şükela:  tümü | bugün
  • diyarbakır ergani dogumlu olup siyasal bilgiler mezunudur.şahsınınbir islami diriliş düşüncesi vardır bununla ilintili olarak diriliş dergisini yayınlamış birde diriliş partisi diye bir parti kurmuştur.partiside anayasa mahkemesi tarafından ya seçimlere katılmadığı yada örgütlenme ile ilgili hede hödeler yüzünden kapatılmıştır..
  • anne öldü mü çocuk
    bahçenin en yalniz koşesinde
    elinde siyah bir cubuk
    ağzinda küçük bir leke

    çocuk üldü mu güneş
    simsiyah görünuyor gözüne
    elinde bir ip nereye
    bilmez bağlayacagını anne

    kaçar herkesten
    durmaz bir yerde
    anne ölünce çocuk
    çocuk ölünce anne
  • (bkz: yagmur duası)
  • uhrevi bir dünyadan sezdiklerini modern hayatın bilgisiyle harmanlayarak bize sunan, ilahi bir ses tonuyla ikinci yeni modernizminin pekala buluşabileceğini kanıtlayan şair. cemal süreya'nın mülkiyeli arkadaşı
  • kapanan diriliş partisi kurucusu ve genel başkanı, mona rosanın şairi, efsanevi fikir, sanat ve misyon adamı.
    seçimlere girememesi yüzünden zoraki kapattığı partisi ile gül asrını yeniden başlatmayı amaçlayan ama bunda muvaffak olamamış gibi görünen ekol edebiyatçı
    şimdi istanbul'da şiir yazmaya devam ediyor.

    önce iki sayı devam eden şiir sanatı adlı dergiyi, sonra diriliş dergisini çıkardı. karakoç, şiir üslubu bakımından, az çok ikinci yeni'ye yakın sayılsa da, şiirinde işlediği temalar, inandığı değerler bakımından şiirimizde yeni ve değişik bir sestir. islami düşünceyi modern şiirdeki gerçeküstücülükle bağdaştırmakta, mistisizmden yararlanmakta, çarpıcı benzetme ve sembollerle, denenmemiş, bağımsız şiirler yazmıştır.
    aşkını dile getirdiği mona rosa şiiri ile nice efsanelerin baş kişisi olmuştur.
    şiir kitapları: körfez (1959), şahdamar (1962), hızırla kırk saat (1967), sesler (1968), taha'nın kitabı (1968), gül muştusu (1969), zamana adanmış sözler (1970), ayinler (1970), leyla ile mecnun (1981)
    arzuladığı diriliş neslini anlattığı birçok fikir, öykü ve çeviri kitapları da vardır.
  • dünyanın en muhteşem şiirlerinden birçoğuna sahip şair.

    sürgün ülkeden başkentler başkentine

    senin kalbinden sürgün oldum ilkin
    bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
    bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
    sana geldim
    ayaklarına kapanmaya geldim
    af dilemeye geldim
    affa layık olmasam da
    uzatma dünya sürgünümü benim

    güneşi bahardan koparıp
    aşkın bu en onulmazından koparıp
    bir tuz bulutu gibi
    savuran yüreğime ah
    uzatma dünya sürgünümü benim
    nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
    ayaklarımdan belli
    lambalar eğri
    aynalar akrep meleği
    zaman çarpılmış atın son hayali
    ev miras değil mirasın hayaleti ey gönlümün doğurduğu
    büyüttüğü emzirdiği
    kuş tüyünden
    ve kuş sütünden
    geceler ve gündüzlerde
    insanlığa anıt gibi yükselttiği
    sevgili
    en sevgili
    ey sevgili
    uzatma dünya sürgünümü benim

    bütün şiirlerde söylediğim sensin
    suna dedimse sen
    leyla dedimse sensin
    seni saklamak için görüntülerinden faydalandım
    salome'nin belkis'in
    boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin
    kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
    ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
    deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
    ey gönüllerin en yumusağı en derini
    sevgili
    en sevgili
    ey sevgili
    uzatma dünya sürgünümü benim

    yıllar geçti sapan olumsuz iz bıraktı toprakta
    yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
    çatı katlarında bodrum katlarında
    gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
    hep kanlıca'da emirgan'da
    kandilli'nin kurşuni şafaklarında
    seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
    şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
    sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    af dilemeye geldim affa layık olmasam da

    ey çağdaş kudüs (meryem)
    ey sırrını gönlünde taşıyan mısır (züleyha)
    ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
    sevgili
    en sevgili
    ey sevgili
    uzatma dünya sürgünümü benim

    dağların yıkılışını gördüm bir venüs bardağında
    köle gibi satıldım pazarlar pazarında
    günesin sarardığını gördüm konstantin duvarında
    senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
    gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
    ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
    verilmemiş hesapların korkusuyla
    sana geldim
    ayaklarına kapanmaya geldim
    af dilemeye geldim
    affa layık olmasam da
    sevgili
    en sevgili
    ey sevgili
    uzatma dünya sürgünümü benim

    ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
    mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
    aşk celladından ne çıkar madem ki yâr vardır
    yoktan da vardan da ötede bir var vardır
    hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
    o şarkıya özenip söylenecek mısralar vardir
    sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
    ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
    gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
    yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
    yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
    sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
    göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
    senden ümit kesmem kalbinde merhamet adli bir çınar vardır
    sevgili
    en sevgili
    ey sevgili
  • doguda bir baba vardi,
    bati gelmeden once onun ogullari batiya vardi...
    (masal adli siirinden)
  • ötelerin şairi.

    inci dakikaları

    sen bana yeni yılsın her dakika
    her dakika bir yaşıma daha giriyorum

    sen benim üstüne titrediğim güzel ve yeni
    saatim kadar saadetimin gözbebeği zamansın
    ben bin parçaya bölündüm her parçasında
    her parçasındayım kırkayak sesli boğuk arkadaşlığın
    çalkantısız üniversitenin yalnızlığın ve ağlamanın
    erkek ağlar mı diyeceksin
    hayberin kapısı ağlar mı erkek ağlar mı
    ben yel gibi erkekler ağlar diyorum
    bir dakika ağlar yılbaşı dakikasında
    daha gözlerimin gerçek yaşları belirmeden
    ağlamak diye bir şey yoktur diye bir şey
    yüzme bilmeyen bir uyurgezer yüzer ya
    çürük ve havada asılı tahtalar üstünde
    hafif kedi ayaklarıyla yürür gerçekten yürür ya
    sen benim ağlamamı erkeklığıme
    uyanan ölmeyen yenilenen
    azgın kışlar içinde keskin baharlar bulan
    seni bulan yeniden bulan tekrar tekrar bulan erkekliğime say

    bütün bir yıl bütün bir yaşama boyu
    gizli heybelere binbir gece eşyası doldurduğuma say

    ben otomobilleri böylesine yankısız sağır komam
    öyle bir isyan şiiri var ki ben onu yakalayacağım
    bu yunan şehrinin düzenini öper ve yalvarırım
    şehrin ölümünü yanlış anlama
    gözleri kör oldu doğrudur ama o kadar
    ve şehrin gözlerini geri verme dakikalarıdır bu yılgın çanlar

    senin odan günışığı en güzel müzik bana
    farklılıklar odası
    giden tren buharları içinde örümcek ağı
    sen güzel örümcek ağı yaşamakla yaşamamak
    doğduğumuz şüpheyle öldüğümüz şüphe arasına gerilmiş
    garip bulut farklı müzik güzel örümcek ağı

    ben bir yabancı buğunun kokusunu alıyorum
    bu kokuyu alıyorsam onulmaz kıskançlık yaramdandır
    benim garipliğime bakma benim kıskançlığıma bakma benim
    incilerin ilk gerçek ve yeni yorumunu bulur gibi oluyorum
    bu inciler denizlerin en karanlık noktalarında bile yoktur
    benim ak ve kara kayalar içinde bulduğum inciler
    bu inciler sen olmasan bende bile yoktur
    oldukları yerde bile
  • "insanı çözersin, çözersin, çözersin ; çocuk çıkar." diye bir sözü vardır.