şükela:  tümü | bugün
  • "sezdim seni, sen sağ yanımda dur"
    * ters bağlanmış melekler cemiyeti
  • babasının adı sezer olan muhtemel ermeni asıllı türk vatandaşının soyadı.
  • bazılarınca doğrusunun bu olduğu ısrarla savunulan ama pek çok kaynaktan yararlanarak araştrıldığında sezaryen kelimesinin doğru olduğu görülecek olan kavramın yanlış ifadesi.
  • anlatılmak istenen cerrahi işlem türü, yani sezaryen, julius ceasar (jül sezar)'ın annesi aurelia cotta'nın yaptığı doğum şeklinden gelmektedir. "sezar usulü" gibi yani... ama bizim milletin büyük kısmı bu kökeni sezercik olarak kabul ediyor ve kelimeyi ona göre söylüyor.
  • halk arasında sezaryenin yanlış kullanımı olan sezeryan kendini de yanlış kullandıran şafak sezerin lakabı olmuştur.
  • çocuğunu kendi eforunla çıkaramadığın zaman, doktorun tamam sen çekil aradan ben çıkarırım deyip senin başrol oynadığın filmde rol çalmasıdır. bizde de aynı durum olmuştur. şöyle ki hamile olduğumu öğrendiğimde kesinlikle? normal doğum istediğimi düşünüp bak normal yapıyorsan sana geliriz şeklinde doktora gitmiştik. doktor ben zaten normal doğumcuyum diye beni ikna etmeye çalışmıştı.biz de ikna olmaya hazırdık çünkü doktor seçimimiz tamamen eve yakın hastane formatındandı. çok ikircikli bir insan olmadığım için doktor konusunda çok pimpiriklenmek istemiyordum. kanımca bu olay son derece doğal bir olay olup benim kendi kendime yapmam gereken bir olaydı dolayısıyla doktor konusunda çok titizlenmek bana olayın doğasına aykırı geliyordu. çok büyük bir terslik olmadığı sürece. neyse işte biz dedik ki biz hamileyiz. o da dedi ki bir saniye mümkünse onu ben bir kontrol edip size söyleyeyim. sonra baktı hayırlı olsun hamilesiniz dedi teşekkür ettik çıktık. sonraki ay ben abimle gittim kontrole. eşim gelemedi iş sebebiyle. doktorumuz abimi şüpheyle karşıladı. ve siz babası değilsiniz ben babasıyla tanıştım bu çocuğun dedi. doktorun en dedektif olanıyla karşı karşıyaydık anlayacağınız. bana yaptığı muamele de sanki önce eşimle geldim olayı çok resmi gibi gösterip sonra da sevgilimi getirdim biyolojik baba da evladını görsün diye. arkadaş ben hayatımda böyle sinirlendiğimi hatırlamıyorum. abim olur kendisi dedim. doktor şüpheyle bir ona bir bana baktı. evet benziyorsunuz dedi. saolasın şekerim, yani benzemesek hala zan altındayım. gerçi o gün bir sorguladık bu doktor mantıklı mı devam edelim mi gibilerinden ama neyse devam ettik. artık kadıncağız her gün nelere şahit oluyorsa. neyse sonuç olarak bizim 9 ay 10 gün doldu. ben artık vinçle hareket ettirilecek kıvama geldim. bizim ufaklıkta kıpırdama yok. doktor son 3 haftadır vajinal muayene yapıyor bilenler bilir ben her seferinde marsa ışınlanıp geliyorum öyle bir muayene o yani bizim kereta tık demiyor. en son artık kadıncağız sezeryan mı yapsak dedi ben hemen evet noluuur diye atladım. bu bünyenin de bir dayanma seviyesi var arkadaş. başlarım normal doğuma. herif kanala girmiyor, o kanala girmiyor diye her hafta bana sürekli bir şeyler giriyor, insanlıktan çıkmışım artık, kocam çaktırmıyor ama ben denizanası formatındayım, süre dolmuş geçmiş gelen giden yok, sağdan soldan duyduğum geç kaldık, bizim velet içeride bokunu yemiş enfeksiyon kapmış hikayeleri kulağımda dönüyor neyse ben, o normal doğum manyağı, eninde sonunda çıkacak canım çocuk sezeryan da neymiş diyen ben paşa paşa sezaryan günü alıp mutlu mutlu ameliyatımı oldum. arkası yarın, hastam geldi.
  • (bkz: sezaryen)
  • sezeryan denilen olay, olaydaki sürpriz mefhumunu yok eden, o filmlerdeki telaşlı sahnelerin hepsini birden silen atan, bayağı böyle tatile çıkıyormuşssun gibi valizini hazırlayıp gidip otele yerleşir gibi hastaneye yerleştiğin, bir gün öncesinden gidip oda seçtiğin, odayı o koca halinle süslediğin, şekerleme, kek, börek ve süs seçip sipariş ettiğin, eşe dosta haber verdiğin bir hadisedir. en büyük derdin kapı süsüdür. bu işi öyle profesyonel yapan adamlar var ki daha kapıya bakınca evebeynlerin mali portresine hakim oluyorsun zaten. hele çocuğun ismi ne kadar jüpiterden çıkma gibiyse o kadar zenginler ben sana diyeyim. neyse saat geldi beni almaya geldiler.
  • beni almaya geldiler diye bitirdiğim devamını anca saolsun suser arkadaşların hatırlatmasıyla yazmayı hatırladığım cerrahi operasyonlardan biridir. benim ısrarım üzerine eşim de giyindi yeşilleri, geldi ameliyathanede buluştuk. epidural anestezi için sırtımı tam bir c yapmam söylendi. hafif bir iğne ucu hissediyorsun tamam. ben bilinçli olarak spinal aneztezi istemedim. ayaklarımı tamamen hissiz olarak kaybetme duygusu yerine ayaklarımı hala oynatabildiğim, cerrahiyi çok hafif hissettiğim ama gene de acısız olan epiduralle uyuştum. ben mental olarak çok hazır olduğum için bana her şey çok normal gözükürken eşimin beti benzi atmış suratı, şaşkın bakışlarıyla öyle maske bone yanımda oturduğunu görünce kimin kime moral verdiğini tahmin edebilirsiniz. neyse yedi katın dibine inince ortaya çıkan bir bebiş ve ona eşlik eden ağlama sesi değil insanı, gelmiş geçmiş en büyük öküzü bile ağlatır kardeşim işin bu kısmı sanırım filmlerde abartılmamış tek şey. neyse ufaklık çıktı hemşire eline aldı tam en baştan istediğim gibi hemen tenime temas ettirilecek, işedi üstüme, bir değil, iki değil, işemelere doyamıyor oğlan yapacak bir şey yok. neyse o çılgın ağlama yanağı yanağıma değdiği an kesildi, ve işte o inanılmazdı. kalabalık bir oda, çarpıcı bir ışık, ve minicik bir ten temasında gözyaşları içinde hissedilen o en gerçek annelik duygusu, sıcacık, ıpıslak ,yoğun ve dingin bir koca huzur bulutu. hoşgeldin bebek! sonra arka fonlardan gelen bir kanama çok yoğun klemp verin bana sesi, gittikçe yükselen bir telaş, bebeği ve babayı çıkaralım cümleleri, yok hayır almayın bile diyemeden kucaktan alınan yavru, bomboş kalan kollar, koter sesi ve et kokusu, kanama çok yoğun, durmuyor sesleri......bebeğin gelişinden tam iki saat sonra anca çıkmışım ameliyattan, ne mi hissettim, kollarımda daha önce hiç fark etmemiş olduğum bir boşluk..sadece o.