta istediğin her şey, sen onu yaşamaya karar verdiğinde başlar.
    her şeyin ters gittiğinde, tanıdığını sandığın insanların ihanetiyle tanışana kadardır dostluk kavramına olan inancın.
    sonrasında geriye kalp ağrısı, uğradığın haksızlığı sindirememenin verdiği sancı kalıyor. ama korkma, geçiyor bunlar da zamanla.

    şarkı listeni değiştir, yeni şarkılar keşfet, yeni insanlara bedeldir.
    yeni kitaplar almadan önce, yarım bıraktığın kitaplar varsa onları oku, ya da okuyup da seni iyi hissettiren kitap varsa onu oku, iyi gelir. yaralarını sarman için, kelimeler yara bandı gibidir. eğer inanırsan iyileştirir.
    hayatta herkes her şeyi bildiğini sanırken, sen sus ve dinlemeyi tercih et. susmanın da bir şarkı olduğunu öğrendiğinde, dünyan daha keyifli bir hal alacaktır. inan bana.
    mutlaka seni eleştirenler olacaktır hayatta, herkes eleştirir. kimi alay etmeyi ve hakareti eleştiri kabul eder, kimi sadece eğlence olarak görür.
    biliyor musun, dünyanın en aciz insanı, bir başkasını kırdığını bile bile onun yarasıyla eğlenendir. insanlık böyledir onun için, eğlenceyi dahi bilmeyecek kadar basit dünyasında, kendi yalnızlığı ve kibirinde boğulacaktır. bunu da unutma.
    seni terk edip giden adam geri döndüğünde güçlü ol. güvenme ve ikinci bir şans da tanıma ona, çünkü hayatta güven tek kullanımlıktır. sen de kullan bunu.
    sabaha kadar ağladığın geceler, yalnızlıktan kusacak kadar olduğun anlar ve seni bırakıp gidenler, hepsi sana ne yaşattı ise aynısını yaşayacaktır. buna adalet denir, en azından insanların adaletinden daha adildir.
    ve gülümse, gülümseyebildiğin kadar hayata , çünkü ömür dediğimiz yarın bizden alınacak ; ne kadar bilinmez. ve yarın, ne olacağını da insan bilmez. insan plan yapar, allah karar verir ve uygular. bundan ötesini de sorgulama.

    sağlıkla uyandığın her sabah için teşekkür et tanrıya , nefes aldığın süre boyunca kimseyi kırmamaya özen göster, intikam almayı unut, kalbini kine teslim etme. bırak zamana her şeyi, bırak kendin gibi içindeki kini.
    nefes aldığın için bir kez daha teşekkür et tanrıya, dahası yalnız kaldığında seni yalnız bırakmadığı için de, güçsüz olduğunda kulağına fısıldadığı “ben yanımdayım.” sözleriyle, aslında her şey için teşekkür et. ne kadar çok teşekkür edecek neden var , değil mi?
    bak tanrı diye yazdım, ama sen içinden allah diye okuyabilirsin, çünkü ona hangi isimle seslenirsen seslen, sana her zaman cevap verecektir. emin olabilirsin buna.

    bir keresinde ben de senin gibi olmuştum. sindiremediğim o kadar çok şey ve neden vardı ki, kalbimi kusacak kadardı. ama sonra kitaplara sığındım ve bisikletimle hız limitini aştım. yokuş aşağıya ellerimi bırakmaktan korktum. çünkü bir defasında bırakmıştım, düştüm ve canım çok yanmıştı. insan bir defa düşünce, ikinci defa düşmemek için önemlerini alıyor kendince işte. ellerimi bırakmadım ve ikinci defa da kimseye güvenmedim.
    her neyse, konumuz sensin, ben burada gizli özneyim.
    sen, şiire üfleyen bir kadınsın. şiir seninle güzel, kitaplar seninle anlamlı, hayat seninle güzel, gökyüzü gözlerin kadar işte.
    birde, anne olman koşuluyla tanrı cennetini ayaklarının altına sermişti değil mi?
    bak yine tanrı dedim, ama sen yine onu, neyse işte… içinden ne geliyorsa öyle oku, çünkü o dillerin söylemediklerini, kalplerde olup bitenleri, dahası gönül incitenleri de biliyor.
    aslında tanrı ne çok şey biliyor değil mi?
    neyse, çok konuştum. sen de zaten yorgunsun. aslında üzgünsün, ama soranlara " yorgunum" demeyi bir kitapta okumuştun. öyle işte, üzgün olduğunu bir ben anlarım, bir de sürekli adına "tanrı" dediğim. aslında onun ne çok ismi, ne çok güzelliği var değil mi?
    işte, onun güzelliklerinden biri de sensin. en azından benim için öylesin.

    - d. sandıkcı