1. onur ünlü'nün beş şehir filminden...

    şevket var, oyuncak tren yapar. dilek'e aşıktır. dilek can sıkabilir ama.dertlerim filan.kız, ismine güler. o da "ama ismim şevkeeet" der.evi var.

    ve kedi..böyle şey görmedim arkadaş. saçmasapan yorum yapan kedi gördümdü ama bu öyle değil. bildiğin laf yapıyo ağzı. heidegger okuyor. çok fena. işine gelince ben ne bilirim ki durumları yapar kediliğe vurur, işine gelince nasihat verir akıl verir.ama candır kedi.

    ------------------

    (bkz: ahmet rıfat şungar)
    (bkz: şebnem sönmez)
  2. şevket : git söyle ona tezgahı toplasın

    kedinin arkadaşı kedi: maaaawww

    şevket: trenleri çalmasınlar...bi de söyle.. özür diliyorum ondan

    kedinin arkadaşı kedi: maaaaaaaaaaaawww

    şevket: özür diliyorum bak...nankörlük yapmasın.
  3. şevket: hiç ilgilenmedi benimle, çay içmeye davet ettim, oraya da gelmedi.

    kedi: e, çaydan.

    şevket: ne çayı, ne alakası var?

    kedi: çaydan, çaydan. bu durumlarda kahve her zaman daha çok işe yarar. bak, çayda kadınları rahatsız eden bir şey, böyle “yerel bir tını” var.

    şevket: yerel mi? ne alakası var? çay yerel, kahve değil mi?

    kedi: bak, ”benimle kahve içer misin sorusu bütün kadınlarda, hepsinde aynı rahatlatıcı çağrışımı yapar. beyaz fincan, porselen, şık, mayhoş aroma kokusu, hele latin ezgileri heheeeyy neler neler. ama çay, çay böyle “başarısız erkek” gibi bir şey demek çay.

    şevket: bence artık heidegger okuma, kafan iyice naziler gibi çalışmaya başladı.

şevket ve kedi hakkında bilgi verin