şükela:  tümü | bugün
  • turkiyenin gururudur ikisi de. ajda pekkan sezen aksu'dan önce de şöhretti ama yaratıcılık bakımından sezen aksu ajdayı geçmeyi başarmıştır. her ne kadar bir zamanlar yurt dışında ajda pekkan daha ünlü olsa da sezen aksu onu yakalamayı da başarmıştır. sezen aksu intihardan sonra onun şarkılarıyla hayata döndüğü söylenir. ikisi bir arada düet yaparken ise müthiş bir ses harmonisine sahne olur.
  • devrimci ikili. bundan sonra çeşit çeşit kombinasyonlarla sözlükte zibilyon tane başlık açabilir, sınırları zorlayabiliriz.

    (bkz: eric clapton & mark knopfler) (ilk aklıma gelen mesela)
  • ajda, küçük nutella kavanozudur.. sezen onun bir büyüğü.
  • ajda pekkan serdar ortaç'tan beste alır. sezen aksu almaz.
  • her ne kadar şu versus olayına alışamadımsa da vakıa bu, buraya yazmak lazım geliyor.

    ben bu ikisinin ayırdına varamadım. ikisi de bir boşluk bulup içeri dalmış. birine diva demişler birine de minik serçe. ne divayı bilirim ne de minik serçe filmini izlemişliğim var. hah işte izlemediğinden ondan farkına varmıyorsun diyen çıkarsa da alnının çatısına korum! o ayrı.

    farkı yok işte lan! ikisi de nerede olduğunun, kim olduğunun ayırdında değil. biri bakana hallenir biri yetmez ama o yeah! der arada olan bana olur.

    (bkz: götümüze girebilir)

    hay götünüze! ya da götüme mi demeliydim acep?!

    tanım yap yoksa silerim...hı! o yeah beybi o zaman;

    (bkz: yok böyle bir şey) ya da (bkz: aynı yolun yolcusu).

    oldu mu?...

    gerçek bakınız;

    (bkz: umarım)
  • trt müzik kanalı gala gecesinden...

    ajda pekkan: evet ben de sevgili sezenimi bekliyorum. biz bu akşam, beraber, böyle karşılıklı şarkılar söyliyeceğiz, sizlerle paylaşacağız, arzu ederseniz katılırsanız çok seviniriz. sezoşum nerdesin?
    (sezen aksu gecikmeli gelir)
    sezen aksu: sen bir tane daha söyleyecektin.
    ajda pekkan: ya gel işte sen burada ol ki ben de söyliyeyim, sen yoksa, yarım mı kaldı giyinmen benim yüzümden?
    sezen aksu: bir bi acayip şeyler oldu ama olsun.
    ajda pekkan: olsun tamam peki ben bir tane daha söyliyeyim şimdi.
    sezen aksu: senin bir tane daha şarkın var.
    ajda pekkan: öyle mi? hay allahım, hayır seni burada göremeyince, bayağı merak ettim.
    sezen aksu: hayır bir düşündüm burada böyle….seni dinlemek de istiyorum ama bir de tuhaf geldi.
    ajda pekkan: niye?
    sezen aksu: yani sen orada şarkı söylerken burada şey … öyle… dikkat …
    ajda pekkan: yok yok hiç alakası yok, öyle bir şey olur mu? biz evde de neler yapıyoruz? hepimiz birbirimizi dinliyoruz.
    sezen aksu: anlatırım evi.
    ajda pekkan: valla anlat.
    sezen aksu: anlatırım çok fena, çok fena.
    ajda pekkan: söyleme diyorum ama yine senin dilin durmuyor ki.
    sezen aksu: allahaşkına anlatayım mı.
    ajda pekkan: anlat, nasıl istiyorsan.
    sezen aksu: şimdi …. (arkadan bagetlerin birbirine vurma sesi gelir)
    ay ya bir şey anlatıyorum. kim o vuran ya? allah allah!
    bunlar (orkestra) bizi dinlemiyorlar ajda biliyor musun? programlanmışlar.
    şimdi benim tipim bozuk biliyorsunuz, benim belli yani hep şey yaparım, ajdacım da hep çok incedir, çok dikkatlidir, çok özenlidir ama tahmin edemeyeceğiniz kadar espritüeldir. evde karnıma ağrılar, gözümden yaşlar aktığını bilirim yani.
    ajda pekkan: ama ben öyle görünmüyorum dışarıdan.
    sezen aksu: öyle görünmüyorsun. bir gün ben yazacam.
    ajda pekkan: heralde kas… heralde katıldım da ondan.
    sezen aksu: bir gün yazacam. yani o kadar eğlencelidir ki gerçekten. şimdi her yıl tabii ki bir sürü sanatçının jübilesi oluyor, o oluyor, bu oluyor, hemen bize haber veriyorlar, biz de koşa koşa gidiyoruz.
    ajda pekkan: ben sana söylüyorum, sen bana söylüyorsun.
    (ajda pekkan mikrofonsuz konuşmaktadır)
    sezen aksu:al şu mikrofonu.
    ajda pekkan: yani hakkaten, böyle durumlar olunca birbirimize soruyoruz, gerçek mi değil mi, çünkü bazen birbirimizin adını kullanıp, bizi kullanma durumları söz konusu oluyor.
    sezen aksu: olsun ne olacak… olsun yani idare ediyoruz. fakat gerçekten bir yararı var mı yok mu diye de onu da kontrol etmek için birbirimizle konuşuyoruz. zaten hiçbir gizli saklı olmadığı için aramızda, ki yanılmıyorum di mi gizli saklı yok.
    ajda pekkan: evet.
    sezen aksu: şimdi bir gün yine stüdyoda çalışıyoruz, angel, onun bizim aramızdaki lakabı, angel’ımla birlikte, yine bir yerden…
    ajda pekkan: egemen takmıştı angel’ı.
    sezen aksu: yok be ben taktım ya! egemen nereden çıktı ya benim kend….çık! yok valla ben taktım.
    ajda pekkan: tamam.
    sezen aksu: o superstar dedi.
    ajda pekkan: yine de güzel canım.
    sezen aksu: neyse hepsi güzel. şimdi bir gün stüdyoda çalışıyoruz, gene bir jübileye çağırdılar. o sırada da hande yenerin çok güzel bir şarkısını dinliyoruz, ajda bana dedi ki: “biz yakında” dedi, “ilerde” dedi, “bunun da jübilesine gideriz” dedi.
    ajda pekkan: hiçbir sırrımız kalmıyor.
    sezen aksu: sonra bir gün, bizim evde oturuyoruz, hande yener kibir şarkısını almaya gelmişti galiba, öyle mi kibir şarkısıyla ilgili, şimdi oturduk oturduk, ajda böyle ağzının içinden kulağına fısıldar, sizi darmadağın eder, siz böyle gülüp rezil olursunuz, o yine böyle kibar kibar durur. handeyle işte konuşuyoruz, kız tam gitmek üzere, sen eğil benim kulağıma “allah inşallah jübilesine gitmeyi…”.
    ben öyle bir güldüm ki. kız tabi şaşırdı, hande de çok da şeker.
    ajda pekkan: çok.
    sezen aksu: çok olgun ve espriyi şakayı güzel kaldıran…
    ajda pekkan: en beğendiğim ses.
    sezen aksu: eh mecburuz öyle demeye, yanarız!
    ajda pekkan: yok ama, vallahi öyle, niye öyle söylüyorsun?
    sezen aksu: hakkaten çok güzel bir ses.
    ajda pekkan: gerçekten çok beğeniyorum.
    sezen aksu: yani hakkaten çok olağanüstü bir ses. ama kızın jübilesine gitme hayallerimiz olduğu güzel bir şey mi?
    ajda pekkan: tabi yani, yok değil.
    sezen aksu: ama var böyle bir hayalimiz.
    ajda pekkan: var.
    sezen aksu: şimdi o kadar güldüm ki. hande baktı bize, biz yani, o duruyor böyle.
    ajda pekkan: her ironinin arkasında bir hakikat gizlidir.
    sezen aksu: ajda dipçik gibi duruyor, böyle gene en kibar haliyle, ben tabi lüzumundan fazla, aşkın taşkın ifrat tefrit o kadar güldüm ki, artık itiraf etmeye mecbur kaldık.
    şimdi kız soran gözlerle bakıyor,
    “hande” dedim, “aramızda böyle bir espri var ama espri yani ekmek kuran çarpsın espri…”.
    “ne” dedi kız.
    “biz senin jübilene de gelmek istiyoruz!”
    şimdi bizim aramızdaki… beddua etmeyiz ikimiz de, sevmeyiz yani. çok sinirlenince “allah jübilesine gitmeyi nasip etsin…”.
  • yetmez ama evet diyenle, size tapiyoruz diyen iki iktidar dumen suyu takipcisini kiyaslayan karsilastirmadir.. sanatlarini hic etmislerdir..
  • sezen aksu sizi evine davet edebilir, ajda pekkan ise o kadar misafirperver değildir.
  • ajda pekkan ses konusunda 1-0 öne geçer. sezen aksu da beste yapma yeteneğiyle durumu 1-1'e çevirir.
    ajda 65'ten beri sanat hayatında olması ve 70 ve 80'lerde sezen aksu'yu geçmesiyle durumu 2-1 yapar. sezen de 90'larda ve 90'lara yakın tarihlerde çıkardığı albümler ile durumu 2-2 yapar.
    ajda şu anda sesini en iyi biçimde kullanmasıyla durumu 3-2 yapar. sezen aksu da serdar ortaç ve sinan akçıl'dan beste almamasıyla durumu 3-3 yapar.
    ajda'nın 2000'lerde çıkardığı albümler daha fazla ses getirmiştir ve bu yüzden durum 4-3 olur biter. kazanan süperstar'dır. tabii bana göre.
  • şimdi ikisini yan yana getir. biri 60'larının sonunda, biri 50'lerinde... ama 60'larının sonunda olan daha enerjik, daha dinamik. fiziksel olarak mükemmel. sporunu yapıyor, kendine özen gösteriyor. görüntüsü muhteşem. kreasyonlar tasarlıyor, sahnesinde yenilik yapıyor. bitmek tükenmek bilmeyen bir değişim var kendisinde. sesi hala gürül gürül, detone olmuyor. inanılmaz söylüyor. diğeri ise baya baya detone oluyor, baya baya kötü söylüyor şarkılarını. eski şarkıların hatırına hala konser salonlarını dolduruyor belki ama seyircinin çok mutlu ayrıldığını söyleyemem konser alanlarından. kimin kim olduğu anlaşılmıştır herhalde.