şükela:  tümü | bugün
  • otisabi'nin maceralarını canlı canlı takip edebileceğiniz erkek tipidir. sizinle beraber olamayacağını anladığı anda cin misali kaybolur.

    hakkındaki akademik(!) makale için sizi buraya alalım : http://www.hthayat.com/…-sevismiyorsak-gorusmeyelim

    link ölmüş , şurdan devam :

    "
    metroseksüel erkek, überseksüel erkek, maço erkek, çapkın erkek derken, bizzat kendi ellerimle yeni bir erkek türü keşfetmiş bulunuyorum efenim: “sevişmiyorsak görüşmeyelim erkeği” tüm riyakarlığı ve yalandan iyi niyetiyle huzurlarınıza takdimimdir. okuyalım, öğrenelim, zeki geçinen bu kötü kalpli yalancıların oyununa gelmeyelim!

    ilgilendiğimiz biri “ama ben sana arkadaş olarak bakıyorum” dediği vakit, içimizden “şaşı bak şaşır inşallah!” diye geçirdiğimizin farkındayım. hatta çoğu zaman çok daha fazlasını da söylüyoruz: “kör ol da bakama inşallah!” gibi… peki, böyle bir durumda biz küçük leydiler ne yapıyoruz? medeniyetimizi sürdürüp o adama yine de iyi davranıyoruz değil mi? yani, ortada maddi-manevi bir faydalanma ve kullanılma durumu yoksa öyle yapıyoruz genelde. ilgi göremiyoruz diye pes de etmiyoruz esasen çoğu zaman… iyi niyetle sabretmeye ve o adamı istediğimiz kıvama getirmek için, arkadaş kisvesi altında türlü şirinlikler sergilemeye, aklını çelmeye çalışıyoruz. zaten insan olan böyle yapar. gerçekten ilgi duyduğu birinden, bir kere hayır dedi diye vazgeçmez, duygularının arkasında durur. en azından durmalıdır; yoksa ‘duygusal kaypak’ olur ve normal şartlarda duygusal kaypaklık, zayıf bir kişiliğin göstergesidir. gel gelelim günümüz metropolünde duygusal kaypaklık, duygusal bir gereklilik olarak algılanmaya başlamış vaziyette. bilhassa erkekler dünyasında. artık ortalık: “sevişmiyorsak görüşmeyelim” diyen duygusal kaypaklardan geçilmiyor. ve tam da bu noktada “sevişmiyorsak görüşmeyelim erkeği” karşımızda başlı başına bir tez konusu olarak beliriyor.

    herkes sevişmek istiyor

    arkadaş seçimleriniz ne yöndedir, erkeklerle iletişiminiz nasıl şekillenir bilemiyorum. ama ben çocukluğundan beri erkeklerle arkadaşlık etmeyi tercih edenlerdenim. dünya yakışıklısı da olsa, bazılarının arkadaşım olarak kalmasını, hayatımdan hiç çıkmamasını isterim çünkü. aslında bu benim için bir artı değer göstergesidir yani. herkesle sevişmem, sevgili olmam mümkün olmadığı için, sevdiğim insanların arkadaşım olarak kalmasını tercih ederim. ama az önce de belirttiğim gibi, artık insanlar kullan at, seviş geç sularında yüzüyor. herkes, düzeltiyorum her erkek, özellikle sevgilisi yoksa güzel bir kadınla tanıştığı anda sadece ve sadece sevişmek istiyor, sevişemediğiyle de görüşmeyi kesiyor. öyle bir sürece yayarak da değil üstelik. sevişemeyeceğini anladığında, bıçak gibi, bir anda. sizse “e ne oldu? ne güzel geçiniyorduk…” diyip bakakalıyorsunuz!

    bu muhterem beyefendilerin “arkadaşa ihtiyacım yok, benim zaten arkadaşım çok” diye düşünüyor olmaları muhtemel. ancak beşeri ilişki hukukundan zerrece anlamadıkları için, kafa göz yararak, niyetlerini açığa vurarak bunun altını çiziyor olmaları, tek kelimeyle zavallıca görünüyor. yani sevişme isteğinde sorun yok; o tamamen doğanın gereği… sorun isterken beklenen medeniyetin, istenilen alınamayınca yerini top yekun medeniyetsizliğe hatta terbiyesizliğe bırakmasında.

    sevişmiyorsak görüşmeyelim erkeğini neye benzer?

    sevişme meraklısı erkeğin, sevişemediği durumlarda irtibatı koparmasından yola çıkarak, gerek kendi hayatımda gerekse çevremdeki kızcağızların hayatında tespit ettiğim bu yeni modeli, “sevişmiyorsak görüşmeyelim erkeği”ni alt başlıklara ayırdım. öyle ya, herkes kadar ben de genellemelere karşıyım. en azından tek başlıkla sınırlı kalmamasından yanayım… detaylandırmak lazım. şöyle ki:

    tip 1: iş bahanesiyle gelen

    bu minik sinsiler, genellikle bulundukları pozisyonu kız tavlamak için kullanan, arkaik beyinli, düz mantıklı; “statü bende kızlar bende” kafasındaki canlılardır. normal şartlarda, merhaba demeye cesaret edemeyecekleri kızlara iş verme bahanesiyle yaklaşıp sevişmek isterler. hırslı kadınlar, kariyerlerinde yükselmek için her türlü “tavizi” vermeye hazırdır bunların gözünde. dolayısıyla, istediklerini alacaklarından pek eminlerdir. söze iş teklifiyle girip buluşma teklifiyle çıkarlar. arada oyalayabilirseniz, bir süre size söz konusu işi yaptırabilirler bile. ama istediklerini alamayacaklarını anlayınca… işte o zaman hem söz konusu işten olur, hem de bir daha aranmazsınız. dahası kötü bir ihtimalle paranızı da alamamanız mümkün. dolayısıyla, bir adam size durduk yerde iş teklif ediyorsa tek kaşınızı kaldırıp sormanızı tavsiye ederim: “benimle sevişmek istediğin için mi işi bahane ediyorsun?” diye. gerçekten cesareti varsa, doğru cevabı verir. yoksa da sevişme isteğinden vazgeçer. söz konusu adamla sevişmek istiyorsanız o zaman işiniz kolay; sevişin, işi kapın; ama sözleşmeyi imzalamadan asla!

    tip 2: konuya bodoslama giren

    bit kadar bünyesinde barındırdığı dünya kadar özgüveni, hangi masal prensinden aşırdığını aklınızın almadığı, genellikle fazla yakışıklı, bazen nedeni belli olmayan bir şekilde fazla ilgi görmüş, çoğu zaman kasıla kasıla ölen tiplerdir. her kadının kendileriyle sevişmek isteyeceğinden öyle eminlerdir ve bunu hayatları boyunca öyle çok deneyimlemişlerdir ki, sizin onunla sevişmek istemeyeceğiniz ihtimali aklının ucundan bile geçmez. dolayısıyla sevişme taleplerini gayet açıktan uluorta, herkesin içinde ve tüm rezalet ihtimallerini göze alarak dile getirirler. diyelim ki, siz sevişmek istemediğinizi bildirdiniz; yine de herkesin içinde sizinle sevişmiş gibi konuşmaktan çekinmezler. öyle ya, siz kimsiniz ki onunla sevişmeyeceksiniz, değil mi ama? böyle bir erkek karşısında size tek önerim; sevişin, kurtulun. sevişmeseniz de sevişmiş kadar zarar görürsünüz zaten. üstelik bunların elinden başka türlü de kurtulamazsınız.

    tip 3: dede

    çapkınlık aleminin en eski üyeleri, “dedeler” diye tanımlayabileceğimiz, 50 yaş üstü sevişmiyorsak görüşmeyelim erkeğine geldi sıra. tahmin edersiniz ki, dedelerde de ya para vardır ya mevkii… dedelerden kaçmanız olanaksızdır; çünkü ya patronunuzdur bunlar ya da iş yaptığınız insanlar. diğer sevişmiyorsak görüşmeyelim erkeklerine oranla daha nazik, daha kibar, daha flörtöz olmalarına rağmen, neticede dedeler de sevişmek isterler. ve eğer onlarla sevişmezseniz, anında sizden vazgeçerler. gerek iş, gerekse özel hayatlarında. tabii dedelerin büyük jestleri, nezaketleri ve ilgileriyle dağılmış olan bünyeniz, bu ani vazgeçiş karşısında afallar, duvara çarpar, bir süre kendine gelemez ama olsun… zamanla iyileşirsiniz. zaten dedelerle bir kere sevişip kurtulmanız da mümkün değildir. bir dede, bir kere seviştiği kadınla, her zaman sevişmek ister ve sevişebileceğine inanır. bilginize.

    tip 4: arkadaşlık bahanesiyle gelen

    işte, sevişmiyorsak görüşmeyelim erkekleri arasında en can sıkıcı, gidişi en can yakıcı olanı. bu tip, yanınıza sinsice sokulur, en iyi arkadaşınızmış gibi davranır ve hatta sizi buna inandırır. tam siz, “kanka n’aber?” moduna geçmişken ve eski sevgililerinizi bu minik sinsiye çekiştirirken, pat diye sevişme isteği çıkar içinden! ne o isteğin geldiği yeri ne de durduk yere ortaya çıkma sebebini anlamlandırabilirsiniz. öylece bakakalırsınız. siz bakakalmışken, arkadaş numarası yapan sevişmiyorsak görüşmeyelim erkeği sizinle sevişemeyeceğini anlayıp ipleri koparmış olur zaten. telefon edersiniz, açmaz. mesaj atarsınız, dönmez. size kendinizi suçlu hissettirmek için, her şeyi ama her şeyi yapar. zavallının duygularını incittiğinizi düşünüp vicdan azabı çekerken siz, onun kendini başka bir sevişme potansiyeli olan kadına eklenti ettiği gerçeğiyle yüzleşirsiniz. yedekli çalışmak, sevişmiyorsak görüşmeyelim erkeğinin her tipinin ortak özelliğidir zaten. sakın bu sinsi yılanlara acıyıp da onlarla sevişmeyin… anında toz olurlar, yani sonuç değişmez! boşu boşuna seviştiğinizle kalırsınız.

    tip 5: ilişki istiyormuş gibi gelen

    doğduğu gün ölmesi gereken bu tip, uzun vadede gelecek planları yapan, sanki ilişki istiyormuş gibi davranan, yalandan flört eden, üçkağıtçıların efendisi bir tiptir. ağzınızdan girer burnunuzdan çıkar sizinle sevişmek için. doğmamış çocuklarınıza isim koyar, tatil planları yapar, size prenses gibi davranır… ama istediğini alamayınca, işte o zaman çirkef kesilir. arkanızdan olmadık lafı ettiği yetmezmiş gibi, telefonları açmaz, mesajlara dönmez. insan değildir kendisi esasen; bir tür ilkel canlıdır. maymundan tam evrilmemiş bir beyni ve en az maymunlar kadar ilkel seksüel güdüleri vardır. tam da bu nedenle, arada bir sizi yoklar, sevişmek istiyor musunuz diye bakar, istemiyorsanız, gider başkasıyla sevişir. size olan aşkı sevgisi, ilişki hikayesi, komple yalandır. dediğim gibi, bu tip görünürde insandır.

    seviş ya da sevişme

    anlayacağınız üzere, bir “sevişmiyorsak görüşmeyelim erkeği”ne nasıl davranırsanız davranın, neticede sizi aramaması, irtibatı koparması olasıdır. onu iyi niyetle, dostane davranarak, huyuna giderek durduramazsınız. istediğini almadan durmaz. istediğini almazsa tatmin olmaz. tatmin olmadığı için hayatınızda kalmaz; hoş tatmin olsa da hayatınızda kalmaz… insani iletişim, arkadaş kalmak, hoşlandığı kadın için savaşmak filan bozar sevişmiyorsak görüşmeyelim erkeğini. opsiyonların bolluğunun farkındadır ve hedefe odaklı davranır. kabul görmediği ya da istediğini aldığı anda, esas amacı olan sevişme eylemini gerçekleştirebileceği yeni bir dişi aramaya koyulur. bu onun doğasında vardır. ama işin daha da fenası, iki başlı yılandan daha zehirli olan bu erkek türünü yaratan yine kadınlardır. sevişmeyi “mesele etmeyen” kadınlar olduğu sürece, sevişmiyorsak görüşmeyelim erkeği kılanı güçlenerek çoğalacaktır. kendi davranışlarınızı kontrol altına almazsanız, bu adamlara daha çok rastlarsınız… normaldir, olur öyle.
    arzum uzun
    "
  • ne istediğini bilen erkektir, bu açıdan tebrik etmek lazım..
  • kendini kullandırma tarihi geçmiştir. büyümüş bir erkektir.
  • kendi açısından haklı bir erkektir. böyle davranmasının nedeni sevişmek dışında görüşmenin gereksiz olduğu kadınlardır.
    yani davranışı sadece belli kadınlara karşı olabilir. gerçekten de bazı kadınlar sevişmek dışında insanı heyecanlandırmaz. yanında olmak istemeyebilirsin. sohbet etmek konuşmak da 5-10 dk sonra sıkıcı gelir ama çok güzel sevişiyordur ya da çok sık.

    yani bu ayıp bir şey değil. insanlar başkalarıyla hoşlandıkları şeyleri yapmak isterler. bu açıdan bu erkeği ben gayet anlaşılır buluyorum ki davranışı kendisiyle ilgili de değil.
  • gereğini yapan erkek. oyalanmaya gelmez.
  • net adam.
    "araban yoksa buluşmayalım kadını"nı, "paran yoksa yemeğe çıkmayalım kadını", "kariyerin yoksa gözüme görünme kadını", "evlenmeden olmaz kezbanı"...
    net insanlar bunlar hep... ama nedense eşit derecede takdir görmezler.
  • y ve sonrası kuşaklara dahildir. bir şey yapabilmesi için ödüllendirmek zorundasınızdır. eğitmek, çalışma ortamında zaten görevi olan şeyleri yaptırmak, sohbet etmek, aşık olmak dahil her şey için "ödüllendirilme" beklentisinin karşılanmasını ister. bu karşılanmadığı takdirde "neden yapayım ki?" moduna girer, tribal enfeksiyon geçirip ölür. ondan sonra ıssız adam ya da ıssız kadını oynamaya başlarlar işte. zordur hayatları yani; hiç büyümezler çünkü.
  • (bkz: sametc)