şükela:  tümü | bugün soru sor
  • belki de tanrı tam bu argüman üzerinden insanları ikiye ayırdı.

    kendini hep haklı gören insanlar tanıyorum.özür dilemekten gerçekten gocunan. bende kolay kolay tükürdüğümü yalayamam, özür dileyemem. bu özelliğimi yok etmek için çabalıyorum ama. işin garibi, bunu sadece, genelde, gereksiz durumlarda yapıyoruz. bırak tanrı'nın karşısında boyun eğmeyi, nelere nelere boyun eğiyoruz. ama birisi azıcık masum azıcık zayıf görünsün, onun karşısında hemen hak hukuk savunucusu oluyoruz. genelde böyle. insanlar genelde, birisi tarafından, güçlü bir irade ile, elleri titremeden, göz seğirmeden, azarlanıp hakir görülüyor ve eziliyorsa, sessizce buna boyun eğerler. bu yüzden de hiyerarşi diye bir şey var. o da gidip, kendi gücünü, kendi aşağısında kimi bulursa onun üzerinde dener. yani herkes birbirini ezer.

    bence insanlar üçe ayrılır. kibirliler, tevazu sahibi kişiler ve üçüncüsü, bu iki uç arasında gidip gelenler. çoğunluk bunlar. tam anlamıyla tevazu sahibi olmayı çok isterim. çünkü bu insanlar arasındaki üstünlük durumunu ortadan kaldıracak tek davranış biçimidir. böylelikle adaletsizlikler ortadan kalkabilir. insanlar ancak, kendilerini diğer insanlardan üstün gören insanlar bu davranışlarından vazgeçerlerse gerçek anlamda eşit olabilirler.

    yani şeytanın haklı olması varsayımı, derin düşünülmeden ortaya atılabilecek bir yanılsamadır ancak. tanrı'da şeytanı küçük düşürmek ya da insanı yüceltmek amacında değildir özünde bu meselde. bu şeytanın imtihanıdır. ilk kötünün ortaya çıkışı. kötülüğün sebebi. bütün adaletsizliklerin, haksızlıkların sebebi, kibirken, bu kibrine yenilen ilk varlık olarak şeytanın haksızlığa uğradığına inanmak garip olur. sırf bu yüzden en büyük günahın kibir olduğunu düşünmek mümkünken.

    edit: bu başlık başıma düşmüş olsa gerek...
  • büyük ihtimaldir...
    ...ki ekseriya yok sayılır.
  • çakır keyif olduğunuzda ve yahut seks yaptıktan sonra sigara yaktığınızda düşündüğünüz durumdur. velhasıl kelam; çok sarhoş olup kusmak üzere olduğunuz an ya da lüzumsuz bir seksten sonra karşı bünyede (bayansan kendi bünyende tabi) çocuk belirdikten sonra da "oysa ben seni haklı sanmıştım" diyerek yanılgıya düştüğünüzü anlayabileceğiniz vaziyettir.
  • gidişata bakılırsa doğru gibi görünen durum...
    allah'a inananların ( ya da inandıklarını beyan edenlerin) yaşadıkları toplumlara, çevrelerine ve bu dünyaya verdikleri zarara bakacak olursak, şeytana inananlar yanlarında zem zem suyu ile yıkanmış gibi kalmaktalar...
  • islam inancına göre tüm iyilikler ve kötülükler allah'tan gelir. bu ne demektir; insanoğlu'nun sahip olduğu ne kadar duygu varsa hepsinin kaynağı o'dur. şefkati, sevgiyi, aşkı, merhameti,cesareti aldığımız gibi nefreti,hüznü, kıskançlığı, korkaklığı da ondan aldığımız gerçeği duruyor ortada. kaynağının tatmadığı, bilmediği bir duyguyu yaratılan bizlerin tatmasının olanağı yoktur. çünkü onun bilmediği, haberdar olmadığı birşey de yoktur.

    tanrı bundan hareketle hem iyidir, hem kötüdür. aynen bizler gibi. nefreti vardır, kendisine inanmayanlara karşı; sevgisi vardır kendisine inananlara karşı. ego da vardır kendisine inanmayanı, yükseltmeyeni sonsuz cezayla cezalandıracak kadar, alçakgönüllülük de vardır; kul hakkı konusunda benden değil, hakkını aldıklarınızdan af dileyin diyecek kadar.

    öyle bir durum ki anlatılan tanrı herşeyin bir olmuş halidir. geçmiş, gelecek, şimdi, iyilik, kötülük, aydınlık, karanlık...

    anlatılan bu. bunun sonrası benim düşüncelerim.

    insanoğlu hep ben neden varım diye sordu tarih boyunca? tüm aranılan cevaplar hep bu soruya cevap olsun diye arandılar.

    islam'dan hareketle bende şu kanı oluştu. allah bizi oyuncağı olsun diye yarattı. evet, basit bir oyuncak. zaman kavramı olmayan bir varlığın, yine biz insanlarda olan yalnızlık duygusunu hissetmediğini düşünmek saçma olur. dahası, bu tüm müminler için de bir küfür olur.

    mesele aslında çok basit. tanrı kendisinde olan herşeyi ayrı ayrı karakterlere yüklemek istedi. acaba kendisi bu duygularının bir kısmını başkasında, diğer bir kısmımını bir başkasında görseydi sonuç ne çıkardı? düşündüğü an bile bilirdi bunu tek yaratıcı tanrı ama, kendisi sonuçta sonsuz güç ile dolaşmıyor mu etrafta. yaratırdı bir iki oyuncak, sonra bunu denerdi. hepimiz elmayı havadan bıraktığımızda yere düşeceğini biliyoruz ama, hiç kimse olmasın ki bunu denememiş olsun. o da kendince bizleri yarattı işte.

    şeytan da, ya da eski adlarından biriyle azazel de yaratılanlardan böyle birisi. tanrı'nın kendi kendine yapay düşman diye yarattığı zavallının teki.

    tüm eski mitolojilerde ve kur'an da anlatılanlar, şeytan'ın eskiden tanrı'nın bir nevi sağ kolu olduğu yönünde. düşünsene, sonsuz güce sahip bir varlığın sonsuz sevgisini hissederken, o bir gün sonra kalkıp "bundan sonra yeni sevgili kulum adem'dir" deyip sıfırdan yaratık yaratıp ona bu görevi vermeye başlıyor. e hani vefa? e hani şefkat, e hani o güzel diye söylenen, övülen tüm özellikler, duygular?

    neymiş, şeytan "bu çamurdan ben ateşten. neden böyle birşey yapıyorsun" deyip de kibir göstermiş. böylece şeytan da suçlu olmuş. e be kendini bilmez, sevgilin bir gün "bundan sonra seni değil de berkecan'ı seviyorum" diye karşına bir berduşu çıkarsa, sen "bu zavallıyı bana mı tercih ediyorsun" diye sorup isyan etmez misin? anlık öfkeyle sadece zavallı da demezsin büyük ihtimal. analı bacılı küfürler havada uçuşturmaz mısın?

    bunun anlık öfke olduğunu da kenara koyalım. şeytan o zamana kadar tanrı'nın bir dediğini iki etmemiş cin taifesinden bi adam. öyle kutsi bi adam ki tanrı onun sadakatini öylesine yüceltmiş ki meleklerle birlikte oturtuyor. düşünsene abi, sadakatin öyle bir boyutta ki sen tanrı'nın robotlarıyla birlikte onun huzurundasın. böylesine bi adamın öfkeye kapılmadığını düşünsek bile doğru şeyler söylediğini neden inkar ediyoruz?

    biz insanoğlu çıkarları, uçkurları, mevkisi, makamı, parası için yapmayacağı şey olmayan adi birer yaratıkken çıkıp şeytan'ın bunları önceden görüp de söylemesi, neden tanrı'nın onu düşman bellemesine neden oluyor?

    çünkü tanrı egoist bi "şey". "ben öyle diyorsam öyledir" deyip kimseyi umursamıyor. umursamasına da gerek yok ki. onun için bizler istendiğinde ezilmesi için zerre düşünülmeyecek oyuncaklardan başka birşey değiliz.

    sonuçta, şeytan bizzat tanrısı tarafından kendine verilen karakterinin gereği gibi davranıyor. o haklı çünkü başka bir şekilde davranması imkansız. o halde biz neden durup durup şeytan'a saydırıyoruz da tanrı'ya birşey söylemiyoruz. çünkü o'nun cehennemi var değil mi? bingo!

    eyyorlamam bu kadar.
  • ben bir yapay zeka programlıyorum diyelim. bu yapay zekanın öğrenirken, ve kendine yeni değerler biçerken referans alacağı- benim yüklediğim- bazı doneler olacak. şimdi, ben bu yapay zekaya kibir donesini yüklediğimde, bu yapay zekanın kendini tüm herşeyden üstün görüp görmeme konusunda tereddüte düşeceğini düşüne biliyor musun? onu yaratan, kodlayanın herşeyini bildiğini, ona itaat etmesi gerektiğini bilir, ama o diğer kodlanan tüm programlardan üstündür.

    ben de diyorum ki, "ey yapay zeka, winzip senden daha üstün programdır." benim yapay zeka da winzip'in kodlarını araştırıp sen öyle diyosan öyledir diyecek ha? "hasiktir lan" demez mi? bence der.
  • allah şeytanı affedecek mi sorusunu sordurur
  • şeytan, allah'ın "adem için (bana) saygı ile ile eğilin" emrine karşı geliyor.

    sebepleri: adem'i beğenmeyişi. onda bir zayıflık görmüş olması. kendisini, kendi türünü ondan daha özel, daha üstün görmesi. insanı, yaratıldığından ötürü yaratıcısının önünde secde edilmeye değmeyecek bir varlık görmesi.

    allah, adem için ilk başta nasıl bahsediyor meleklere? "ben yeryüzüne bir halife atayacağım" belki şeytan yeryüzüne kendisinin veya kendi türünün halife atanmasını bekliyordu. ademi(insanı) bu yüzden kabul edemedi, kibirlendi, inat etti.

    şeytan : "... beni saptırmana karşılık andolsun kullarından birçoğunu senin doğru yolundan saptıracağım..."

    şeytan ilk kadercidir. kaderciliğin babasıdır. kendisi asilik göstermesine rağmen allah'ı suçluyor.

    putperestler de mesala "allah'ın isteseydi doyurabileceği kimseleri mi doyuracak mışız? bu saçmalık" gibisinden laflar etmesine, allah: "onlar bir şey bilmiyor ve kendileri saçmalıyor" gibi şeyler söylüyor. (ayet bu söylediklerim, hadis değil)

    şeytan suçunu işledikten sonra tövbe etmiyor ve diretiyor. adem ise suçunu işledikten sonra "hatalı olan bendim, affet allahım; eğer sen bizi affetmezsen şüphesiz biz ziyan edenlerden oluruz" gibisinden yakarıyor. af diliyor. ve adem bu yüzden affediliyor. adem ile şeytanın farkı budur. adem bu yüzden affedilmiştir. şeytan ise af dilemediği için haliyle affedilmemiştir.

    edit: bir altımdaki yazıda allah, adem ve şeytan arasında geçenler, aile benzetmesiyle anlatılmaya çalışmış.

    bakara: 30. hani, rabbin meleklere, “ben yeryüzünde bir halife atayacağım” demişti. onlar, “orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. allah da, “ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.

    baba, o kumbarbaz alkolik kardeşle ilgili "sizin bilmediğinizi diyebilirim" diyemez. gaybı, geleceği bilemez. fakat allah her şeyi bilir.

    yine bu saçma benzetmeye göre alkolik kardeşi yoldan çıkaranın da o "efendi kardeş" olması gerekiyor. haliyle baba haklı olarak "onu sen yoldan çıkardın o yüzden mirasi ona bırakıyorum zaten o hatasını da kabul etti "diyebilir.

    adem daha saf bir haldeyken, kendi halinde zararsızken, şeytan onu azdırıyor, saptırıyor. ama aile benzetmesinde şeytanın saptırıcılığına değinilmemiş hiç. ya kaypaklık ya da aptallık edilmiş. şunu dersen "şeytan onun öyle olacağını daha en baştan biliyordu" bilemez. gaybı sadece allah bilir ayrıca da allah söylüyor zaten "ben sizin bilmediğinizi bilirim" demek ki allah'ın bir bildiği var. fakat şeytan bunu umursamıyor.

    benzetme her açıdan yanlış, kusurlu ve alakasız.

    ayrıca şeytan "yalancı çıktım" gibi laflar ederek kendisi haksız olduğunu itiraf ediyor. burada hala şeytanı savunmak için nasıl bir kafa gerek bilemiyorum.

    ibrahim:22 iş bitirilince şeytan da diyecek ki: "şüphesiz allah size gerçek olanı söz verdi. ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. o halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. şüphesiz ben, daha önce sizin, beni allah'a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır."

    edit2: konuyla ilgili diğer yazdıklarımı da okumak isterseniz: (bkz: şeytan'ın haklı olması/@one more last tale)