şükela:  tümü | bugün soru sor
  • seyahat etmek değişmektir.
    seyahat etmek, yeni insanlar ve yeni mimarileri gormek kisinin hayatında devrimlere olmadi reformlara yol acar. hayati algilamasi degisir insanin. yasadigimiz yerler disinda baska insanlar, baska kulturler varmis diye dusunur insan. "buralarda hava farkli kokuyor","insanlar garip giyiniyor" cumleleri dokulur agizdan. gidilen yerden memleket, memleketin insanlari, kizil topragi ozlenir. orasiyla burasi kiyaslanir, nerede yasanmali diye dusunulur. kisacasi gezi, disarida yapilan bir salinim olmanin yaninda ic dunyada yapilan bir yolculuktur.
  • hayatta yapmaktan en keyif aldığım eylemdir. her seferinde bir şeyler öğrenmenin, görmenin mutluluğunu yaşatır. dünyada ne kadar küçük bir zerre olduğumu anlamama yardımcı olur. hayatımda önemli sandığım salaklıkların bazen ne kadar önemsiz olduğunu fark ederim. güzel fotoğraflar çekerim bu sayede. anlatacak hikayelerim olur. insanlar görürüm, insanlar tanırım, yemekler yerim. binalar, müzeler, sokaklar gezerim. üstüne düşünürüm, yazarım. seyahat etmeyi severim, sonrasında eve, dünyanın en güzel şehrine dönmeyi*, sahip olduklarıma şükretmeyi de çok severim. umarım bir ömür gezecek gücüm, sağlığım, param ve hepsinden önemlisi ömrüm olur.
  • bir süre üst üste yapıldığında bağımlılık yapan ve yerleşik hayata geçildiğinde bünyede yokluk hissi yaratabilen eylem.
  • değişmek… işte benim insanlarla konuşmaktan, kitap okumaktan, film izlemekten vs… ve tabii seyahat etmekten anladığım bu. insan hiçbir koşulda durağan değil, yerinde oturuyorsan çürüyerek değişiyorsun, hareket ediyorsan olgunlaşarak. bu bir kişilik meselesi belki de. tüm dünyayı gezmiş ama yetiştiği çevrenin zihniyetine hiçbir şey ekleyememiş insanlar tanıyorum, kısıtlı imkanları içinde sormuş sorgulamış ve ufkunu genişletmiş olanlar da.
    bir de “hayatı izleme” veya “hayatı yaşama” durumları var. pek çok insanı dinleyebilir, yazdıklarını okuyabilirsiniz. şüphesiz gereklidir. ama kişinin kendi deneyimleri olmayınca hepsi bir parça kısır kalıyor. onlar kişiyi harekete yönlendiren ateşleyiciler olmalı ancak. elimizdekilere sözle şükran etmek neye yarar değerlendirmiyorsak? madem elimize bir hayat verildi, bunu en güzel şekilde değerlendirmeliyiz. dünyayı olabildiğince iyi ve kendi deneyimlerimizle tanımalıyız. seyahat etmek, en keyifli yolu bunun. yeri gelince yerküre üzerinde, yeri geldiğinde kendi şehrimizin gözden kaçmış yerlerinde seyahat etmek… alıştığımızın, bildiğimizin ötesini görmek, yaşamak; gelişerek değişmek…. bu düşüncelerimi anlattığımda çevremdeki pek çok insan “gezince, değişince ne oluyor?” diyor. şu cevabı veriyorum. “değişince ne olur, orası meçhul ama değişmeyince hiçbir şey olmadığı kesin.”
  • huzur ruhlara iyi gelir.
    gabriel garcia marquez
  • uğruna çok çalıştığım, çok para biriktirdiğim, çok okuduğum, araştırdığım kısaca her şeyi çok çok yaptığım aktivite. bu kadar uğraşıyorum ama hala evde oturuyorum tabi. seyahat etmek benim için hala bir heves. ama hırs yaptım, bir gün en sevdiğim hobimdir diyebilecek kıvama da geleceğim.
  • "... was here" demenin heyecanını hissettirendir.

    öyle çok bilinen yerlere gitmeyince "iyi bak kızım buraya, bir daha buraya adım atmayacaksın, bu kayaya dokunmayacaksın, şu ağaçları görmeyeceksin, hepsi sadece şimdi var, sen de sadece şimdi burdasın. ama buradaydın işte!" diye sayıklıyorum kendi kendime.
  • (bkz: antidepresan)
  • dunyada yapmayi en cok sevdigim aktivitedir, ucaga, trene, otobuse bindigim anda kendimle basbasa kalir, gormedigim bor yere gidiyorsam heyecanlanirim. seyahat ederken en hoslasmadigim seyse hava durmunun son dakika su koyvermesi, sapitan gokyuzunun gok gurultulu sagnak yagislarla ucagima rotar bindirmesidir. ayagini denk al gokyuzu bak sinirleniyorum.

    nolur beee...