şükela:  tümü | bugün
  • bir gün sevdiğinizin, sizi bir kurbanlık koyun gibi, kulağınıza yalandan sevgi sözcükleri söyleyerek, elinde bir kör bıçakla, ağır ağır, derinizi yırta yırta boğazlamasıyla sonuçlanacak durumdur.

    hep doğru olmaya çalışırken, insanı doğrulamayacak hale getiren, ekmeği ıslak, suyu tatsız, havası kuru bir dünyada, dilencinin önüne atılan bozuk para gibi, "al yaşa!" diyerek atılan bir temenninin ardından yürüyüp gidenin peşi sıra, kafanızı bile kaldıramayacak halde bakmaya çalışarak, bir hapis hayatı yaşamaya mahkum bırakılmayla sonuçlanacak bir vaziyet.

    kendi canından öte koyduğunun, bir başkasının koluna girip, yalanlarıyla kurduğu dünyayı başınıza yıkarak basıp gitmesiyle sonuçlanacak bir hal.

    çocuklarınıza kitap okutmayın. şiir okutmayın. bırakın evvela herkes gibi, herkes kadar sevmeyi öğrensinler. sonra da öğrenirler gerekirse içi boş, karşılığı ve manası olmayan, olmayacak alengirli lafları.
  • martin eden'i düşünerek katıldığım önerme. eski aşkların imkansizligi yok artık. şiirler kalmadı zaten. şarkılar ise aynı şeyleri söylemekte. hala cemberimde gül oya gibi bir aşk hayali kuruyorsam suçlusu kitaplar ve siirlerdir!
  • durum, vaziyet, hal.

    ssg bunun için kamyon tekeri ya da traktör tekeri demişti.

    önce tanım yapmayı bilmektir asıl mesele. sonra 3-5 tane alengirli cümle koyarsın üstüne.

    yusuf ile züleyha.
    kürk mantolu madonna.
    milena'ya mektuplar.

    bence çocuklarınıza bu ve türevi kitapları okutun. okutun ki nasıl güzel sevmiş insanlar. sevmiş ve yazmışlar.

    sevmeyi değil, diğer insanların nasıl güzel sevdiğini öğrenmektir.
  • olan, olması gereken.

    hanginiz sevdiniz, hanginiz değer verdiniz ki sizden öğrenelim sevmeyi? ben onsuz yapamamlarınızın 3 gün sonrasında aynı anda flörtleşmeye başladığınız üçer beşer insanlara mı soralım aşkı yoksa size mi? gerçek benliğini 15 kat maskenin ardına saklamadan bir insanın karşısına çıkamayan, söylediği her sözü önceden düşünüp savaş stratejisi yönetir gibi hareket eden ve adeta birer muzaffer kumandan olan zat-ı alinize mi.

    günler, haftalarca aynı resmi bıkmadan usanmadan hergün saatlerce seyreden roman karakterinin içten hissiyatlarını hanginiz bilirsiniz ki? attila ilhan'dan , divan edebiyatından bahsetmedim bile daha. aşk dediğiniz şeyi bu yerde bu insanların arasında aramak fazla beyhude bir çaba değil mi sizce de. siz aşktan ne anlarsınız ki, biz aşktan ne anlarız?
  • sıkılmak ve daha iyisini arzulamak tüketim toplumunun gençlerinin düşünce tarzı haline gelmesiyle artık, aşk ve tutku daha iyisini bulana kadar şimdilik sahip olunana duyuluyor. ve insanlar hissetmedikleri duyguyu tahmin edip benzetirler. örneğin rollercoastera binmeyen birisi okuduğu sahneyi ve betimlemeyi deneyim ettiği en yakın hisle karşılaştırır. belki bir motor sürüşü sırasında duyduğu adrenalindir, belki de banji jumping deneyimidir. yani martin rdeni anlayabilen son nesil olabiliriz diye düşünüyorum. kürk mantolu madonna insanın hoşlandığı herhangi bir karşı cins olabilir hayattaki. sabahattin aliyi önemsememek için demiyorum, tenzih ederim.

    özet: yukarıdaki sebeple desteklemedigim önermedir.
  • teorik anlamda çok şahane bir noktaya taşır. zaten sevmek, sevebilmek çok şahane yetenekler. romanla ve şiirle beslenmiş bir sevgi ise en büyülüsü. ama didem madak demiş ki; şiir icabı bunlar hep gerçek hayatta olmuyor.

    yani teoride çok iyi olsan da kendi romanının kahramanı, kendi şiirinin kafiyesi olamadıktan sonra bir pratik fayda sağlamaz.
  • çok üzer.
  • sonrasi hep hayal kirikligi.. zira ne ben bir feride'ydim ne de o bir kamran..
  • mutsuzluğa atılacak en sağlam adımdır...
    düşlerle gerçeklerin uyuşmasını başardığınızda yeryüzünde ki cenneti yakalabileyecek olsanız da genelde sonuç ne yazık ki...
    ben yazmayım, siz yaşamayın...
    aşkla kalın...
  • kendime kızıyorum bu yüzden. klasikleri okuyup okuyup insanların "aslında" iyi niyetli olduklarına yürekten inandım. gerçek hayatta ise ne o kitaplardaki kadar masum aşklarla, ne de sadık, romantik insanlarla karşılaştım. insanlar güvenilmez ve kitaplardaki kahramanların naifliğinden oldukça uzaklar...