şükela:  tümü | bugün
  • "kurşuni renkler”, sezen aksu’nun hem gizli kalmış hem de efsane olmuş parçalarından biri. aslında bir sezen-onno ortak çalışması ve ilk olarak 1985 yılında şan tiyatrosu’ndaki “sezen aksu söylüyor” müzikalinde söylenmiş.

    “yok olmaz, erken daha, biraz geç kalın ne olur / hiç hazır değilim henüz / ne olur baharlarımı bırakın bir süre daha / tanıdık değil bana güz...” gibi sözleri var ki bir durup yutkunuyor insan.

    bu kıymeti dinlendikçe anlaşılan şarkının neden hiçbir sezen aksu albümünde yer almadığı bilinmiyor... bilinen o ki, 1996’da onno tunç’un vakitsiz gidişiyle iyice hüzünlü hale gelen parçayı gün yüzüne çıkarmak 1997 yılında göksel’e nasip olmuştu. rivayete göre o da küçük bir kız olarak şan tiyatrosu’nda dinleyip gönül vermiş “kurşuni renkler”e.
    neticede bugüne kadar sezen aksu’dan ancak birkaç konserde canlı olarak dinlenebilen “kurşuni renkler”, albümün en kıymetli parçalarından biri.

    kaynak:
    https://www.milliyet.com.tr/…yati-paylastik-1119026

    kurşuni renkler
    bir sabah saçlarımı, okşayıp da rüzgar
    izlerini sürüp de, gidecek beyaz beyaz
    ve güneş aynaya baktığımda çizgilerden
    yeni bir yüz gösterecek, üzülerek biraz

    yok olmaz erken daha, biraz geç kalın ne olur
    hiç hazır değilim henüz
    ne olur baharlarımı, bırakın bir süre daha
    tanıdık değil bana güz

    yok olamaz dur dur, gidemezsin
    gözlerimin rengi dur, bulutlara dönemezsin
    yok alamazsın beni deli zaman, dur
    ömrüme o kurşuni renkleri süremezsin
    yok olmaz erken daha, biraz geç kalın ne olur
    hiç hazır değilim henüz

    ne olur baharlarımı, bırakın bir süre daha
    tanıdık değil bana güz
    o gün başka renkte, ağaracak biliyorum
    ve zorla değil ya, o rengi hiç sevmiyorum
    ne olur sanki biraz, daha zaman verseniz
    yıllar öfkenizi hiç mi hiç anlamıyorum

    yok olmaz erken daha, biraz geç kalın ne olur
    hiç hazır değilim henüz
    ne olur baharlarımı, bırakın bir süre daha
    tanıdık değil bana güz
    yok olamaz dur, dur gidemezsin
    gözlerimin rengi dur, bulutlara dönemezsin
    yok alamazsın beni deli zaman, dur

    ömrüme o kurşuni renkleri süremezsin
    yok olmaz erken daha, biraz geç kalın ne olur
    hiç hazır değilim henüz
    ne olur baharlarımı, bırakın bir süre daha
    tanıdık değil bana güz
  • ah kavaklar ah kavaklar
    acı düştü peşime
    ah kavaklar ah kavaklar
    ardımdan ıslık çalar

    (bkz: kavaklar)
  • seni kimler aldı...
    al loopa 3-4 saat dinle intihar etmez isen bil ki delirdin demektir. kısaca kodumun şarkısı ya delirtir ya da öldürür
  • elbette git,
    gittt, gittt... gitttme dur yalan söyledim...

    şarkının başında sezen kendinden gayet emin, her şeyi rasyonel şekilde açıklayıp, tabi bir nevi kendini kandırıp git, git diye sevgiliyi kovalar... gitttt derken dayanamaması ve her şeyi itiraf ederek tam bir hüzün çemberinin içine düşmesi tam bir hüzün trajedisi* :

    gitme dur daha şimdiden deliler gibi özledim
  • (bkz: ünzile)

    yağmuru kim döküyor
    ünzile kaç koyun ediyor
    dayaktan uslanalı hiçbirşey sormuyor
  • kavaklar...

    dinlerken istemsizce ağlarım, kalbimi acıtır. beni alır, imkansızlıklara sürükler. imkansızı hatırlatır.
    duygusu o kadar fazladır ki tepeden tırnağa sarar her yanınızı. acıyı koklar, acıya dokunursunuz.

    “ah kavaklar, ah kavaklar
    bedenim üşür, yüreğim sızlar.
    beni hoyrat bir makasla,
    ah eski bir fotoğraftan oydular.
    orda kaldı yanağımın yarısı
    kendini boşlukla tamamlar.
    ah omuzumda bir kesik el ki
    hala, hala durmadan kanar.
    ah kavaklar, ah kavaklar
    acı düştü peşime.
    ah kavaklar, ah kavaklar
    ardımdan ıslık çalar. “

    edit: sözleri metin altıok’a aittir. metin altıok’ un madımak’ta katledilmesinin ardından, sezen aksu bu eseri metin altıok’a adamıştır.
  • beni unutma'dır.

    "bilirsin unutulmak
    dokunur ya her insana,
    sen de kendi payından bir
    hatıra seç,
    ve o ben olayım unutma,
    beni unutma..."
  • kaybolan yıllar

    geçip giden zamanı getirecek ne kimsenin gücü var ne de bunun bulunmuş bir çözümü. hepimiz hayatımızın en az bir döneminde kaybolan yıllarımızı aramışızdır. kaybolan yıllar deyince belki birçoğunuzun aklına kavuşamadığı sevdiği gelir. kaybettiğimiz illa bir sevgili olmaz ki, bazen elimize geçip de kaçırdığımız fırsatlar, iyi değerlendiremediğimiz yarınlar, o yıllarda toprağa emanet ettiğimiz sevdiklerimiz... ve daha niceleri...

    kaybolan yıllarımızı bize geri verseler neler neler yaparız acaba? ben bir başlasam yazmaya, sonunu getiremem sanırım, çünkü listem hayli kabarık. geçmişe dair öyle çok pişmanlığım var ki...

    neyse...

    hem insanoğlu alışık değildir, kendinden alınanların geri verilmesine. muhtemelen ilk önce ne yapacağını bilemez bocalar, sonra yoluna koyar bir şeyleri. bazıları ikinci şansı değerlendirmeyi de bilmez, belki daha çok batırır her şeyi.

    keşke kaybolan yıllarımızı verseler, hepsi olmasa da birazına da razıyım ben. bazı hatalardan geri dönmeyi isterdim, bazılarını da hiç tanımamayı. hem de ne çok isterdim, ahh bir bilseniz...

    öyle işte...

    benim için sezen aksu'nun en hüzünlü şarkısı, kaybolan yıllar'dır. ne zaman bu şarkıyı dinlesem anılar misafir olur odama, ben de dalar giderim en derinlere. o yıllarda o kadar çok şey kaybettim ki, o kadar derinlere inmem bundan. neyse, kimse kaybolan yıllarımızı vermez nasılsa, fazla hayal kurmayayım.
  • ölüp gidenin ardından yakılmış bir ağıt olan;

    "haberini sal kara bahtlım
    beni yanına al yarası saklım
    üzerime hatıran yağıyor
    bu yokluk yaktı bizi"
    (bkz: yarası saklım)

    (bkz: onno tunç)
    ve
    sezen aksu'nun yine onno tunç için yazdığını dile getirdiği bir diğer eser ise;
    "unutmadım unutamam,
    kara sevdam merak etme..
    yaşamaksa yaşadım lakin
    canımın coğu kaldı sende.

    ama benim ciğerim yanar,
    ten oyalanır, can kanar....."
  • hiçbiriniz için adı bende saklı değil mi?

    uzak diyarlarda evli barklı,
    mutluluk en çok onun hakkı.

    hele bir de her dinlediğinizde aklınıza aynı kişi geliyorsa.