şükela:  tümü | bugün
  • sikmek sikilmek ,açmak açılmak,yazmak yazılmak gibi
    mastar halinde bir fiil we ardında gelen aynı fiilin edilgen halinden oluşan ikileme..
  • insan dedigimiz varligin bu iki eylemden hangisine daha buyuk ihtiyac duydugu buyuk muammadir. "insan oncelikle kendi gudusunu tatmin etmeye calisip, sevmek isteyecektir, dissal unsurlara endeksli olan sevilme ihtiyaci ise bilincsizce ikinci plana itilecektir" denilebilir ancak, zaten bu yuzden vardir su tip bir soylem : "sevilmek yoktur sevmek vardir". ancak bu savlar soz konusu muammanin cozumlenmesi icin yeterli guce sahip degildir ne yazik ki.

    konu hakkindaki diger literatur icin :

    (bkz: ben de sevmek sevilmek istiyorum)
    (bkz: sevmeden sevilmek)
    (bkz: sevmek)
    (bkz: sevilmek)
    (bkz: sevil parfumeri)
  • dengeli ve denk insanların işi.
    el terazi goz mizan kararlı ilişkiler dileriz...
  • eskiden amacti, $imdi sperm dokmek icin arac oldu.
  • "sevdin, sevildin
    daha ne isteyesin?"*
  • --- spoiler ---
    fuzuli ye sormuşlar:
    sevmek mi daha güzeldir, sevilmek mi?
    -sevmek demiş... çünkü, sevildiğinden hiçbir zaman emin olamazsın!
    --- spoiler ---
  • tek istediğimiz sevmek ve sevilmek, görünüşte en kolay, ufak bir gülümsemeyle, sıcak bir sarılmayla gerçekleşebilecek olan, ama bir türlü beceremediğimiz, bir türlü alamadığımız ve veremediğimiz olan..

    çocukluğumuzun masumiyetini kaybedişimizle, içi boşaltılmış bir kavram, üzerine kitaplar yazılan, şiirler okunan ama asla yeterince hissemediğimiz, bulamadıkça hayatımızın ulaşılayaman rüyası haline geldi sevgi.. kişisel gelişim kitaplarında yazıldığı gibi önce kendini sevmekten geçiyor elbette sevgiye ulaşmak, ama hep ille ön koşulları mı var sevmenin ve sevilmenin, kendini sevmesen de sevilemez misin olduğun gibi? sürekli bir iyileşme ihtiyacı halinde, sevgiye değer olabilmek için çırpınan ve bu nedenle günden güne değersizlik duygularına boğulan bunca insan sevilmeyi haketmiyor mu? sevilebilmek için bu kadar çaba mı harcamak gerekiyor gerçekten? rağmen sevmelerle, için sevmeler arasında sıkışıp kaldıkça daha da uzaklaşmıyor mı, ufak bir gülümsemeyle içimize sevgi yayılması hali...

    karşımızdakilerin bizim için ne yaptığıyla ölçüyoruz ne kadar sevildiğimizi, kendi beklentilerimizin büyüklüğünü, karşımızdakini belki de aşamayacağı bir duvarın üzerinden atlatmaya çalıştığımızı düşünmüyoruz. yapamayınca yargılıyoruz, küsüyoruz, kendi halimize üzülüyoruz. sevmek testlerle mi ölçülür sahiden? orada ölçtüğümüz şey sevgi mi; yoksa dürüstlük, cesaret, azim, irade ve niyet mi? ilişkileri sürdürebilince mi sevmiş ve sevilmiş oluyoruz? sevgiden neden bunların hepsini kapsamasını bekliyoruz? vazgeçilemeyince mi sevilmiş oluyoruz? vazgeçilememizin altında saf sevgi olduğundan nasıl bu kadar emin olabiliyoruz? ya da istediğimiz gibi sevilmeyince neden kendimizi yerden yere vuruyoruz? neden yalnızlaşıyor ruhumuz ve bir karanlık gölgelemeye başlıyor hayatın renklerini..?

    kendi merkezimizin dışına kaç defa çıktık, sırf sevilebilmek, vazgeçilmemek ve kabullenilmek için..
    yine de olmadığında sevilmeye layık olup olmadığımızı kaç defa sorguladık? dünya kaç defa adaletsiz geldi bize, almak vermek hesabından zararla çıktığımızda? ya da kaç defa yalan söyledik sırf sevgiyi kaybetmemek için, dürüst olamadık karşımızdakine? kaç defa kendi tarifimizi ne kadar sevildiğimiz üzerinden yaptık ve böylece onaylara bağımlı hale geldik? kaç defa öfkelerimizi sevmemek için bahane olarak kullandık, sevginin yerine hınçlarımızı koyduk, belki haklı çıktık belki kazandık ama sonunda mutsuz olduk..?

    insan iyisiyle kötüsüyle içinde olmayan hiçbirşeyi tariflendiremez, dışarı yansıtamaz. bu kadar aradığımız, oldurmaya çalıştığımız şey aslında gerçekten içimizde, her ne kadar dışardan onay alma ihtiyacı duysak da, aslında kendimize ve dünyaya bizim bakışımızda. bu kadar hesaba, şifaya, kedere, içinlere, rağmenlere, anlam yüklemelere, testlere, aidiyetlere ihtiyacı olmadığını göstermek için; herkesin sırf varlığı dolayısıyla sevmeyi ve sevilmeyi hakettiğini göstermek için; aslında herşeyin çok çok basit olduğunu anlatmak için, bir çocuğun saflığıyla sadece dokunup hissetmemizi bekliyor..
  • aynı anda gerçekleştiğinde en güzel hallerinin yaşandığı eylemler bütünü.