şükela:  tümü | bugün
  • pbs televizyonunda gösterilen istanbul'da moldovya'lı hayat kadınlarının kendi istekleri dışında pazarlanmalarını gizli kameralarla gösteren belgesel. tamamına yakını istanbul görüntüleri ile geçiyor.
  • insanın yuregini parcalayan bir belgesel..
    filmin sonuna dogru dünyalar güzeli katia'ya yapılanların,yapanın yanına kalmasıyla birlikte insanın içinden bir $ey kopup gidiyor..ekranın ba$ında yumrugunuzu sıkıyor,kufur ediyorsunuz..aslında yazılacak çok $ey var belki ama,kelimeler tam da bu noktada kifayetsiz kalıyor.
  • bütün emniyet teşkilatının, insan ticareti ve fuhuş mafyasının etkin olduğu illerin mülki amirlerinin ve tabi son olarak ülkedeki tüm hakim ve savcıların seyretmelerinin sağlanması gereken belgesel. belki bu şekilde herkes tarafından bilindiği, görüldüğü halde bir şekilde görmezden gelinen, yeterince mücadele edilmeyen, sorumlularının çoğu zaman hak ettiği cezayı almadığı bu insanlık suçuyla mücadele biraz daha ciddiye alınır, biraz daha önem verilir.

    seyrederken insanı insanlığından, erkeği erkekliğinden utandıran bir belgesel.

    belgesel türkiye'yi esas almış olmasına rağmen sonunda istatistiki bilgi veren uzmanın verdiği rakamlara göre eski sovyet ve bilhassa doğu avrupa ülkelerinden yapılan fuhuş amaçlı insan ticareti suçunun aslında ingiltere'de çok daha yüksek bir oranda işlendiğini de öğreniyorsunuz ayrıca. e, o zaman bbc olarak bu belgeseli neden türkiye odaklı çektiniz, ingiltere'de uygun konu mu bulamadınız gibi konulara da girmiyorum ayrıca. bu ticareti yapana da, göz yumana da, bundan istifade edene de hepsine lanet olsun.

    ilave: şimdi içimi acıtan şu konudaki yazıya bir ilave yapmak çok hoşuma gitmiyor ama sanırım yapmam gerek. en azından şu sinirle başlığa daha beter bir şey yazmamı engelleyebilmem için şu gerekli.

    bu yazıdan "niye istanbul'da çekilmiş? türkiye'yi töhmet altında bırakıyorlar!" manasını çıkarmak için sadece okuduğunu anlamayacak derecede bir mal olmak yeterli midir, yoksa bir de kötü niyetli mi olmak gerek merak içindeyim.

    "ülkeyi töhmet altında bırakıyorlar!" demişim! ülkenin hali, o kadar kadının içine düşürüldüğü bataklık ortada zaten, ne töhmeti? ama belgeselde verilen bu bilgiyi de es mi geçelim?

    lafı kıçından anlamaya ne kadar meraklı insanlar var yahu?
  • görmek ya da duymak bile istemeyeceğiniz şeyleri burnunuza sokan belgesel.

    --- spoiler ---
    türkiye'den bir ''müşteri''sinin yardımıyla ülkesine kaçtıktan sonra borçların biriktiğini ve erkek kardeşinin sağlık durumunun hala kötü olduğunu öğrenen tanya:

    - i have no other choice.........i have to find money........please understand that i just want to save my brother.

    belgesel çekildikten bir ay sonra kardeşi ölüyor.
    --- spoiler ---

    (bkz: yuh)
  • paranın ve yokluğun insanları ne hale düşürdüğünü gözler önüne seren, medeniyet hoşgörü ve misafirperver türk insanının ne denli bu özelliklere sahip olduğunu yüzümüze vuran, delikanlılıktan, adamlıktan, erkeklikten bahseden ama aslında yılan kadar masum dahi olamayan insanlarımızı yüzümüze vuran belgesel.

    bu yokluğun bu garibanlığın bu sonradan görmüşlüğün ta amına goyim.
  • bazen caresizlikten, bazen parasizliktan, bazen de zorla kotu yola dusurulen ukrayna ve moldovali hayat kadinlarinin hikayesi. bu filmi bu kadinlara musteri olarak giden erkeklere, polislere ve vicdan sahibi butun insanlara seyrettirmek lazim ki o kadinlarla karsilastiklarinda insan olduklarini hatirlasinlar.

    belgesel genellikle istanbul ve antalya'da geciyor ama direk olarak turkiye'yi suclamiyor. o sonuc cikiyor tabi ulkemizde gectigi icin ama programi yapanlar ozellikle dikkat etmisler bir ulkeyi suclamamak icin. turkiye'de yasananlar da yalan degil sonucta. gizli kamera, telefon konusmalari, anlatilanlar durumun vahametini anlatiyor. karisi satilan adam once turk polisine gidiyor ama bunun hata oldugunu anlayip daha sonra isi kendisi cozmeye calisiyor. cunku polis pezevengi serbest birakiyor, pezevenk de adamin temas kurma girisimlerini dogal olarak geri ceviriyor. ayrica hayat kadinlari polislerin de ara sira rusvet olarak kendileriyle yattiklarini soyluyor.

    genelde cok para kazandiklari dusunulen bu kadinlar aylik 500 dolar ya aliyorlar ya da almiyorlar pezevenkten. o paranin da ustune yatmaya calisiyor, musterilerin uygunsuz isteklerini karsilamadiklarinda o ay hic para alamayabiliyorlar. resmen mal gibi bir kisiden bir kisiye satiliyorlar. once ulkelerinde cocuk bakiciligi, temizlikcilik yapacaklari sozune guvendikleri kisi bunlari turkiye'de birine satiyor, o baskasina, o baskasina..

    ulkemizi tercih etme sebeplerinin basinda vize kolayligi geliyor. daha sonra da kadina ac olusumuz, denetim/polis mekanizmalarinin kokusmus olmasi sayilabilir. umarim zamanla bu sorunlar cozulur ve vicdanli insanlarin sayesinde tek suclari guzel ve dogu blokunda yasamak olan bu kadinlarin hayati karartilmaz.
  • nasil bir dünya, nasil bir yaşam, nasil bir vicdan....

    hayat, para, sağlık, aşk, duygu her şeyi ama her şeyi sorgulatan bir belgeseldir. insan olarak ne çirkin canlılar oldugumuzu gösterir insanliktan utandirir. kendinden igrenirsin.

    ne kadar kötüdür kadin ticareti...

    lilja 4-ever'in gerçek halidir.
  • ayda 200 dolar kazanmak ugruna odessa dan istanbul a kandirilip getirilen hayatlarin hikayesini anlatan belgesel.
    belgeselin tamami buradan izlenebilir.
    http://freedocumentaries.org/…efined&size=undefined