şükela:  tümü | bugün
  • şeyh bedreddin düşüncesinden kesitler:

    * hayatı ve dünyayı kendi küçük dünyaları ile sınırlı tutanlar bizi anlamazlar.
    * insanlar birbirlerine yahut haksız mala, meşru olmayan
    * paraya veya rütbe ve mevkilere yiyecek ve içeceklere ibadet ediyorlar da, allah’a ibadet ediyoruz sanında bulunuyorlar. bütün namazlar ve niyazlar ahlâkın düzeltilmesi için iç yüzün arınlanması için birer vasıtadan ibarettir. hakiki ibadetin hiç bir vakit kayıt ve şartı yoktur. hangi tarzda yapılırsa yapılsın, tanrının dileğine uygun olur. ibadetin temeli maksudun hak olmasıdır. bir cemaatte bu temel bulunmayınca yaptıkları ibadetler de kaybolur. yalnız kötü toplantılar kalır. fenalık üzerinde toplananlardan sen hemen uzaklaş.
    * kötü ve çirkin işlerle uğraşan insanlar hak’tan uzaklaşmışlardır. cehennem işte budur. cennetle cehennemi başka yerde aramak saçmalıktır. insanlar eylemleriyle, düşünce ve fikirleriyle güzeli ve iyiyi bulabildikleri oranda hak’la kavuşmuşlardır.
    * insanlar müslümanlıktan önce somut bir puta taparlardı, çağımızda ise hayali bir puta tapıyorlar. belki bir gün hak kendisini gösterirde hak olarak ona taparlar.
    * gerçek tasavvufçu, hiç bir insan gözünün görmediği, kulağının işitmediği, gönlünün sezmediği şeyhleri bilir. onları halka, kafalarının alabileceği şekilde anlatır. ama aslını içinde gizler. eğer halk bunu öğrenirse, kendisini öldürür.
    * tanrı dünyayı yarattı ve insanlara verdi. demek ki; dünyanın toprağı ve bu toprağın bütün ürünleri insanların ortak malıdır. ben senin evinde kendi evim gibi oturabilmeliyim, sen benim eşyamı kendi eşyan gibi kullanabilmelisin. çünkü bütün bunlar hepimiz içindir ve hepimizin malıdır.
    * tarih, gelecek için kavga verip, yitmiş bile olsa, insanlık için vuruşanları hiç unutmaz.
    * ibadet etmekten amaç; ezeli ve büyük varlığa gönüllerin yönelmesi ve kapılmasıdır. yoksa dünya umuruna dalmış bir kalp ile bin sene namaz kılmış, oruç tutmuş olsan, bundan dolayı hiç bir sevap ve mükâfat kazanamazsın.
    * ölmezden önce ölmek, dünyanın zevklerinden ve hayvani hırs ve şehvetlerinden sakınmaktır. onu yapabilen insan, şüphesiz ki; hakiki varlık ile birleşir. ve sonsuz hayat ile diri olur. ancak insanlar dünyanın bin bir türlü çekici ve aldatıcı zevkinden, çeşit çeşit yakıcı hırslarından ayrılmadıkları için buna gönül vermezler
  • tarihte gecen ilk sosyalist kokenli ayaklanmayi gerceklestiren kisi
  • simavna kadısı oğlu şeyh bedreddin.
    ne zaman yağmur çiselese aklıma şu dizeler gelir:

    yağmur çiseliyor.
    gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir.
    ve yağmurda ıslanan
    yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin
    çırılçıplak etidir.

    yağmur çiseliyor.
    serez çarşısı dilsiz,
    serez çarşısı kör.
    havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü
    ve serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü.

    yağmur çiseliyor.
  • allah bu dünyayı insanların saadeti için yaratmıştır. yeryüzündeki saadet ve servet yaradılışta eşit olan insanlara, eşit olarak verilmelidir. birinin zengin, diğerinin fakir, birinin tok, diğerinin aç olması hali yaradılışa ve tabiata uygun değildir. fikir ve vicdanın uyumu tabiatın gereğidir, zorla ve kanunla değildir. bütün insanlar kardeştir. müslüman, mecusi, isevi ve musevi yoktur. zorbalığa dayanan hükümet meşru olamaz
  • simavna kadısının oğlu diye geçer ya;
    osmanlı arşivleri'nde abşka birşey araştırırken,
    daha yeni basımların yer aldığı kütüphanede, 1950'li yıllara ait bir sağcı dergiye rastlamıştım; bu derginin tarzını şöyle özetleyeyim; melih gökçek, şamil tayyar' tipi insanların babalarının, dedelerinin yazdığını hayal edin;
    o derginin neredeyse tam bir sayısı, şeyh bedreddin'e saldırı üzerine kuruluydu.
    sünni bir kadının oğlu olduğunu kabullenemedikleri için, simavna'yı kuzey ırak civarında bir şii kenti olduğunu iddia ettikleri, benzer bir isme yönlendirip, şeyh bedreddin'in şii/alevi olduğunu kanıtlamaya çalışıyorlardı.
    8 yıl önce bu dergiye rastladığımda, bu yalan dolanlarla tarih yazma güdüsünü (safça bir iyi niyetle), yıllardan 1950'ler olmasına bağlamıştım; oysa ki bugün bu aynı kafaları canlı olarak karşımızda görmeye devam ediyoruz.

    bu arada simavna, bugün kuzey doğu yunanistan'da kalmış, edirne'nin 30 km kadar batısında, kiprimos isminde bir yunan köyüdür artık.
  • simdi kendisi hakkinda cok fazla yazilip cizilmis oldugu halde, ozetli bir sekilde, yavas yavas ustesinden gecelim bu adamin onemli hususlarinin;

    şeyh bedreddin, 1358-65 yılları arasında doğmuş ve 1420 yılında ölmüş, asıl adı simavna kadısıoğlu olan (simavna, trakya demektir) aydın bir kimsedir. soyu ve yaşamı ile ilgili bilgilerden çok, kendisinin fikirleri çok önemlidir. genel olarak şeyh bedrettin’in fikirleri şöyle tanımlanabilir:

    mezheplerin eşit olmaları şarttır. her dinde mezhep vardır, fakat bu mezhepler her ne kadar ayrı olsa da, yine de sonuçta ana dine bağlıdırlar. bu yüzden bütün mezhepler kardeş olmalıdır ve aynı kafada olmalıdırlar. aynı zamanda o mezhepten olan insanlara iyi davranılmalıdır.

    • tasavvuf düşüncesine hakimdir ve mutasavvıf olabilecek kadar bilge bir insandır (ki mutasavvıflık çok büyük zeka gerektirmektedir)

    • ilk dinsel ayaklanmayı çıkartan insandır. bu şahsın ayaklanması, osmanlı devletinin şanı ve bütünlüğü için kötü olduğunsdan bastırılmak zorunda kalınmıştır ve nitekim o zamanlar için yeni kurulmuş olan yeniçeri ocağı askerleri olan yeniçeriler tarafından bastırılmıştır.

    şehy bedreddin, gerçek hayatında hocalık yapmaktaydı fakat şeyh ünvanına sahip değildi. bu yüzden kendi yarattığı tarikat, ölümünden 550 yıl sonra ayaktadır.

    birkaç yazdığı kitap vardır ki bunlardan en önemlisi varidat adı verilen kitaptır. bu kitapta tanrı görüşü ideal toplum yaşamını anlatan bir kitaptır.

    şeyh bedreddin öldükten sonra da onun namına olsun, arksından olsun hiçbir şekilde ocak kurulmamıştır.
  • alimlerle beraber kendi idam kararının tartışmasına girmiş bir adam.
  • şeyh bedreddin aile olarak mevlevi meşrebdenmiş. tasavvufi anlamda ise ibn arabi rahlesinin önünde diz çökmüş. ama olasılıklar gündeme geldiğinde bu eğilim bektaşi bir anlayışla kaynaşarak ortaya tuhaf bir sentez çıkmış. böyle bir hareketin temsilcisi şey bedreddin...
    doğum tarihi ve yeri bakımından avrupa'da doğan birinci nesil müslüman türklerden olduğu muhakkak. bir akıncı gazisi ile hıritiyan bir hanımefendinin evladı olarak dünyaya gelen bedreddin, osmanlı-türk aleminde çok sipesifik bir role münhasır yer edinecekti, yıllar sonra tabi...
    bugün hala müridlerinin varlığından söz ediliyor. bulgaristan'da... makedonya'da... trakya'da... bektaşiler aracılığıyla arnavutluk ve balkanlar'da tasavvuf üzerinde oluşturduğu etki halen devam ediyormuş.
    türkiye'de, yani cumhurşyet türkiye'sinde de ne hayırsa, son elli yıldır bir şeyh bedreddin muhabbeti almış başını gidiyor. salon marksistleri tarafından pek sevilip itibar ediliyor... allah lafını duyunca vücudundaki cerahat zuhur eden nedere cenabet adam var şeyh bedreddin'e hürmet ediyor. bir islam fıkıh alimi olan bedreddin'in sevilmesine hoş bişey diyecek değiliz. eleştirenler de başımızın üstünde... ama bodoslama muhabbet gösterileri, sahiplenmek falan... bu cehaletle. bedreddin'in mevcut sistem (osmanlı) tarafından öldürüldüğünü bilirler. ama bedreddin kimdi kardeşim? bundan haberiniz var mı?
    onun durumu güneydoğu avrupa'daki islam'ın ideolojik özgünlüğünün anlaşılmasında en etkili bir anahtar pozisyonunda olabilecekken bu adamlar bunu hiç merak etmezler... gündemlerine almazlar. balkanlar'da islam 500 yıl boyunca kaldı. nasıl yaşadı kardeş? hıristiyan halklarıyla iç içe kaldı.kültür kaynaşmacılığı ve doktrin bağdaştırmacılığı halinde yaşadı. denge oluşturuldu... cemaatler arası konsensüs sağlandı. bu süreçte bedreddin'i bedreddin yapan şeydi tesirli olan.
    ama salon marksistleri onun öldürülmesinin romantizmiyle osura osura edebiyat yapmaktan öte gidemiyorlar.
    balkanlara gelince... hmm bunu da başka bir başlıkta inceleyelim efendim....
  • edirne yakınlarında, bugünkü yunanistan topraklarında bulunan simavna kasabasında doğmuştur. babası selçuklu sultanı ii. izzeddin keykavus'un torunu olduğu söylenen abdülaziz'in oğlu israil, annesi ise rum asıllı bir hristiyan iken müslüman olan melek hatun'dur. babasının mesleği nedeniyle simavna kadısı oğlu diye tanınmıştır. edirne'nin osmanlılar tarafından alınmasından sonra ailesi ile buraya yerleşmiştir. şeyh bedreddin ilk tahsiline babasının yanında başladı. daha sonraları şahidi adlı bir hocadan ders aldı. mevlana yusuf'tan sarf ve nahiv okudu. koca efendi diye de bilinen bursa kadısı şeyh mahmud ile oğlu musa çelebi'nin i. bayezid'in refakatinde edirne'ye gelmeleri üzerine, ileride astronomi ve matematik alanlarında büyük şöhret kazanacak olan musa çelebi ile birlikte koca efendi'den ders almaya başladı; bu arada mevlana yusuf'un yanında fıkıh öğrenimine de devam etti.
    6 ay sonra musa çelebi ve amcası abdülmü'min'in oğlu müeyyed ile birlikte 1 yıl süre ile bursa kaplıcaları medresesi'nde yine hoca efendi'nin derslerini takip ettiler. bu 3 öğrenci bursa'dan konya'ya gittiler ve orada mevlana feyzullah'tan mantık ve astronomi dersleri aldılar. 1 yıl sonra musa çelebi semerkant'a giderek uluğ bey'in astronomi hocası olurken bedreddin simavi ve müeyyed 1381'de şam'a gittiler. fakat veba salgını nedeniyle küdus'e dönerek mescid-i aksa'da ibnü'l askalani'den hadis okudular. daha sonraları türk beyi ali keşmiri'nin himayesinde kahire'ye gittiler. ali keşmeri verdiği yemekte yapılan ilmi sohbet sırasında orada bulunan şah el-mantıki, bedreddin simavi'yi çok beğenmiş, bunun üzerine bedreddin simavi kendisinin en gözde öğrencisi olmuştur. 1383'te hac için mekke'ye giden şah, bedreddin simavi'yi de yanına alır.
    sultan berkuk, bedreddin'in başarısını öğrenmiş, bunun üzerine oğluna ders vermesi için kendisini saraya davet etmiştir. bedreddin üç yıl bu görevde kalmıştır. sultan berkuk, hocası olan ahlatlı şeyh seyyid hüseyin ile bedreddin simavi'nin tartışmalardaki başarılarından memnun kalmış ve bedreddin'i cariyelerinden cazibe ile, ahlatlı hüseyin'i de onun kardeşi meryem ile evlendirmiştir. bu evlilik onun ilmi ve fikri hayatında bir dönüm noktası olmuş, baldızı meryem'le yaptığı tasavvufi sohbetler üzerine tasavvufun aleyhinde iken tavrını değiştirerek ahlatlı şeyh hüseyin'e intisap etmiştir. bir süre sonra hastalanan bedreddin simavi doğuya bir geziye çıktı.
    1402-1403 yıllarında tebriz'e giderek timur'un otağında iranlı alimlerle yaptığı tartışmalarda timur'un ilgisini çekmiştir. daha sonra kahire'ye geçen bedreddin simavi, şeyhinin gözetiminde çilesini doldurdu ve onun ölümü üzerine şeyhlik makamına geçmiştir. diğer şeylerle arası açılınca edirne'ye dönmeye karar verdi. filistin, şam ve halep üzerinden konya'ya geçmiştir. daha sonra tire'ye geçerek isyan hareketlerinin ileri gelenlerinden börklüce mustafa ile tanıştı. daha sonraları izmir'e geçti ve burada bir başka isyan hareketinin elebaşısı olan torlak kemal ile tanıştı.
    şehzadeler mücadelesi sırasında bayezid'in oğullarından musa çelebi'nin kardeşi süleyman çelebi ile yaptığı savaş sonunda edirne'yi ele geçirmesi üzerine şey bedreddin kazaskerliğe tayin edildi ve aktif olarak siyasi hayata atıldı. musa çelebi'nin kardeşi mehmed çelebi karşısında yenik düşmesiyle 1413'te şeh bedreddin ailesi ile birlikte iznik'e sürgün edildi. kendisine 1000 akçe maaş bağlandı fakat bu durumu kabulenmeyerek siyasi teşkilatlanmayı sağlamak üzere harekete geçti. börklüce mustafa'yı aydın ve civarında propaganda faaliyetleri için görevlendirdi. börklüce aydın ve karaburun'da binlerce sempatizan topladı. ancak onun bu faaliyetleri nedeniyle kendisinin sorumlu tutulacağından kaygılanan ve bu gelişmelerin isyan hareketi başlatma imkanı hazırladığını düşünen şeyh, göz hapsinde olmasına rağmen muhtemelenen 1416'da iznik'ten kaçmayı başarmış, kastamonu'ya giderek isfendiyar bey'e sığınmıştır. tatar iline ulaşmak niyetinde iken bu amacına ulaşamamıştır. bunun üzerine sinop limanı'ndan bir gemiye binerek rumeli'ye geçmiştir. önce zağra, oradan da silistre, dobruca ve deliorman'a gitmiş ve buraya yerleşmiştir. burada taraftarları oldukça hızlı bir şekilde artmıştır.
    bu üç isyancının başarılarından endişelenen sultan mehmed, şeyh'in üzerine büyük bir kuvvet göndermiştir. börklüce mustafa ve torlak kemal bozguna uğratılmış, şeyin adamları dağıtılarak, şey esir alınmıştır. padişah'ın emriyle bir heyet kurularak şeyh yargılanmıştır. bu heyet şeyhin, malı ve ailesi korunmak şartıyla idamına karar vermiştir. bu fetva üzerine şeyh bedreddin 1420'de serez'de idam edilmiş ve burada defnedilmiştir. 1961'de kemikleri, sultan mahmud'un divanyolu'ndaki türbesi haziresine defnedilmiştir.
  • seyh-ul islam'in idami konusunda verdigi karar "malı haramdır amma bunun kanı helâldır" dir.seyh bedreddin bu soz ustune
    -— mademki bu kerre mağlubuz
    netsek, neylesek zaid.
    gayrı uzatman sözü.
    mademki fetva bize aid
    verin ki basak bağrına mührümüzü

    demis ve kellesi vurulmustur...

hesabın var mı? giriş yap