şükela:  tümü | bugün
  • arkadaş bakıyorum instagram'a falan herkes deli gibi geziyor. bu konuda çok mu yalnızım merak ediyorum. bir tek ben mi gezmeyi, seyahat etmeyi sevmiyorum. nerede yaşarsam yaşayayım hayatım bir üçgenin içinde geçiyor ve dışına çıkmamak için elimden geleni yapıyorum. üşengeçlik değil mesele aslında kendini güvende hissetme falan da değil. sadece sevmiyorum.
  • totoyu kaldirmak, harekete gecmek, yer degistirmek, comfort zonedan cikmak cesaret ve ozguven gerektirir. seyahat etmeyi sevmemek diye birsey yok, seyahat etmekten korkmak diye birsey var!
  • 32 yaşında artık kabullendiğim gerçek. ilginçtir başlığa pek yazılmamış. sanırım yalnızım bu konuda.

    evet seyahat etmeyi sevmiyorum. korku, güven ne alaka? basbayağı sevmiyorum işte. seyahat ederken yoruluyorum. isteksizlik daha valiz hazırlama anında başlıyor. öyle kızların kaç bikini koyayım, ay sığamıyorum stresleri değil benimki. kim hazırlayacak şimdi valizi üşengeçliği. midem bulanmaya başlıyor. vücudum şişiyor. böyle bir stres hali ki sormayın gitsin.

    sonra ikinci aşama başlıyor. otobüs, uçak, tren artık herneyse ona yetişme telaşı. bindiğinde varış noktasına kadar beklemek. sonrasında yine yollar teperek konaklama alanına ulaşmak. kışsa götün donarak, yazsa vıcık vıcık terleyerek.

    sonra üçüncü aşama...daracık zamanda çok şey yapma telaşı. müze, restoran, film, gösteri, doğal tabiat...artık gidilen yerde ne varsa. eşyalarını çok dağıtmadan gideceğin güne daha ilk andan hazırlık yapıyor olmak.

    bir sonraki aşama aksilikler. hasta olunabilir, görülecek yerler yetiştirilemeyebilir, hırsızlık vakası ile karşılaşılabilir. işte aklınıza gelen herhangi bir aksilik.

    son aşama, ilk aşamanın tekrarı. valiz hazırlama, yetişme koşturması, yolculuk stresi ve son.

    yazarken bile strese sokan bir olgu seyahat. benim için böyle yani. yeni yerler görmek, keşfetmek güzel tamam ama o gitmek ve gelmek beni bunaltıyor. ışınlanma olsa sevebilirim bir nebze.

    bir de saçma gelecek ama artık iletişim gelişti. internet, tv, sinemada görüyoruz herşeyi. o gördüklerimi okumak ve resimlerine bakmak bana daha zevkli geliyor. yani nasıl diyeyim? empire state'in tepesine çıktığımda pek de bir şey hissetmedim açıkçası. tv'de sinemada gördüğümden farklı bir his oluşturmadı bende. ya da big ben. kule işte. kartpostallarda defalarca gördüğümün aynısı. rodos'ta kale...çok ihtişamlı, tarihi ama internette gördüğümdeki histen farklı bir his uyandırmadı bende.

    iki istisna var bu duruma. birincisi tekne turundayken aniden karşıma çıkan iki yunus. sulara bir girip bir çıkarak elimi uzatsam dokunabileceğim bir mesafede yol boyu tekneye eşlik etmişlerdi. o dakikalar boyunca çığlık çığlığaydım. o sene annemi kaybetmiştim ve kardeşimle kısa bir tatile çıkmıştık. yaşananları bir haftalık da olsa geride bırakmak umudundaydık. yunuslar iki taneydi ve ben annemden bana ve kardeşime bir hediye olarak düşünmüştüm onları. böyle ilahi bir bağ kurmuştum.

    bir diğer istisna ise kapadokya seyahatim sırasında gerçekleşti. isteksiz gitmiştim. otele gittiğimde yorgunluktan kıyafetlerimle uyuyakalmıştım. birden uyandım. sabah mı akşam mı onu bile çözemeden pencereyi açmak istedim. oda havasızdı. pencereyi açtığımda yarı açık gözlerimin arasından gördüğüm manzara süperdi. güneş doğuyordu, muhteşem peri bacalarının üstünde onlarca balon uçuyordu. beklemediğim bir anda sürpriz gibi çıkmıştı karşıma bu manzara ve çok heyecanlanmış ve mutlu olmuştum.

    bu iki an dışında anlatacak bir şeyim yok açıkçası. çok seyahat eden biri değilim ama ortalamanın üzerinde gezdim sayılır. ama işte iki an var unutamadığım böyle. gerisi hep bana sıkıntı verir. ama belki de bu nadir anlara nail olmak için seyahat ediliyor kim bilir?
  • doğada kendi kurallarını koyduğun tatil programları hazırla. bir süre sonra tatile gitmenin aslında bavul toplamak, boşaltmak, o kısacık arada eğleniyor gibi yapmak olmadığını anlarsın.

    (bkz: kampçılık)
    (bkz: çadır tatili)
    (bkz: doğa tatili)
    (bkz: trekking)
    (bkz: hiking)
    (bkz: karavan tatili)
    (bkz: karavan)
  • niye ısrarla seyahat etmeyi sevmemiz gerekiyormuş da aksi comfort zone'u terk etmekten korkmak gibi algılanıyor kafayı çıldıracağım. sevmiyorum kardeşim. yurtdışında yaşayan hiçbir arkadaşımı da ziyaret falan etmek istemiyorum. zilyon tane belge hazırla, vize için koştur. uçaktı, konaklama yeriydi başka uğraşlar. sonuç ne, 10 günlük tatil için mi bunca tantana? dünya masraf da cabası. anlatamadım gitti sevmiyorum. bana yeni yerler zerre keyif vermiyor. herkes cok eksantrikken ben duz adam sami'yim.