şükela:  tümü | bugün
  • en ilkel ihtiyaçlardan birisi olan beslenmeyi, gereksiz olan tüm süreçlerden arındırarak direk sonuca gitme hedefini başarıyla gerçekleştiren mobilize insanlar.

    num num'a girdiğimde, hemen kapıda birisi karşılar sigara içip içmediğimi sorar. ona göre, boş olan yerlerden birisine oturturken, başka birisi gelir menüleri getirir ve geri gider. yarısını anlamadığım menüden, karın doyurabilitesi yüksek olan şıkkı seçmeye çalışırken garson tekrar gelir ve galiba seçemediniz diyerek bir daha gider. tercihimi yaptığımda, hareket halindeki garsonlarla göz teması kurmaya çalışırım. ilk denemeler başarısız olurken, kendime olan güvenim bir an sarsıntıya uğrar ve duyulmayacağından emin olduğum kedi osuruğu gibi bir sesle bkr msnz? derim. bakmaz. belli bir süre sonra garson masama gelir ve siparişimi alır. on dakika geçmiştir ve ben siparişimi yeni vermiş olduğumdan hala aç bir leopar gibi başkalarının tabağına bakarım. söylemiş olduğum yemek, bir on dakika sonra gelir. özünde hamburger olan garip isimli yiyeceğimi yemeye çalışırken, ortamın yeterince kasıntı olmasından dolayı, çene kemiğimi geriye atarak hamburgeri tek seferde yutma numaramı yapamam. çatalla bıçakla besinimi mantıklı parçalara ayırmaya çalışırken, yediğim yemekten de keyif almam, o sırada soğumuş olan patates kızartmamdan da. uzun uğraştan sonra, heyecanımı yitirmiş bir şekilde bitirdiğim yemeğimin hesabını öder ve yaklaşık 1 saat önce başladığım ilkel beslenme ihtiyacımı pahalı yoldan karşılamış olurum.

    2 saat sonrası...

    sevgiliyi evine bıraktıktan sonra, mecidiyeköy meydandan geçerken seyyar köftecinin o günahkar dumanını takip ederim. karlı dağlarda besin bulamayıp, köydeki tavuklara dadanan kurt gibi atarım adımlarımı sinsice. daha köfteciye 5 adım kalmışken, adam eline yarım ekmeği alır. num num'daki karşılama-yerleştirme-sipariş verme-bekleme süreçleri direk bertaraf oldu bakın yaklaşık 13 saniyede. arabanın yanına geldiğimde, adam köfteleri dizmeye başlar, ve soğan olsun mu? acı olsun mu? gibi bir kaç kilit soruyla süreci tamamlar. 27. saniyede ben yarım ekmeğimi elime almış, hesabımı ödemiş ve dumanlı hava sahasını elimde köfte-ayranla terketmiş olurum. hemi de num num'da ödediğim fiyatın nerdeyse 8'de birine, hemi de 3 kat daha lezzetli ve sıcak bir alternatife.

    bu kadar veriden sonra, bilimsel bir finalle noktayı koymak isterdim ama köfte-ekmek is the best fuck the rest.
  • çişleri gelince nereye işerler nasıl işerler ellerini yıkarlarmı merak ederim
  • macların deismez sahsiyetleri...neyden yapıldıını tahmin edip iirenmemiz gerekmesine raamen bayıla bayıla yediimiz kofte ekmekleri yapan insanlar...
  • iddia ediyorum, 1997 yilinda saha cezasindan soke'de oynanmi$ karsiyaka-denizlispor maci devre arasindaki seyyar; bir peygamberdir. auralar sacan o koftelerin harcini tahmin edip tutturmam zaman alacak ama ba$armak icin gayretim sonsuz.
  • üç tekerlekli bir arabası vardır. tezgahında alüminyum bir tencere. önceden hazırladığı köfteleri burada muhafaza eder. hörmetli müşterilerine tencereden koymaz, itinayla kızartır köfteyi.
  • kimsenin görmediği ya da farketmeyeceği anda köftelere tüküren azimli esnaflar.
  • ortaköy dereboyu caddesindeki vestel bayinin önünde pazartesi hariç her akşam duran muratı tek geçerim bu alanda.. köftenin enfes tadına güzelim sosuda ekledi mi... oyyy... mesela, evden çıkmadan telefon edersiniz murat'a cepten, o atar köfteleri, yanına vardığınızda hazır olur.. böyle de teknolojik bir köftecidir...
  • milli kutuphane'nin yaninda gece 10'dan sonra ortaya cikan; minibuslerde harikalar yaratan insanlar.
  • kabatas'ta, turkpetrol'un dolmabahce'ye bakan tarafinin deniz kenarindaki koftecinin kofteleri enfestir.
  • o köftelerin tadı hiçbişeye benzemez.hele bi de böle kafadar olanları vardır kasmaz,rahatsız etmez, paranız yetmeyince kıllık yapmazlar,dünya tatlısıdır onlar.