şükela:  tümü | bugün
  • kalıpların içinde yaşamak mı yoksa içinden geldiği gibi davranmak mı?

    yıllardır cevabını aradığım, üzerine düşündüğüm ama bir türlü cevabını bulamadığım sorular. flörtün daha hemen başında, cinsel çekim hissetmeden ve bunu yaşamadan isim koyulan her ilişkim farkında olmadan kalıplara sokulduğu için, sabah içimden gelmeden günaydın, gece o aklıma gelmemişken iyi geceler, gün içinde sesini özlemeden ne yapıyorsun yazmak zorunda kaldığım için her seferinde kalıbı kırıp eski duruma dönmek zorunda kaldım çünkü bunları yapmazsam sanki hata yapıyormuş gibi hissetmekten yoruldum.

    ne zaman içimden geldiği gibi kalbimin sesini dinleyerek biriyle takıldım, ona karşı bir çekim hissettim, illa sevgili olunması gerektiğini düşünmeden cinsel birliktelik yaşadım, olayların akışına kendimi bıraktım, içimden geldiği zaman onu aradım, 3 gün konuşmayıp 4.gün onu özlediğim için yazdım, ilişki sürecini kalıplara sokmadım, işte o anlarda aldığım keyfi hiçbir zaman alamadım.

    ancak bu tarzı uygulaması zor çünkü kalıba girmek demek aynı anda içten gelmeyen şeyleri yapmaya başlamak demek. sanırsam nabza göre şerbet vermeye, mış gibi yapmaya devam etmek gerek.
  • (bkz: enter tusu)

    daha guzeli icin;
    bosluk birakmadan sevismek-sevismeden bosluk birakmak.
  • sevgiliniz uzun zaman sizi aramıyorsa bu kalıpların dışına çıkan bir ilişkiniz olduğundan çok, sizi aramadığı sürelerde başka birileriyle gayet hoş 'sohbet' yaptığındandır. çok da şey etmemek lazım o kısmı.

    sevişin.
  • her iki durumu yaşamış biri olarak sorunun temel kaynağının türk kadınlarının zihniyetlerinden kaynaklandığını düşünüyorum. bu zihniyettir özgüvenimizi azaltan, bu zihniyettir bizi el mahkum bırakan. başka sözüm yoktur hakim bey..
  • ikisi de sıkar . mecbur kalırsam 2.şık.
  • ergenlikten erişkinliğe geçişte yaşanan ikilemlerden biri.

    büyüyünce aklınıza takılmıyor böyle şeyler.
  • ikinci şık tercih edilir. ilk şık sadece romantik serseriler içindir.