şükela:  tümü | bugün
  • ben olda gör adlı öykü kitabı yapı kredi yayınlarından çıkmış seksen üç doğumlu genç yazarımız.
  • - ben yaşıtımın kitabını okumam.
    - aynen öyle, "ne yaşadın da yazdın" derler adama..
    - ...
    - ...

    bu yaş mevzuu göreli tabi. fakat seyit göktepe, üzülmeden söylüyorum ki çok kötü bir kalem. olduğunu sandığı yazardan parsek parsek uzaklarda, kendisine verilen gazın uzun sürmüş kafasını yaşamakta. lsd, en büyük etkisini onu denemeyenler üzerinde sağlarmış. samimi çabasına ve yazma isteğine güzel türkçe'mizden nadide bir sözcük seçtim: 'amatör'. evet, sadece hevesli. kaprisi sakil durur, ayık olsun.
  • "kitaplarının nasıl yapı kredi yayınları gibi bir yerden çıktığını anlayamadığım yazar. o kadar kötü bir öykücü ki... yalnızca öyküleri değil, edebiyat beğenisi de gelişmemiş." demiştim kendisi için.

    alınmış beyimiz. beni facebook'tan bulmuş. konuştuk. "kırıldıysan entry'mi siliyorum" dedim ve sildim. ama sonra düşüncemi değiştirmediğimi söyledim. beğenme hakkım varsa, beğenmeme hakkım da var değil mi? buraya yazma hakkım var değil mi? "niye vurup kaçıyorsun?" dedi, nereye kaçıyorsam? "müsaade et benim hakkımda da herkes kendi doğrusunu/ eğrisini kendisi bulsun" dedi... sanki insanların başına silah dayıyorum. kendisini yanıtladım. bütün kibarlığımla. kaba tek bir sözüm bile yok. hatta mesajlarda kendisiyle ilgili yargım bile yok. kendisinden bahsettiğim yer de edebiyatta ne yapmaya çalıştığıyla ilgiliydi. "beni hiç okumamışsın" dedi. hayır, okudum. bunu göstermek için kendisinden bahsettim sadece. şu şöyleydi, bu böyleydi diye... neyse "bırak herkes benim hakkımda kendi doğrusunu bulsun" dedi. yani "benimle ilgili kötü şey yazma" demek bu. "övmeye hakkım var, ama yermeye hakkım yok mu?" dedim. "övgüden de nefret ederim" dedi. bilmiyoruz sanki yalan yanlış, en küçük bir güzel sözde ağzının kulaklarına yapıştığını... havaya bak! iltifattan nefret edermiş. kimi yiyorsun arkadaş sen? iltifat sevmiyormuş... o yüzden yazarların eteğinden ayrılmıyor. o yüzden utanmasa arabalarını falan bile yıkayacak. bilmiyoruz sanki elindeki tabancanın kurusıkı olduğunu. güzel bir şey yazsaydım, eminim beni yine bulup teşekkür ederdi. "siz bizim velinimetimizsiniz" derdi. kalıbımı basarım buna.

    neyse efendim, ben herhangi bir şekilde kendisini övmedim. birkaç şey savurdu. yanıt verdim. benim sözlerime yetişemeyince, diyecek söz bulamayınca da "dört kitap yaz, öyle çık karşıma" dedi. sonra da beni engelledi zât-ı ali... konuşurken bana arkadaşlık isteği de gönderdi. kabul etmedim. niçin kabul edeyim? bu ne laubalilik? hem sen bana "dört kitap yaz ondan sonra çık karşıma" de, böyle bir kabalık yap, hem de bana arkadaşlık isteği gönder. dr. jekyll ve mr. hyde vakası mı bu? şaka mı? yayınevi editörlerine "abi abi abi" çekerek yayınlatılmış, birbirinden boş kitapların nesine güveniyorsun ki? hiçkimsenin arkasından olumlu konuşmadığı kitaplarının nesine güveniyorsun ki? bu niçin sana insanlara üstten bakma hakkı versin ki? (şimdi bu entry'yi görüp "aylardan ağustosdu. bildim!" diye başlar yine yazmaya. aman allah'im! ne bayağılık!)

    açıkçası "seyit göktepe neden kötü bir yazardır?" sorusuna istediğimden fazla yanıt aldım bugün. ama bunun için kendisine teşekkür etmeyeceğim. çünkü birincisi: kendisi kaba bir insan. ikincisi: bu en fazla bilgi kirliliği ve şahsım için zaman kaybı... bir yazarın kendini bu şekilde eleştirilerin önüne siper etmesi inanılmaz küçültücü bir şey. seyit göktepe adı, benim, yani iyi bir edebiyat okuru olmaya çalışan bu gencin gözünde artık daha da küçük, daha da önemsiz bir yazarın adıdır.

    bir de ağlak ağlak "gözümün nuru, elimin emeği" yazmış o son küstah mesajında. buna yanıtı tomris uyar versin: "ama yazarın emeği var... şimdi soruyorum size: siz bir ayakkabı alıyorsunuz. ayakkabının çivisi ayağınıza battığında 'aman canım işçinin emeği var' mı dersiniz, yoksa o ayakkabıyı aldığınız ayakkabıcının kafasına fırlatır mısınız?"

    ha unutmadan, kendisi mimar sinan üniversitesi'nde, konuk olduğu derste de rezil kepaze olmuştu. bu da öyle bir hatırasıdır kendisinin muhtemelen unutmak istediği. kendisi için daha da konuşurum, daha ağır, daha kötü, kendisini daha çok kıracak şeyler de biliyorum. ama kalsın. gerek yok. ben kendisi kadar küstah olamam.

    bir de önemli bir yazar olursun, kaprisin, ukalalığın olur. ama kimsenin sallamadığı bir adamken böyle yapmak gerçekten de komik.

    edit: bu entry üzerine de "o ayakkabının çivisinin sana acayip battığı kesin. al şimdi bunu da yaz sözlüğüne. :)))))))))))))))))))))))))))" yazmış. bu edit'ten sonra "anneme söyleyeceğim oğlum seni!" demesini bekliyorum. seviye oraya doğru gidiyor... üstelik bu lafı bana söylemiyor, tomris uyar'a söylüyor.

    edit ii: hâlâ mesaj atıyor... burada her yazdığıma aynalı sazan gibi atlıyor. nasıl bir yüzsüzlük lan bu? hayır, merak ettiğim şey: bir insan kendini hangi kafayla bu kadar küçültebilir? ilkokullu zekâsı bile yapmaz bunu. onursuzluk, yüzsüzlük, haysiyetsizlikten başka bir şey değil. hem beni engelle, hem de buradan her yazdığıma cevap yetiştir. ben de onu engelledim de kapandı bu seviyesiz fasıl. allah ıslah etsin diyeceğim, ama bu adamın tımara ihtiyacı var.
  • (bkz: kendi kendine konuşan yazarlar)

    okudğum liseden mezun olduktan 1 sene sonra öğretmen olarak gelmiştir. okuldan bi kaç tane tanıdık sürekli bundan bahsedince merak ettim ve bi kaç kişiye daha sordum, adam gibi adam diyolar, bende facebooktan ekledim takip ediyorum, özet geçmek gerekirse çok iyi adamdır ve onun öğrencisi olmak isterdim. hiç tanımadan nasıl iyi diyebiliyosun dyecek olursanız, o okuldaki en mal insana bile her gördüğünde selam veriyormuş.
  • vasat altı öykü yazarı. az buz da değil, bayağı altta. bu adam kendisine öykücü diyorsa biz vuralım kendimizi arkadaş. dükkânı kapatıp gidelim. şimdi bir yerden beni de bulup bana da facebook'tan mesaj atar küfürlü küfürlü. yazarların arkasından koşup yaltaklanmalarını falan biliyordum da, millete facebook'tan küfür ettiğini buradan öğrendim.
  • "hiçliğin grameri" adı altında mensur şiirlerini bir araya getiren yazar.
  • hakkında hulki aktunç gibi bir usta yazarın "genç usta" dediği, adamakıllı bir eleştiri yazılmak yerine burada karalanmaya çalışılan yazar.