şükela:  tümü | bugün
  • sevmemek olayının kişisel anlamda ifade ediliş şekli..*
    "seviyorum"un tersi..
    çeşitli şekillerde kullanımı mevcuttur;

    (bkz: maymunları sevmiyorum)
    (bkz: türk yemeklerini sevmiyorum)
    ve tabii
    (bkz: seni sevmiyorum)
  • (bkz: yalan)
  • seviyorumdan sayıca üstündür.
  • hayatımın neredeyse tamamına hakim olan eylem, his,...

    bu ülkede sağcıları, solcuları sevmiyorum.
    bu ülkede dindarları, dinsizleri, deistleri sevmiyorum.
    bu ülkede laikçileri, teokratları sevmiyorum.
    bu ülkede demokratları, despotları sevmiyorum.
    bu ülkede azınlıkları, çoğunlukları sevmiyorum.
    bu ülkede devrimcileri, lümpen proleterleri sevmiyorum.
    bu ülkede işçileri, patronları sevmiyorum.
    bu ülkede fakirleri, zenginleri sevmiyorum.
    bu ülkede emperyalist, komünistleri sevmiyorum.
    bu ülkede öğretmenleri, öğrencileri sevmiyorum.
    bu ülkede özeli, kamuyu sevmiyorum.
    bu ülkede vatandaşlar, vekilleri sevmiyorum.
    bu ülkede sivilleri, resmileri sevmiyorum.
    bu ülkede susanları, konuşanları sevmiyorum.
    bu ülke de tarafsızları, taraftarları sevmiyorum.

    bu liste daha uzar gider.

    neden sevilmiyor tarafımca söyliyeyim. bu ülkede her kim, her ne ise hakkıyla olmuyor. hakkıyla olmaktan kastım kanın son damlasına kadar o olduğu şey olması değil. aksine kanın son damlasında bile karşısında durduğu ne ise ona sahip olmadığı için sevmiyorum. bir kesik gibi karşımızda durandan kendinizi ayırmasını seviyoruz biz bu ülkede.

    anlayacağınız kimsenin kimseyi ne dinleyeceği var, ne de anlayacağı. işte ben bunu sevmiyorum.
  • sev- fiilinin 1. tekil, olumsuz çekimlenmesiyle oluşan ama maalesef ne zaman kullansam olduğundan daha acımasız görünen hali.

    ben bu meselenin böyle görünmesini sev-mi-yor-um.

    sev: fiil kökü
    -mi: olumsuzluk eki
    -yor: zaman eki
    -um: şahıs eki

    başka hiçbir fiilin olumsuz çekimi bu kadar olumsuz değil. yazık be.

    açıklamama geçmeden önce ne kadar olumsuz göründüğünü bir örnekle göstermek istiyorum:

    kişi 1: akşamki yemeğe ayşe de geliyormuş.
    kişi 2: hımm gelsin.
    kişi 1: ne o çok sevinmedin sanki?
    kişi 2: onu sevmiyorum.
    kişi 1: ayşe sana n'aptı ki?
    kişi 2: onu sevmemi gerektirecek hiçbir şey.
    kişi 1: aaaa! ayşe iyidir. kimseye bir zararı yok ki.
    kişi 2: ben zararı var dedim mi? nötrüm ona karşı.
    kişi 1: e neden sevmiyorum dedin o zaman?
    kişi 2: ...

    bakın! neredeyse her gün bu tarz konuşmada bazılarımız kişi 1, bazılarımız kişi 2 oluyor. bazı insanlar sevmediği için, bazı insanlar ise sevilmediği için acı çekiyor. (bu cümle olaydan bağımsız ama doğru diye araya sıkıştırdım.)

    gelin el ele verelim, sevmiyorum'un çilesine bir son verelim.

    bir fiilin olumsuzluk ekiyle çekimlenmiş olması, onu zıt anlamlısına çevirmez. olumsuzluk ekinin matematiksel karşılığı eksi (-) değil; tümleyen (') dir.

    misal; yazıyorum dediğiniz zaman yazma eylemini sürdürdüğünüzü anlatırken, yazmıyorum dediğiniz zaman sildiğinizi mi anlatmış oluyorsunuz? hayır değil mi?

    pozitif olmayan tam sayılar dendiğinde bazılarınızın aklına sadece negatif sayılar geliyor olabilir ama ben öss çocuğuyum; "bir de sıfır var." diye geçiyor içimden.

    ben birini ya da bir şeyi seviyorsam, seviyorum derim. seviyor değil isem sevmiyorum.

    sevmiyorumdan daha ötede tanımlanmış bir sürü kelime varken hoş olmayan duygular beslediğim kişiyi neden nötr bir sözcükle tanımlayayım ki?

    haa bu arada; sevmiyorum'un gerçek anlamını öğrendikten sonra belki birileri sizi sevmeyince eskisi kadar üzülmezsiniz.

    sizi sevmiyor diye üzüldüğünüz birinin sizi; çirkin, itici, gıcık, tiksinç, nefret edilesi, vb. şekillerde görmesindense, sadece ve sadece sizde sevdiği bir özellik bulamamış olması daha iyi değil mi?*