şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: henry miller)'in uclemesinin ilk kitabi...
  • henry millerın sexus nexus plexus üçlemesinin ilk kitabı. amerika'da '50 li yıllarda yasaklanmış olan bu seri daha sonra tekrar yayınlanmıştır. (henry millerın bu seride dostluklar ve ilişkiler ile ilgili yazdığı kısımlara dikkat).

    ayrıca cape fear adlı filmde kitabın müstehcen olduğundan dolayı yasaklı olduğu vurgulanmaktadır.
  • henry miller'ın ustalıkla kaleme aldığı, akıcılığı ve yalınlığıyla okurken adeta kayma hissi veren kitabı. kendi yaşamından kesitler sunmasıyla otobiyografik izler barındıran bu kitaptaki anlatımıyla miller, cesaretinden dolayı ayrı bir kutlamayı da haketmektedir bence. zira her yazar kendi zayıflıklarını ve cinselliğini bu kadar açıkca anlatamaz. bukowskiyi de buna örnek gösterebiliriz ama henry miller da şüphesiz daha nitelikli bir anlatım gücü vardır.
  • "aşk hastasıyım. öleceğim bu hastalıktan. bir kepek tanesi... ve zehirlenmiş bir fare gibi çökeceğim."
    bu romanı okumak insana piyano tuşlarına yumuşak dokunuşlarla değiyormuş hissi verir.
  • henry millerın hayatını anlattığı 600 küsür sayfalık sürükleyici romanı..

    sayfalar süren ve en ince ayrıntılarına kadar anlatılan düzüşme sahnelerinden birini otobüste okuma gafletine düştüm.. okurken yanımdaki herifin kitabıma kilitlendiğini farkettim göz ucuyla.. artık örf ve adetlerimizden biri sayılan bu davranışa çıkışamadım haliyle. belki paranoya yapıyorumdur diye usulca okumaya devam ettim. 4-5 sayfalık bu pentatlon tadındaki düzüşme bitince sayfayı çevirip diğer bölüme geçtim. ve yanımdaki herif saniyesinde kalkıp inecek var düğmesine bastı ve eskişehir yolunun ortasında indi.. kim bilir, belki ineceği durağı çoktan kaçırmıştı belki de görülecek* başka işleri vardı.. herif otobüsten indikten sonra arka sıramda oturan arkadaşım bir kahkaha patlattı zati "adam da seninle birlikte okudu kitabı" diye..
    olmazsa olmaz: (bkz: bu da böyle bir anımdı)
  • abd ve ingiltere'de uzun süre sansüre takılmış henry miller kitabı.. "gözüne budaktan sakınmayan cinsel içerikli betimlemeler" içerdiği olduğu doğru olmakla beraber tek bu niteleme ile kitabı tanımlamak büyük haksızlık olacaktır.. evet doğrudur misal beş sayfa en ayrıntılı şekilde en şehvetli cinsel aktivitelerin anlatıldığı.. henry miller beş sayfa bunu anlatır.. şimdi gözardı edilen daha sonraki beş sayfadır.. yaptığı analizler, hayat hakkında bir duruş, tutum ve yorumlar.. bütün bunlar yazarın ne büyük çaplı bir edebiyatçı olduğunu gösteriyor.. bu sebepten tuğla kalınlığında bu roman mübalağa yaparsak hikaye tadında - zaman ve yoğunluk açısından - okunabilir..

    evet, sexus şüphesiz edebi bir kitaptır ve evet pornografiktir.. yani salt cinsel anlamda değil görmezden gelmek istediğiniz ne varsa gözünüze sokar.. ısrarla kitabı sadece seks içerikli görmek isteyenlere metnin başından alıntı (spoiler sayılmaz) :

    "otuz üçüme geliyordum. isa'nın çarmıha gerildiği yaş.. yepyeni bir yaşam seriliydi önümde; her şeyi göze alabilecek cesaretim olsaydı. gerçekte, göze alamayacağım hiçbir şey yoktu; merdivenin en dipteki basamağındaydım, her anlamda başarısız."
  • "the variety of defense works with which the human being hedges himself in is just as astounding as the visible defense mechanisms in the animal and insect worlds. there is a texture and substance even to the psychic fortifications, as you discover when you begin to penetrate the forbidden precincts of the ego. the most difficult ones are not necessarily those who hide behind a plate of armor, be it of iron, steel, tin or zinc. neither are they so difficult, though they offer greater resistance, who encase themselves in rubber and who, mirabile dictu, appear to have acquired the art of vulcanizing the perforated barriers of the soul. the most difficult ones are what i would call the "piscean malingerers". these are fluid, solvent egos who lie still as a foetus in the uterine marshes of their stagnant self. when you puncture the sac, when you think ah ! i've got you at last ! you find nothing but clots of mucus in your hand. these are the baffling ones, in my opinion. they are like the "soluble fish" of surrealist metempsychology. they grow without a backbone; they dissolve at will. all you can ever lay hold of are the indissoluble, indestructible nuclei - the disease germs, so to say. about such individuals one feels that in body, mind and soul they are nothing but disease. they were born to illustrate the pages of textbooks. in the realm of the psyche they are the gynecological monsters whose only life is that of the pickled specimen which adorns the laboratory shelf.
    their most successful disguise is compassion. how tender they can become! how considerate! how touchingly sympathetic! but if you could ever get a look at them - just one fluorescent glance! - what a pretty egomaniac you would see. they bleed with every bleeding soul in the universe - but they never fall apart."
  • nexus'la plexus iki yıldır bana bakıyor. şu kitabı bir bulamadım ki devireyim üçünü birer birer.
    süper kitap.
  • "bir kadına sahip olmak daha doğrusu herhangi bir şeye sahip olmak hiçbir şey değildir, önemli olan yaşamaktır bir insanla ya da sahip olunan şeylerle. sonsuza kadar tutkun kalınabilir mi insanlara ya da nesnelere?"