şükela:  tümü | bugün
  • tüm zamanların en iyi cover artwork sahibi albümü aynı zamanda. elinize büyüteç alıp, istanbul aşığı orhan pamuk edasıyla bir melling tablosu inceler gibi inceleyip soylu soylu gülümseyebilirsiniz dilerseniz. komikliklerin, şakaların, ince alayların, göndermelerin bini bir para bu kapakta. meraklısı için yardımcı olayım efendim. kapak tasarımı bilindiği üzere jann haworth ve peter blake'e ait, üstüne üstlük de 1968'de grammy ödülüne layık görülmüş ( grammy award for best album cover, graphic arts )

    albüm kapağını incelemeden önce ilişikteki linke tıklayalım. sol üst baştan saymaya başlayalım:

    sri yukteswar giri : 1855 doğumlu bir guru. the holy science diye bir kitap yazmış. zannederim harrison kendisinden etkilenmiş olacak ki kapakta şereflendirmiş kendilerini.

    aleister crowley : 1875 doğumlu sihirbaz, mistik, medyum. thelema, "istencini yap" fikri üzerine kurulu öğretinin mimarı. öğretiye bu herifin the book of the law adlı kitabı kaynaklık eder. bu istencini yap zırvası aynı zamanda cehennem ateşi kulübü'nün de mottosudur. satanizmin önünü açtığı söylenir.

    mae west : 1893 doğumlu amerikalı aktris. zamanın seks sembolüdür. "is that a gun in your pocket, or are you just glad to see me?" sözüyle iç gıcıklar. salvador dali'nin mae west's lips sofa'sını bildiniz mi?

    lenny bruce : 1925 amerika doğumlu yahudi komedyen, satirist, nükteci. how to talk dirty and influence people diye çok acaip bir kitabı vardır. şu konuşmasıyla hapse girmiştir. aşırı doz morfin alarak da ölmüüüüüüş.

    karlheinz stockhausen : (bkz: #25538854)

    w. c. fields : amerikan komiklerinden. alkolikliğiyle de meşhur. garip bir tesadüf olarak eric idle'nin strawbery fields forever' a ithafen yapılmış espirisi w.c. fields forever'da yer almış. (bir de all you need is cash var)

    carl gustav jung : bu dayının psychological classification system'i dört temel üzerine oturuyor: thinking (lennon), feeling (paul), intuition (george) ve sensation (ringo). bilmiyorum bazı şeyleri çok mu zorluyoruz?

    edgar allan poe : i am the walrus'ta lennon diyor ki: man, you should have seen them kicking edgar allan poe (dostum görmeliydin, nasıl tekmeliyorlardı edgar allan poe’yu). bu şarkı ayrı bir entry konusu, sonra değineceğiz.

    fred astaire : amerikalı aktör ve dansçı. zıplayıp iki ayağı birbirine vurma hareketini görsel sanatlara kazandıran kişidir aynı zamanda. neden kapakta bilmiyorum.

    richard merkin amerikalı ressam. tijuana bible çizerliği yapmış. vintage porno fotoğrafı meraklısıymış ve bilmem nasıl söylesem; ehm, at siki koleksiyonu varmış efendim.

    perulu manyak alberto vargas'a ait bir pin-up girl. adı da the vargas girl

    huntz hall : dünya yakışıklısı amerikalı aktör. her ne kadar kendimi zorlasam da beatles'la bir ilişki kuramadım.

    simon rodia : watts towers'ın mimarı yarı italyan yarı amerikalı. "insan kalıcı bir şey yapmak istiyorsa ya iyiden iyiye iyi, ya da iyiden iyiye kötü bişey yapmalıdır" sözünün sahibi. bu adamın tutkusundan, işgüzarlığından etkilendiler herhal.

    bob dylan : beatles'a marijuanayla tanıştırmış. john lennon ile iyi anlaşırlarmış.

    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    bir alt sıraya geçelim dostlarım:

    aubrey beardsley : marjinal tasarımcı. albüm kapağında yer alan bir başka isim olan oscar wilde nam kişinin salome'si için tasarımlar yapmış. 25'inde ince hastalıktan ölmüş.

    robert peel : ingiltere başbakanı. muhafazakar partinin de liberal partinin de kurucusu bu adam. gördüğüm kadarıyla beatles'ın siyasi görüşüyle pek uyumlu değil. bir nevi ölü özallar vari bir nükte sanırım.

    aldous huxley : kısaca yazar diyeceğim çünkü kendisini bir iki cümleyle tanıtmak pek mümkün değil. düşünce ve edebiyat tarihi açısından önemli bir yere sahip. sadece beatles değil the doors, rolling stones gibi gruplar da kendisinden oldukça etkilenmiş. kapakta yer alan diğer düşünce adamları gibi bu adam da mistik. bu albümün de esin kaynağı olarak bilinir. marijuana ile bob dylan tanıştırdıysa beatles'ı, lsd ile de huxley tanıştırmıştır diyebiliriz.

    dylan thomas : 1914 galler doğumlu şair. bukowski'nin primatı. bob dylan'ın soyadına esin kaynağı olmuş. john lennon kendisinden epey etkilenmiş.

    terry southern : 1924 texas amerika doğumlu, yazar. yaratmış olduğu dr strangelove karakteri (bkz: peter sellers), beatles'ın yellow submarine isimli çizgi filmindeki chief blue meaniey'e ilham kaynağı olmuş.

    dion dimucci : birçoklarına olduğu gibi beatles'a da ilham vermiş şarkıcı

    tony curtis : olağanüstü yakışıklı amerikalı artis. yakışıklılığı bile ilham almak için yeter.

    wallace berman : albüm kapağında yer alması peter blake'in paşa gönlünün isteğiyle olmuştur. amerikalı sanatçı. assemblage art'ın babası olarak da bilinir, bu hususta dikkatli olunmalı. ne olduğunu anlamadığımız bir çok sanat eserine ön ayak olan adam bu bir başka deyişle.

    tommy handley : bbc'deki it's that man again programıyla şöhrete kavuşmuş ingiliz komedyen. beatles üyeleri gibi liverpool'un içindendir. hemşeri kıyağı yani.

    marilyn monroe : her yerde var bizim albüm kapağında da olsun diye orada olan güzeller güzeli.

    william s. burroughs : paul'un isteğiyle kapakta yer almış, beat kuşağı yazarlarından. kurt cobain'le kaydettikleri the priest they called him'i baz alarak diyebiliriz ki müzisyenlerle arası fena değildi. bi de "bence bir polise çiçek vermenin en güzel yolu, yüksek bir pencereden saksısıyla birlikte bırakmaktır " demiş, onu da araya sıkıştırmak boynumun borcu olsun.

    mahavatar babaji : hindistan doğumlu guru işte. ben diğer gurulardan farkını göremedim, hepsi birbirine benziyo. george görmüş olacak ki kapakta olsun istemiş.

    stan laurel : laurel and hardy'nin laurel'i.

    richard lindner: yellow submarine çizgi filminin çizgileri bu adamdan esinlenilmiş. ressam, lsd gurusu.

    oliver hardy : laurel and hardy'nin hardy'si.

    karl marx : "we just thought we'd like to put together a lot of people we like and admire." demiş paul.

    herbert george wells: ingiliz bilimkurgu yazarı. john lennon imagine'deki sözleri wells'in kitaplarından esinlenerek yazdığını söylemiştir.

    paramahansa yogananda: kadın guru. birçok ünlü takipçisi olmuş. mark twain'in kızı, vladimir rosing, clara clemens vs.. gibi beatles da beğenerek izlemiş anlaşılan.

    sigmund freud: benim beatles ile arasında bulduğum tek ortaklık, harrisongibi freud'un da kanserden ölmesi. oldu mu, bence olmadı.

    ?: freud'un yanında sanırım bir bayan var ama yüzü görünmüyor.

    ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    şimdi üçüncü sıraya geçelim dostlarım:

    stuart sutcliffe: beatles'ın ilk bas gitaristi, iskoç. fazla utangaçmış ve seyirciye arkasını dönerek çalarmış. ekte beatles ile bir fotoğrafı var. gruba 14'ünde katılmış, 21'inde ölmüş. sürat felakettir.

    ?: yine yüzünü göremediğimiz biri

    max miller : 1930'ların ünlü ingiliz komedyeni. beatles'ın komikleri sevmesinin neticesinde burada bulunduğunu düşünüyorum.

    george petty'nin balerini : petty'nin esquire için çizmiş olduğu karakter. sanıyorum beatles da bizim gibi pek sevmiş bu hanımı.

    marlon brando: tanıtmama gerek yok değil mi? bunca adam koyduk o olmazsa olmazdı demiş ringo.

    tom mix: "western müziğinin ve kültürünün bu kadar kaymağını yiyip, sembolünü kullanmamak olmazdı" demiş paul. asıl adı thomas edwin "tom" mix olan efsane amerikalı.

    oscar wilde : irlandalı şair. hele ki o yıllarda ondan esinlenmemek mümkün değil. lennon şarkı sözlerinde wilde'ın londra'sını
    anlatıyormuş.

    tyrone power: 1914 doğumlu amerikalı aktör. the razor's edge filminde (1946) larry darrell'i canlandırmıştır. bu film somerset maugham'ın güzelim de bir romanıdır. ee? dediğinizi duyar gibiyim. baş karakter darrell tıpkı beatles üyeleri gibi arayış ve aydınlanma telaşındadır. beatles üyelerini hindistan'a çeken belki de bu kitap, ya da bu film ya da darrell'i canlandıran power'dır.

    larry bell : kapakta bulunup ta yaşayan birkaç isimden biri. 1939 doğumlu amerikalı bir sanatçı. kapakta yer alması beatles üyelerinden çok peter blake'in seçimi. blake bell'in işlerinden çokça etkilenmişmiş.

    david livingstone: 1813 - 1873 yılları arasında yaşamış, afrikada araştırmalar yapmış, gezgin, misyoner. 1858 yılında, yandan çarklı ve buharlı gemisi ile köle ticaretine son vermek için zambezi nehri'ne sefer düzenledi fakat gemisi ile nehrin akıntısına karşı koyamayınca ingiltere'ye geri döndü. sınırlar kalksın, hepimiz kardeşiz, all you need is love diyen grubun idolü olmasın da ne olsun?

    johnny weissmuller: 1924 paris olimpiyatların madalyalara doymayan yüzücü. bir dönemin olduğu gibi beatles'ın da idolü. sonradan tarzan filmlerinde tarzanı canlandırdı.

    stephen crane: şair. gore vidal, hemingway'in kusursuz yazdığını düşünürmüş sonra bir gun stephen crane okuduğunu ve bu kusursuzluğun nereden geldiğini anladığını söylemiş. zannederim bu beyandan john lennon da haberdarmış . the open boat adlı hikayesinde batan bir botta sıkışıp kalmış dört kişiyi anlatır. birbirinden farklı bu dört kişinin adını bilmeyiz, sadece meslekleriyle anılırlar. hikayede en azimli kişi ve bir yerde adını öğrenebildiğimiz tek kişi billie , sonunda karaya varır varmaz ölür. doğa onun azmine cevapsız kalmıştır dostlarım. beatles kendini hikayedeki dört adam yerine koyuyor olacak sanırım.

    issy bonn: kapakta ne işi olduğuna anlam veremediğim ingiliz komedyen.

    george bernard shaw: nobel ödüllü irlandalı yazar. harrison gibi o da vejateryandır. "hayvanlar benim arkadaşlarım ve ben arkadaşlarımı yiyemem" demiş. kendisine sir ünvanı vermek isteyen kraliçeye, "george bernard shaw olmak benim için yeterli bir onurdur" der. beatles'ın shaw'ın hiciv yeteneği ve başkaldırı iştahından beslenmemesi mümkün değildi, haliyle kapaktaki yerini de aldı diyebiliriz.

    h. c. westermann: zannederim blake kontenjanından kapakta bulunan sanatçılardan biri. heykeltraş.

    albert stubbins: beatles'ın memleketi olan liverpool'un futbolcusudur. ikinci dünya savaşı sırasında gösteri maçlarında oynayarak ingilizlere moral vermiş. gariptir aynı zamanda stephen baxter the time ships romanındaki karakterlerden biridir.

    lahiri mahasaya: guru kontenjanından kendine yer bulanlardan. yine kapakta yer alan sri yukteswar giri bunun öğrencisidir. göya paramhansa yogananda'nın doğacağını önceden görmüştür ki o da bu kapakta yerini almıştır. hmm ilginç.

    lewis carroll: (bkz: i am the walrus) aslında bu bkz. carroll'un neden bu kapakta olduğunu yeterince açıklıyor. alice in wonderland kitabından esinlenilmiş. lucy in the sky with diamonds şarkısında ise through the looking-glass kitabından esinlenilmiştir. matematik doçenti, kekeme, yazar.

    t. e. lawrence: arabistanlı lawrence olarak bildiğimiz yazar. ingiltere'de neredeyse kutsal görülen bu adam anlaşılan beatles üyelerinden de saygı görüyordu. bizlerce ingiliz emperyalizmin simgesi olarak görülen bu adamın kapakta yer alması beni kendi adıma üzdü. olmadı beatles.

    --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    veeeeeee en ön saf. soldan sağa gelsinler efendim:

    sonny liston: muhammed ali karşısında yere 2.80 yatmasıyla ünlü olan big beer lakaplı 184 boyunda 1938 arkansas doğumlu boksör. mark knopfler'a ait song for sonny liston , beyefendinin vasiyetidir. dinlemenizi öneririm. bu arada ekleyelim beatles üyelerinin boksa bir merakı olacak ki muhammed ali ile de boy boy fotoğrafları vardır, hem de liston'ı nakavt ettikten hemen sonra çekilen fotoğraflar bunlar.http://pound4pound.com/…17/boxing-the-beatles-more/

    harrison, lennon, ringo ve paul'un bal mumu heykelleri... sonra sıra değişiyor ve lennon, ringo, paul, harrison...

    bobby breen: şarkıcı, aktör, kanadalı. beatles hayranı olduğu biliniyor.

    marlene dietrich: smokini altından jartiyerini göstererek akıl alan şarkıcı. hitler tarafından hain, abd tarafından nazi ajanı olmakla suçlanmıştır. modern kadın mitinin gerçek kahramanı. "isminiz bir okşamanın sesi gibi başlıyor, bir kamçının sesiyle devam ediyor." demiş jean cocteau. nazilerden nefreti, insancıllığı, kadınlığı bu kapakta olması için yeter de artar.

    diana dors: ingiliz marilyn monroe diye lanse edilen şarkıcı, film yıldızı. the smithssingles albümünde de kendisini görebilirsiniz. ayrıca the kinks good day şarkısını kendileri için yazmış.

    shirley temple: 1940larda amerika'da ünlenen çocuk star. küçük prensesin sinema uyarlamasında oynamıştır. kapakta 3 kez görürüz kendisini. derler ki
    -why do you think shirley temple appears 3 times on the album cover?
    -because she was once, twice, three times a lady.

    -------------------------------------------bitti-----------------------------------------------------------------------------------------------
  • bu albumun kapagi hakikaten basli basina bir olaydir, kapagin maliyeti o gune kadar ki butun beatles albumlerinden daha pahaliya patlamistir. ayrica albumun sonunda sadece kopeklerin duyabilecegi frekansta bir ses vardir (bkz: kopek dudugu), kimilerine gore bu yuksek frekansli ses korsan albumlere karsi alinmis ilk tedbirdir, cunku geleneksel kayit araclariyla insan kulaginin esigi altindaki bir sesi kaydetme olanagi mumkun degildi o gunler icin. fakat mccartneynin "kopekler icin de birseyler yapmak istedik" seklindeki aciklamasi bu teoriyi curutmese de sallandirir.
  • sgt. pepper's lonely hearts club band. beatles'in donum noktasi albumu. karton kapak, kapakta basili sarki sozleri gibi farkliliklari vardir zamanin diger albumlerinden. en onemlisi de bildigim kadariyla populer muzik tarihindeki ilk konsept albumdur. bu arada kapak tasarimi da ayri bir olaydir. onlarca yalniz kalpli insan vardir kapakta.
  • it was twenty years ago today
    sgt. pepper taught the band to play
    they've been going in and out of style
    but they're guaranteed to raise a smile
    so may i introduce to you
    the act you've known for all these years,
    sgt. pepper's lonely hearts club band

    we're sgt. pepper's lonely hearts club band
    we hope you will enjoy the show
    we're sgt. pepper's lonely hearts club band
    sit back and let the evening go
    sgt. pepper's lonely, sgt. pepper's lonely,
    sgt. pepper's lonely hearts club band
    it's wonderful to be here
    it's certainly a thrill
    you're such a lovely audience
    we'd like to take you home with us,
    we'd love to take you home

    i don't really want to stop the show
    but i thought that you might like to know
    that the singer's going to sing a song
    and he wants you all to sing along
    so let me introduce to you
    the one and only billy shears
    and sgt. pepper's lonely hearts club band

    (biiiiii liiiiiii şiiiiiiiiiiiiiiiiiyyrs!!)

    albumde bu "sunus" sarkisindan sonra ringo starr'in soyledigi with a little help from my friends gelir...
  • rolling stone dergisi tarafindan gelmis gecmis en baba 500 album siralamasinda ilk sirayi almis the beatles albumu. tabi the dark side of the moon a 43uncu sirayi layik gormus bir essekler surusu var dunyada.
  • işbu albümün ilk iki şarkısı aslında penny lane ve strawberry fields'dır.

    lakin o dönemde albümü beklemeden ortalığı ayaklandıracak bir single isteyen brian epstein'ın gazıyla albüm beklenmeden bu iki şarkı; ikisi de a yüzü olacak şekilde; piyasaya 45'lik olarak sürülmüştür.

    o dönemlerde "single'a koyduğumuz şarkıları albümlere koymayız abi" mottosu yüzünden bu şarkılar albüm dışında kalmıştır ki; george martin bu kararı "yaptığım en büyük hataydı" diyerek hatırlar.

    stüdyo çalışması tam 5 ay sürdüğü için; grubun turnelere son vermesi ile başlayan "beatles dağılıyor" söylentileri iyice ayyuka çıkmış ve "gördünüz mü; artık beceremiyorlar" diye kamuoyunu gazlayan ibişler ortaya çıkmıştır. (please please me'nin 1 günde kaydedildiği ve grubun o seneye kadar neredeyse her sene 2 albüm + bir ton single piyasaya sürdüğü düşünülürse; konuyu bilmeyen birileri için 5 ay süren bir sessizlik ilgi çekici olabilir)

    5 ay sonra beatles'ın cevabı, tokat gibi olmuştur...
  • şarkıyı sevmediğim anlaşılmasın ama en güzel yanı with a little help from my friends'e geçişidir.
  • kapağında şarkı sözlerinin yazılı olduğu ilk plak.
  • populer ve underground muzik kulvarlarinin ilk kez kesi$tigi, dunyada blues ve klasik muzikten gayri olgularin de uretildigini cumle aleme haykiran album, mihenk ta$i.

    albumun herhangi bir seviyedeki "iyi" sifatiyla nitelenmesi veya bu tanimlama etrafina konumlandirilmasi son derece yanli$tir. ortalama bir begeni duzeyine hitap etmeyecegi kesinken, omrunu bu plagi dinlemeye adami$ adamlar tanimak da olasidir.

    tepeden tirnaga konsept bir album olmasi bir ilktir, ancak sonraki zamanlarda da zaten cok az album buna yeti$ebilmi$tir. bu nedenle saniye sektirmeden ba$tan sona degerlendirilmeli, hatmedilmelidir.

    bu plak rock ve blues'un nerelere cekilebilecegini gosteren, inanilmaz bir muzikal zekaya i$aret eden enfes yaratici fikirlerle donatilmi$, mukemmel bir psychedelic / progressive rock albumudur. ba$tan ayaga kulliyen san'attir, kulttur.