şükela:  tümü | bugün
  • tarihçilere göre, osman gazi ve şeyh edebali ile alakası olmayan, ittihad ve terakki tarafından avama gaz vermek için uydurulmuş metin.
  • - bak oğul, sana verdiğim bu nasihatları kimseye söyleme, yayma. bir gün siyasiler falan ele geçirir de duvarlarına süs yaparlar sonra yine çalmaya çırpmaya devam ederler. sakın unutma bu dediğimi.
    + tamam baba.

    - orhan gel buraya
    + buyur baba, hayırdır
    - bak deden ne güzel nasihatler verdi. sana da anlatayım da ders olsun
    + dur baba şuraya yazayım da unutmayayım
    - yazmasan daha iyi aslında. kimseye deme dedi
    + aman baba. dedemi bilmez misin? her şeye kızar. hem iyi bir şey bu. kötü değil ki
    - hani yaşlıdır, tecrübelidir. belki bir bildiği vardır dedim ama
    + söyle sen baba, yazıyorum ben

    ve bugün tüm hırsızların, uğursuzların, üç kağıtçıların, vatansever katillerin duvarlarında asılı bu nasihatler.. ben yırttım attım valla..
  • her yöneticinin mutlak suretle işe başladığında okuması, ezberlemesi ve uygulaması gereken nasihattir. günümüzde de geçerliliğini koruyor olması insan doğasının geçmişte de günümüzde de değişmediğinin en belirgin işaretidir.

    tam metin şudur :

    ey oğul, artık bey’sin!
    bundan sonra
    öfke bize, uysallık sana.
    güceniklik bize, gönül almak sana.
    suçlamak bize, katlanmak sana.
    acizlik bize, hoşgörmek sana.
    anlaşmazlıklar bize, adalet sana.
    haksızlık bize, bağışlamak sana...

    ey oğul, sabretmesini bil,
    vaktinden önce çiçek açmaz.
    şunu da unutma;
    insanı yaşat ki devlet yaşasın.

    ey oğul, işin ağır,
    işin çetin, gücün kula bağlı.
    allah yardımcın olsun...
    güçlüsün, kuvvetlisin,
    akıllısın, kelamlısın!
    ama; bunları nerede,
    nasıl kullanacağını bilmezsen
    sabah rüzgarında savrulur gidersin.
    öfken ve nefsin bir olup aklını yener.
    daima sabırlı, sebatlı ve
    iradene sahip olasın!
    dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi
    değildir. bütün bilinmeyenler,
    feth edilmeyenler,
    görünmeyenler, ancak sen faziletli ve
    ahlaklı olursan gün ışığına çıkacaktır.

    ey oğul ! ananı , atanı say !
    bereket büyüklerle beraberdir.
    inancını kaybedersen ,
    yeşilken çöllere dönersin.
    açık sözlü ol ! her sözü üstüne alma !
    gördüğünü görme ! bildiğini bilme !
    sevildiğin yere sık gidip gelme !

    ey oğul ! üç kişiye acı :
    cahil arasındaki alime ,
    zenginken fakir düşene,ve
    hatırlı iken itibarını kaybedene.

    ey oğul! unutma ki,
    yüksekte yer tutanlar,
    aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
    haklıysan mücadeleden korkma !...
  • beşir ayvazoğlu 2001 tarihli bir yazısında, farklı versiyonları bulunan bu nasihatin (bkz: #1155492) (bkz: #9895751) şeyh edebali'ye atfedilmesine rağmen, aslen tarık buğra'nın osmancık'ından alıntılar/varyasyonlar olduğunu yazmış. yani gerçek edebali değil, roman karakteri olan edebali söylemiş bunları.

    bahis tarih-lenk'te geçiyor. ayvazoğlu'nun yazısı da şurda:
    http://arsiv.zaman.com.tr/…nat/kultursanatdevam.htm
  • şöyle de dile getirilmiş..

    --- spoiler ---

    ünlü osmanlı tarihçisi cenabi'nin "cenabî tarihi" adıyla da bilinen "el-hâfilü'l-vâsıt ve aylemü'z-zâhirü'l-muhît" adlı arapça eserinin süleymaniye kütüphanesi'nde kayıtlı bir nüshasında mevcuttur. mustafa cenabi, 1540-1590 yılları arsında yaşamıştır, kendisi bütün kaynaklara göre arap'tır, ondan önce kimse edebalı'nın böyle bir vasıyetinden söz etmemiştir.

    "ey oğul!

    beysin! bundan sonra öfke bize; uysallık sana... güceniklik bize; gönül almak sana.. suçlamak bize; katlanmak sana.. acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana... bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..

    ey oğul!

    yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, allah teala yardımcın olsun. beyliğini mübarek kılsın. hak yoluna yararlı etsin. işığını parıldatsın. uzaklara iletsin. sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize vaat edilenin önünü açmalıyız. tıkanıklığı temizlemeliyiz.

    oğul!

    güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin.. öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!.. sabır çok önemlidir. bir bey sabretmesini bilmelidir. vaktinden önce çiçek açmaz. ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. ona sırt çevirme. her zaman duy varlığını. toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.

    insanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. dünya, senin gözlerinin gördüğügibi büyük değildir. bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır. ananı ve atanı say! bil ki bereket, büyüklerle beraberdir. bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. açık sözlü ol! her sözü üstüne alma! gördün, söyleme; bildin deme! sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir...

    şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki alime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken, itibarını kaybedene acı! unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

    haklı olduğun mücadeleden korkma! bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli (korkusuz, pervasız, kahraman, gözü pek) derler.

    en büyük zafer nefsini tanımaktır. düşman, insanın kendisidir. dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir. ülke, idare edenin, oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. ülke sadece idare edene aittir. ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur. vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arasında bölüştüler. bunun içindir ki, yaşayamadılar.. (bu nasihat osmanlıyı 600 sene yaşatmıştır.) insan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkmaz. kişi kıpırdamayınca uyuşur. uyuşunca laflamaya başlar. laf dedikoduya dönüşür. dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir!..

    kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur. hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı... bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli. savaşı sevmem. kan akıtmaktan hoşlanmam. yine de, bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. bey memleketten öte değildir. bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz. durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. çünkü, zaman yok, süre az!..

    yalnızlık korkanadır. toprağın ekim zamanını bilen çiftçi, başkasına danışmaz. yalnız başına kalsa da! yeter ki, toprağın tavda olduğunu bilebilsin. sevgi davanın esası olmalıdır. sevmek ise, sessizliktedir. bağırarak sevilmez. görünerek de sevilmez!.. geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.

    osman! geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.

    nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın.

    şeyh edebali 13. yüzyıl, söğüt-bilecik-türkiye"

    http://tr.wikipedia.org/wiki/şeyh_edebali

    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    şeyh edebali (1206 - 1326) ??? ??? ????, osmanlı devleti'nin kuruluş yıllarında yaşamış bir islam ilahiyatçısı-din bilgini, ahi şeyhi, osman gazi'nin kayınbabası ve hocası, orhan gazi'nin dedesi, bir anlamda da sonradan imparatorluk olacak osmanlı devleti'nin fikir babasıdır.

    aslen karamanlı'dır. karaman'da başladığı tahsilini tahsilini şam'da tamamlamıştır. tefsir, hadis ve özellikle islam hukukunda uzmanlaşmıştır. [[muhammed celaleddin-i rumi|mevlânâ celaleddin-i rumi] gibi, zamanının büyüklerinin sohbetinde bulunmuştur. tasavvuf yoluna girdiği, baba ilyas halifelerinin ileri gelenlerinden olduğu belirtilmektedir. doğum tarihi kesin olmamakla beraber, 1206 yıllarında doğduğu tahmin edilmektedir.

    alim, faal, varlıklı, çevresi için örnek teşkil eden bir kişi olan şeyh edebali, eskişehir yakınlarında itburnu denilen köyde yaşar, yaptırmış olduğu zaviyede öğrenci yetiştirir ve halkı aydınlatırdı. bilecik'te bir dergah yaptırmış, osman gazi'yi de birçok defa burada misafir etmiştir.

    rivayete göre, osman gazi'nin dergahta bulunduğu bir gece, rüyasında şeyh edebali'nin göğsünden bir ayın çıkıp kendi göğsüne girdiğini ve göğsünden bir büyük ağaç bitip dallarının alemi kapladığını, altından birçok nehirlerin çıkıp insanların bu sulardan geçtiklerini görmüştü. sabah olup rüyayı anlatınca, şeyh edebali rüyayı şöyle tabir etmiştir:

    "sen, ertuğrul gazi oğlu osman, babandan sonra bey olacaksın. kızım malhun hatun ile evleneceksin. benden çıkıp sana gelen nur budur. sizin soyunuzdan nice padişahlar gelecek ve nice devletleri bir çatı altında toplayacaklar, allah nice insanın islam'a kavuşmasına senin soyunu vesile edecektir."

    gerçekten de öyle olur, altı asırdan fazla devam edecek olan bir imparatorluğun temelleri osman gazi ile atılır ve bunun ilk müjdecisi şeyh edebali olur.

    1326'da 120 yaşlarında bilecik'te vefat etmiş, dergâhının zikir odasına gömülmüştür.

    eskişehir'de de adına bir türbe yapılmıştır. vefatından bir ay sonra kızı, dört ay sonra da damadı osman gazi vefat etmiştir.

    http://tr.wikipedia.org/wiki/şeyh_edebali

    --- spoiler ---
  • zamanında emre aköz deniz baykal bunları odasına asmış millete yutturmaya çalışıyor demişti. gel gör ki şimdi rte, egemen bağış vb. taife dilinden düşürmüyor bu metni. hayat tuhaf.

    http://www.youtube.com/watch?v=zdzs1kmesam

    http://twitter.com/…bagis/status/104007051776229376
  • babamın bana neden bu nasihatı söylemedi diye şikayet ettiğimdir, okuyun okutun.
  • artık gördüğümde tüylerimi diken diken eden, duvarına asana ağız burun dalmak istediğim tablo... ulan adam okula müdür yardımcısı oluyur hemen "ey oğul, beysin..." ne beyi la! sen bunu ilkokulda sınıf başkanı seçilen çocuğa okuyup gaza getirirsen sıra ülkenin başbakanına geldiğinde artık ne başkanlık keser adamın iştahını ne başka bişey...

    uyanın beyler, beylik yok... bir yere idareci olduğunuzda memursunuz en fazla... bir müddet hizmet edip gideceksiniz. oturduğunuz makam koltukları da beylik postu değil, memuriyet koltuğu...
  • farklı kaynaklarda, farklı içerikleri olan mektup.

    --- alıntı ---

    şeyh edebâli'nin osman gazi'ye nasihatı, ünlü osmanlı tarihçisi cenabi'nin "cenabî tarihi" adıyla da bilinen "el-hâfilü'l-vâsıt ve aylemü'z-zâhirü'l-muhît" adlı arapça eserinin süleymaniye kütüphanesi'nde kayıtlı bir nüshasında mevcuttur. mustafa cenabi, 1540-1590 yılları arsında yaşamıştır, kendisi bütün kaynaklara göre arap'tır, ondan önce kimse edebâli'nin böyle bir vasıyetinden söz etmemiştir.

    oğul;

    “insanlar vardır, şafak vaktinde doğar, gün batarken ölürler. unutma ki dünya sandığın kadar büyük değildir. dünyayı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüzdür. hırsımız, bencilliğimiz…”

    dünya bir garip han, bir hoyrat mekan,
    insan bir garip varlık kabına sığmayan…
    hayat bir yudum su, bir anlık rüya…
    ömür bir kısa yol tekrarı olmayan…

    bu yolda nazarımızı sonsuzluğa dikip; büyük yürümek ve büyük ölmek gerek. bu yolda hırs, diken; benlik ve kibir, engeldir oğul. sakın ha kendine takılmayasın ve kendinde boğulmayasın. teklik sadece allah’a mahsustur, tek başına karara durup hoyrat dünyanın dayanılmaz ağırlığını kaldırmayasın. işlerini ehil kişilere danışarak tutasın, danışırsan yol alırsın, danışmasan yolda takılıp kalırsın oğul.

    “güçlüsün, akıllısın, söz sahibisin; ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen, sabah rüzgarında savrulup gidersin.”

    bir dem gelir bir tekmeyle dünyaları yıkacak olursun, bir dem gelir yerdeki karıncaya mağlup olursun. güç hayvanda bile mevcut. akıl sadece anahtar. anahtara takılmasın. aslolan anahtarın açacağı kapılardır. kapıların ardında hazineler, kapıların ardında sırlar vardır. sırlar ki, ebedi muştuları koynunda barındırır; sonsuza kavuşturur. aklını kullanıp dünyadayken cennetin kapılarını aralayasın oğul.

    “öfken ve benliğin bir olup aklını yener! daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın, azminden dönmeyesin. çıktığın yolu, taşıyacağın yükü iyi bil, her işin gereğini vaktinde yap!”

    öfke ateş, öfke afet, öfke şeytandır oğul. insanoğlu dağları devirir; ama öfkesine mağlup olabilir. öfkeyle savaşı daima taze tutmak gerektir.

    “yolcu, buruk baş gerek

    gözde daim yaş gerek
    huy biraz yavaş gerek

    yoksa yollar aşılmaz.”. diyen ne güzel söylemiştir. öfke benliğin yemi, en lezzetli gıdasıdır. benlik semirdi mi irade yok olur gider. iradesi zayıflayanın ruhu intihar eder. posalaşmış bir beden taşımak ne ağır zillet, ötelere kapalı bir ruh taşımak ne büyük ihanet.
    sabırsız olmaz oğul. sabırsız menzile varılmaz. kaf dağı’na sabırsız ulaşılmaz. “sabır kara bir dikeni yutmak, diken içini parçalayıp geçerken de hiç ses çıkarmamaktadır.” insan ocaklar gibi yanmalı, yanmalı da kimselere gamını ilan etmemelidir. gözünü ötelere dikesin oğul, hesabını idealine göre yapasın. şunu da asla unutmayasın: “her şeyin vakti tayin edilmiştir. vaktinden önce öten horozun başı kesilir.”

    vazifen çetin, yükün ağırdır oğul. hizmette önde ücrette geride olasın. vazifenin en ağırına talip olmakta kaçınmayasın. vazifenin ağırlığı yaratan’ın kullarına ihsanıdır.

    “açık sözlü ol! her sözü üstüne alma! gördüğünü söyleme, bildiğini bilme, sözünü unutma, sözü söz olsun diye söyleme.”

    bizler nefreti eritmek için, muhabbetin asaletini dünyaya yeniden hakim kılmak için çıktık yola. bu yolda utanacak bir şeyimiz yoktur. muhabbet yolunun gizlisi saklısı yoktur oğul. ama altının değerini de sarraf bilir, sözünü muhatabına göre ayarlayasın. cahilin karşısında altınlarını çamura atmayasın. yiğit olan kördür, kötülüğü görmez; sağırdır, kem sözü işitmez; dilsizdir, her ağzına geleni demez. bildiğini de her yerde ayaklar altına sermez. yunus gibidir o; yüreği muhabbete, gönül ibresi hakikate ayarlıdır. o bir defa söz verdi mi, onu namusu bilir.

    “ananı, atanı say; bereket büyüklerle beraberdir!”

    anadolu; içinden kıvrım kıvrım ırmaklar akan, ağıtları alev alev ciğerler yakan… “ana”larla dolu olan…

    ana çile yumağıdır, oğul dua kaynağıdır. ana yüreği narin bir ipek, ata bileği hakk’ın diktiği en sağlam direktir. ne ananın ince yüreğini yakasın, ne de babanın kapı gibi bileğini kırasın oğul. yarın yuva kurduğunda ocağınla onlar arasında köprü olasın. ana ve ata düşmemek için sırtımızı dayadığımız duvardır, yarın duvar yıkıldığında kıymetini anlarsın.

    “sevildiğin yere sıkça gidip gelme, muhabbetin kalkar, itibarın kalmaz. düşmanını çoğaltma, haklı olduğunda kavgadan korkma! bilesin ki; atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler!”

    her şeyin ortası makbuldür, sevginin de. sevdiğini gereğinden fazla sevmeyesin. sevgini de, sadece yüreğinin eline vermeyesin. en çetin imtihan “sevgi”yle olanıdır. “kişi ne kadar bahadır olsa da, muhabbete tuş olur.” diyen atanın sözünü aklından çıkarmayasın. böyle imtihan olmamak, istikbalde neslinden utanmamak için gecelerin bağrında, seherlerin aydınlığında duaya durasın. senin ideallerin ve geleceğe dair hedeflerin var oğul.

    gönül adamı ömrünü boşa harcamaz, yüreğini ucuza satmaz, edep tacını başından almaz. gönül erinin her zaman yüzü yerde, gönlü göktedir. haklı olduğunda kavga vermesini bilir. kavgayı sadece bileğiyle değil, ilmiyle ve yüreğiyle yapmasını bilir.

    iyiliğe kötülük, şer kişinin kârı,

    iyiliğe iyilik her kişinin kârı

    kötülüğe iyilik de, er kişinin kârıymış oğul.
    sen bizim rüyamız, sen bizim devâmız, sen bizim duamızsın oğul. daima başın dik, alnın ak, gönlün pak olsun.

    zümrüt-ü anka’nı iyi seç ki kaf dağı sana yakın olsun. yolun ebediyete kadar açık olsun.

    kaynak

    --- alıntı ---
  • üzgünüm dostlar bu nasihatlere ilk olarak tarık buğra'nın "osmancık" romanında rastgelindi. yani tarihi olarak böyle bir nasihat olayı yaşanmadı. varsa bile bir nasihat verme hadisesi o bişdiğiniz şekilde olmadı.