şükela:  tümü | bugün
  • 1973 yilinda abd’de dogan carruth, matematik ögrenimi gördü. bir süre mühendislik yapti. the capsule yönetmenin ilk filmidir.
  • (bkz: primer)
  • primer filmini yazıp yönetip müziğini yapmış, sonra yetmemiş başrolü de oynamış adam.
  • kendisi hakkında twitter'da şöyle bir yorum var.

    if terrence malick & chris nolan had a baby, and that baby made elliptical yet brainy movies, he'd be shane carruth
  • idolümdür kendisi
  • zehir gibi bir adam. yalnız türkücü gibi yazıp yönettiği filmlerde oynama ısrarından vazgeçmeli. hadi primer'da bütçe kısıtlıydı ama upstream color'da da rol almış. maalesef iyi bir oyuncu değil kendisi.
  • (bkz: a topiary)
  • upstream color'da da primer'deki gibi rol almıştı. evet iyi bir oyuncu değil ama yazdığı senaryoları fena değil, ki bu bahsettiğim iki filmdeki bütçelere bakarsak gayet iyi iş çıkarmış. iki filmde de senaryoyu yazmış, yönetmenliği üstlenmiş bir de üstüne filmde rol almış. yukarıda bir entryde primer'in müziklerini yaptığını da söylemişler ama bakmaya üşendim şimdi.

    imdb verilerine göre primer için 7 bin dolar, upstream color için 50 bin dolar bütçe kullanılmış. evet, iki film de müthiş filmler değiller ancak bu bütçeler için gayet iyi sanıyorum. iki film de bir nolan'ın 6 bin dolara el kamerasıyla çektiği following kadar iyi değil haliyle. ancak takip edilecek bir yönetmen, izlediğim iki filminde de özellikle senaryolar yeterince iyi idi. upstream color'daki senaryo ve anlatım bana daha özgün gözükmüştü primer'e göre, yine de totalde primer daha ilgi çekici bir film gibi.
  • bir yerlerde okumuştum "primer'i ilk seyrettiğinde tam anlamıyla anladığını iddia eden kişi ya yalancı, ya dahidir." diye.

    çok kıymet verdiğim bir adam shane carruth. sineması ve oyunculuğu tarafından bakarsak özel bir şey vadetmiyor ancak çok kapsamlı bir fikri, nispeten özgün ve yeni bir metodla neredeyse newton takıntısıyla odaklanmış bir şekilde taşıyıp bunu anlatabilmesi çok kıymetli.

    abd'den ara ara adı sanı duyulmamış gerçekten içeriği dolu ancak sinema namına new york film okulu öğrencisi bitirme tezi tadında bağımsız yapımlar çıkıyor. arada çok hoş metinlere de rastlıyoruz.

    yalnız shane carruth'un üzerinde çok fazla kafa yorulduğu belli, keskin disiplinli, sımsıkı sarıldığı fikirleri, kurguları var ve bunun safrasını öyle bir noktada atıyor öyle güzel bir yerde başlayıp bitiriyor ki hayran olmamak elde değil. nice iyi öykücü, sinemacı var konumuz sanatsal estetik değil, bu adamın olayı apayrı, kafa bambaşka bir kafa.