şükela:  tümü | bugün
  • platonik aldatmaca. hüzünlüdür, acı verir ama katlanır süratle sevmeye devam edersin; sonu derin depresyonlara kadar gider. layık olmayanı sevmemek, sevgiyi abartmamak lazımdır.
  • profesyonel yardimi gerektirir.
  • insanda saplantı haline gelebilen ve giderek sevgisinin yoğunlaşması haline dönebilecek durum
  • bekklentisiz sevmeyi denediniz mi?
    hiç beklentisiz sevdiniz mi?
    yani "bugün telefon etmedi" demeden, "şu an nerede acaba?"
    diye kendi kendinizi yemeden, "yaş günümü hatırlayacak mı
    acaba?" diye bir beklenti içine girmeden...
    sevdiniz mi hiç?
    onun, size ait olmadığını kabul edip,onu özgür yaşamı
    ile sevmeyi denediniz mi?
    yanındaki erkek arkadaşına aldırmamayı öğrenip ama aldırmıyormuş gibi
    yapmadan, gerçekten aldırmadan,
    "bitecekse biter , bunu ben değiştiremem, beni sevmeyi
    bırakmasını değiştiremeyeceğim gibi" diye düşünüp.
    onu yersiz kıskançlıklara boğmaktan ve kendinizi
    yıpratmaktan vazgeçebildiniz mi hiç?
    hiç beklemeden çalan bir kapıda,
    onu karşınız da görmek ne güzeldir bilir misiniz?
    beklemediğiniz bir anda hediye almak en sevdiğinizden...
    ve beklemeden gelen bir "seni seviyorum" mesajının
    tadına varabildiniz mi hiç?
    siz istediginiz için degil, o istiyor diye yapildi mi tüm bunlar? ve
    beklentisiz sevmenin tadina bakabildiniz mi hiç?
    "bugün beni hatirlamadi" yerine "hiç beklemiyordum,
    senin gelecegini" diyebilmek ne güzeldir oysa...
    onu bogmadan, kendinizi bogmadan sevebilmek
    ne güzeldir... sahiplenme duygusundan uzak,
    sevmenin, sevilmenin tadina varabildiniz mi hiç?
    yapilmamis davranislar, söylenmemis sevgi sözcükleri ile
    kendi kendinizi ask çikmazinda kaybedeceginize,
    hiç beklenmeyen bir demet çiçekle mutlu oldunuz mu?
    beklentisiz sevin...
    ben, beklentisiz seviyorum...
    "niye aranmadim" diye düsünüp kendini kendinizi
    yiyeceginize, hiç beklenmedik bir "seni özledim"
    mesaji ile aski yakalayin..
    beklentisiz sevin...
    ben, beklentisiz seviyorum...
    o, sizin sevgiliniz oldu için degil.
    ona tapulu maliniz gibi, çantaniz, arabaniz gibi
    davranma hakkiniz oldugunu düsünmeden.
    onu sevdiginiz, onun da sizi sevdigi için sevin...
    sevgiye karisan "beklenti" denen illeti
    hemen silin askin ak sayfalarindan...
    göreceksiniz ki, o zaman ask, baska bir güzel...
    göreceksiniz ki, o zaman sevgili, daha bir romantik...
    göreceksiniz ki, o zaman sevmek ve sevilmenin
    damaklarda biraktigi tat, yillanmis sarap gibi, beklenti
    zehrine karismadan bir baska döndürüyor insanin basini..
    ben, beklentisiz seviyorum...
    onun nerede oldugunu merak etmiyorum...
    "beni bugün neden aramadi" diye
    geçirmiyorum içimden, aramadigi zamanlarda...
    gelecege dair hayallerim de yok zaten...
    ben, sevgiyi yasiyorum...
    onun yanimda oldugu anlar o kadar degerli,
    o kadar kiymetli ki... gerçeklesmemis ve
    gerçeklesmeyecek beklentilerle mahvetmiyoruz o anlari...
    beklentisiz seviyoruz...
    sevdigimiz için seviyoruz...
    hayalsiz, geleceksiz, beklentisiz... anlik seviyoruz...

    deneyin... beklentisiz, sevmeyi deneyin bir gün...
    beklentilerle bogdugunuz asklariniza aciyacaksiniz...

    can dundar
  • sevmek bir alis veris degildir. icten gelir. karsilikli olmasi gerekmez. zaten karsiligi oldugunu bilmek varolmasina yetmez.
    sevilmemek bir alis veris degildir. elde degildir. sevilmemeye dayanmak zordur. bu dunyada kendisine hapis bir vucut ve daha acisi bir ruhla, onu degistirmeden yasamak, onun yokolmasini bekledigin gune kadar, lanetlerin en garibidir, herkes bununla dogar. bir de bunun ustune, o hapis oldugun beden ve takintilariyla varolan ruhun icinde kendini sevmek, kendinle yasamak, alternatifi olmayan bir yoldur.
    bu durumda elden gelen, onu sevmek, onunla yasamaktir. nasil yapmazsiniz ki? kendinizden baska yol mu vardir? ilerlemek tabi ki mubah, hatta farzdir, ama nereye kadar ilerleseniz de bazi huylar kalir.
    ve hayat sizin icin sizin icinizde devam eder, kendinizi bir sekilde sevmeyi ogrenirsiniz, baska alternatif yok, seversiniz, yasamaya devam etmek baska turlu ne mumkun?
    ve baskalarini da seversiniz, nasil sevmezsiniz ki? bu dunyanin kalles yalnizliginda tutunacak bir dal bulmak zaten yeterince zor, o dala elini uzatmak buyuk cesaret, bir de o tutarsa, ya tutarsa, ne yaparsiniz bu kadar mutlulukla?
    ama iste her zaman mumkun degildir tutunmak. tutunamayanlar genellikle akip giderler o nehrin icinde, bir sekilde denize karisincaya kadar ruhlari. bilmezler aslinda farkli maddeden olduklarini, isteseler de karisamayacaklarini.

    bir de butun bu karisiklik icinde sevmeyi secmek, sevmeyi sectigin tarafindan secilmemek ne kadar acidir. bunu bilmek nasil bir izdiraptir, kabullenmek, o kisinin istemedigini, sevmedigini, istemeyecegini.
    ve bunu kabullenip bir de ustune sevmeye devam edebilecek cesaret yoktur ki kiside. nasil olsun? hayat yeterince zor, zaten aci icindeyiz. bir de bu aciya ne gerek var? hayat devam etmeli, ve hepimiz icin devam eder zaten, etmeyebilir mi?
    sadece iste, bazen, bir kisi cikar da soyleyiverir bunu "sevilmeme gerek yok sevmek icin, ben seni sevdim, seni.. beni sevmeni degil". bunu diyebilmek nasildir acaba? cesaret ister, aciyi goze almak ve hatta aciyan yaralara tuz basmaktir. mumkun bile degildir belki. ama iste yapanlar cikar.

    bilmeden sevdiklerine hayattaki en guzel iltifati ettikleri, onun acisini ona bile sezdirmeden yasarlar, karisincaya kadar ruhlari, bir gun herkesin karisacagi denize.
  • bile bile acı çekmek hayatının o bölümüden zevk aldığını sandırır ama aslında hic zevk alamazsın.başka birini gözün görmez.(bkz: gecmeyen ask acisi)
  • seven kişiyi çok üzer. ama aşk acısından da vazgeçemez, sevmekten vazgeçemez ve bu bir saplantıya dönüşür. sevdiği kişinin başkasını sevdiğini görmesi olasıdır. ancak burda unutulan çok önemli bir nokta, sevilip de sevmeyen kişinin de en az seven kadar acı çektiğidir. hele bir de sevdiği birisi yoksa.
  • beraberinde büyük bir kaybetme korkusu ile gelişir. bu iki öge biribirini besler durur. kaybetme korkusu arttıkça bağımlılık ve elde tutma çabası da artar.
  • (bkz: yalan)