şükela:  tümü | bugün
  • gün içerisinde yaşananlar ve yalnızlık hissi. seyyar pilavcıdan pilav yerken sadece sen, tavuk pilav ve pilavcı varsınızdır. etrafta kimseler olsa bile pilav, pilavcı ve sen arasındaki bağa giremez. pilav kaşıklanırken gün içerisinde yaşananlar akla gelir ve insan derin düşüncelere dalar. tabağa daldırılan her bir kaşıkta bu his artar. biber turşularının acısı bu yalnızlığı derinleştirir. ardından bardakta kalan son açık ayran içildikten sonra günün yorgunluğu üzerinden atılır. o hafiflikle oradan ayrılır. artık sen eski sen değilsindir..
  • pilav ve tavuğun bakteri üremesine en müsait iki yiyecek olmasının verdiği tedirginlik ile sfinkter kasının kendinden geçmesi.
  • bizim yaptığımız neden bu kadar güzel olmuyor sorusu.
  • (bkz: bizimkiler)'in yayınlandığı yıllara gitmek...
    cafer'in pilavcı arabası, canımın içi cenap ve katil ile eser'inin tavuk pilav molaları
  • evde yapılan niye böyle olmuyor amk. aklımda ki tek düşünce bu oluyor genelde.
  • yerken

    -abeieii buu jok iii yahaaaa...

    aksam sıçarken
    -amk martı mıydı lan o pirinç diye mermer mi yedirdi bize ibne?
  • "her köşebaşında bu işi yapan bir gıda zincirinin sahibi olduğumu düşünürken" hissedilen hislerdir
  • "yine kağıt sepet yarak kürek işler çıktı uğraş dur ordan oraya aptal aptal... lan ciğerlisi de ayrı güzelmiş bunun."

    çünkü ben sadece bu tip angaryalarla - bürokrasiyle ilgili şeylerle uğraşmak zorunda kaldığımda pilav yiyorum bu güzel insanlardan. sonra onun pilava dokunuşları, o işleri bile bir anlığına unutturuyor.
  • bunlar tabii küçük birer ihtimal ama olur ya, eğer o tane tane nohutlu pilav tereyağlı ve tavuk da çok lezzetliyse, "bundan daha güzel bir sokak yemeği olamaz" diye düşünerek, hedonizmin nirvanasına ulaşma hissi.