şükela:  tümü | bugün
3175 entry daha
  • yarrrrrak gibi bir 4. sezonu olan dizi.
  • geçen sene ilk bölümünü izlemeye çalıştığım ve yarısında bıraktığım dizi. beğenmemiştim, oradan buradan çıkarım yaparak bir şeyleri tahmin etmesi güzel ancak çok hızlı konuştuğundan geri sarıp olaylara tekrar bakmam gerekiyordu.

    biraz önce tekrar bir şans verdim ve gerçekten çok iyi bir dizi olduğuna kanaat getirdim. geçen sene neremle izlediysem artık bilemiyorum*

    moriarty gibi bir oluşum fikrine sıcak bakmadım. sonuçta her sezon maalesef 3'er bölüm ve her cinayet - olayın oraya çıkacağını şimdiden öğrendik.

    dizinin neden sadece 3'er bölümden oluştuğunu bilen varsa yeşillendirsin lütfen.
  • 4. sezon gelmiş geçmiş en görkemli dizi finallerinden biri.müzikleriyle ,şokları ile ve hissettirdiği duygular ile..
    sherlock dan sonra artık tüm diziler sıkıcı gelmeye başlıcak..
  • kıyamamıştım o yüzden yavaş yavaş izleyeyim dedim, ikinci bölümü açıp izleyeyeyim dedim üçüncü bölümün sonundan yazıyorum, bir hüzün çöktü üzerime. müziğini bile nasıl özlemişim yine tekrar özlem başlıyor. yine senaryosuyla, oyunculuklarıyla ve efektleriyle olağanüstüydü. bir dizinin bir bölümü nasıl bir filmden daha iyi olur şaka gibi. hep en iyisi sherlock.

    ----------- spoiler ----------

    mark gatiss'e ve bu dizinin senaristlerinin zekasına bildiğin saygı duyuyorum, olayları çözme şekilleri hep başarılıydı ve beklenmedikti ama bu sezonun son iki bölümünde çok çok daha yükselmiş gözüktü gözüme. ılk bolum biraz daha tetikleyici ve çarpıcı bir öneme sahipti. bunun üstüne çıkılamaz herhalde dediğim bölümleri var, adamlar kendi rekorlarını kırıp duruyorlar resmen. eurus'un sherlock'un her zaman derin sulardan korktuğunu söylediği bölüm, şelale, havuz detaylari en başından kurgu gerektiren ve sherlock hikayelerinin özüne de dokunan birsey. o kısımda gözlerim doldu, hikayelere bir göz kirpti yine dizi. bir de adı geçen bir sherlock kardesi daha vardı ama sanırım hikayelerde hicbir şekilde bu kardes anlatılmamıştı, sadece doyle'un bir tasarısı olarak kalmıştı. bu dizinin senaristlerini olağanüstü yapan şeylerden biri de doyle'un yarattığı şeylerin üzerine koyup onu daha mukemmel hale getirmeleri. the abominable bride bölümü de buna benzer bir bölümdü mesela. sonu insanın tüylerini diken diken eden, hikâyelerden alınmış bölümlerle beklenmedik bir hikaye yaratmak ve üstelik bu hikaye üzerinden yılbaşında feminizm vurgusu yapmak olağanüstüydü. sherlock dizisinde gerçekten feminist şeyleri gördüğüme inanıyorum o bölümden beri. mary de buna yardım eden bir karakterdi zaten. bu bölümde de doyle'un kardeşini bir erkek değil de kız olarak düşünerek bile diziye ve senaryoya renk getirmişler. ve tabii moriarty'siz final olur mu hiç. helikopterden i want to break free eşliğinde inmesi de çok güzel bir sahne olmuş. ben hiçbir şekilde moriarty'nin hayatta olduğunu düşünmedim çünkü dizi boyunca gördük ki sherlock birseyden çok eminse o şey dogrudur. sherlock kararlı bir şekilde moriarty'nin öldüğünü söyledi hep.

    redbeard'ın bir insan olabileceğini sacma bir tesadüften oturu tahmin edebildim. bundan önce izlediğim dizi bir güney kore dizisi olan "kill me heal me" adlı diziydi ve bu dizide çoklu kişilik bozukluğu olan bir adam anılarını arıyor, baya surprizler falan çıkıyor sonra ortaya. sherlock'un cocukluk hikayesi bana bu hikayeyi anımsattı hemen ve redbeard'ın insan olabileceğini ve bu yüzden bu travmanın böyle büyük bir travma olabilecegini tahmin ettim. hayatımdaki her şey beni sherlock'a hazırlıyor sanki.

    mycroft'a da birkaç parantez açmak istiyorum, bence son bölüm onun da hem daha duygusal olduğunu hem de sherlock kadar zeki olmadigini görmemizi sağladı. kendine karşı sinirli hale getirmeye çalışarak kendini öldürtmeye çalışma sahnesi de holmes kardeşlerin dehasını güzel göstermiş. son iki bölümde sherlock'un çıkarımları o kadar hızlı gösteriliyor ki yakalayamıyorum ama bölümleri 15 kez izleyeceğim muhtemel olduğu için bütün küçük detayları yakalarım ilerleyen zamanlarda.
    molly ve sherlock sahnesi, tabut parcalama sahnesi de insanların kafasında hep bir soru işareti olarak kalacak olan molly ve sherlock'un hikayesini biraz belirginleştirdi. sherlock ve onun duygu parçacıkları. ayrıca benedict cumberbatch'ın anne ve babasının sherlock'un anne ve babasını oynaması da güzel. zaten watson family'de de vardı oyle bir durum. başka hangi dizide bu kadar aile baglari meydana çıkıyor bilmiyorum. en son cumberbatch doyle'un kuzeni falan çıkmıştı.

    sherlock ve eurus sadece karşılıklı keman çalmıyor, muhtemelen bu yolla iletişim kuruyorlar, sherlock duygusal olarak kız kardeşine de hemen bağlandı.
    ve son olarak go baker street boys go! diyorum. dizinin son bölümü beğenmeyenlere falan hiç anlam veremiyorum. umarım söylendigi gibi final olmamıştır. çünkü gerçekten o iki adamın o evde olmasi beni çok fazla mutlu ediyor. belki de tüm zamanların en iyi dizisi sherlock. bunca zaman sözlükte yorum yaptigim hiçbir şeyle kiyaslanamayacak güzellikte. hep olsun diyorum. zamanla güncellemek üzere bırakıyorum.
  • hiç bir siki beğenmeme timi buraya da el atmış. napsın daha adamlar amk.
    son zamanların en güzel sezonlarından en güzel dizilerinden en güzel finallerindendir kendisi.
  • üç sezon boyunca akılla çözülebilecek, anlaşılabilecek bir dizi olmuşken dördüncü sezonunu hislere, hissetmeye ayırmış dizidir. bizi daha çok hırpalaması, ilk kez sezon bittiğinde keyiften ziyade yorgunluk hissetmemiz biraz bundandı galiba. insana, hislere, bağlara, erdeme, ölüme ve yaşama dair çok, çok fazla mesele vardı.

    --- spoiler ---

    eurus'un john'a gelişi, orada bulunuşunun sahteliği, sherlock'la geçirdiği akşamın sahteliği, terapistliğinin sahteliği... ne kadar çok şey söyledi bir karakter, yalnız bir bölümde yaptı bunu ve diğerlerine dair de epey şey işittik. mycroft'ın muazzam bir sır saklayarak, sherlock'u olmadığını sandığımız bir kötülükten nasıl koruduğunu gördük.

    "feminist dokunuşlar" diye mary ve eurus karakterlerinin varlığından huzursuzluk duymak muazzammış, tam bir türk erkeği dehası yine. arkadaşlar, iki güçlü ve birleştirici karakterin kadın olmasından duyduğunuz huzursuzluk diziyi feminist bir yapım yapmaz, sizi cinsiyetçi ve salak yapar. sakin olun ve her üstünlüğün, her ayrıcalığın erkek karakterlere verilmesi alışkanlığınızdan vazgeçin. sonra günlük yaşantınızda da bunu talep eden mızmız çocuklar oluyorsunuz. kadınlar vardır, evet, sherlock gibi bir karakter varsa onun duygudan daha mahrum kalmış ve daha akıllı eurus gibi bir karşılığı vardır. john watson gibi duygusal, bağlanan, yaşama hevesli bir karakter varsa onun daha akıllı, gitmekle kalmaya aynı mesafeden bakabilen, mantıklı bir karşılığı vardır mary gibi. o anlatıyı başarılı yapan da budur.

    --- spoiler ---

    dizi bitti mi, devam edecek mi muallak. ama kendi adıma böyle bittiyse de ben memnunum.
  • gözden kaçmış ama sherlock'un ısrarla hissiz bir robot olduğunu düşünenlerin aksine, magnussen sherlock'un düzenli bir porno izleyicisi olduğunu ortaya çıkarmıştı.bkz *

    ayrıca şurada goygoya varan bir sezon finali incelemesine bakılabilir.

    defalarca söylenmesine rağmen ısrarla "ya ama nasıl finaldiiii" diyenlere bir kez daha söyleyelim; final değil, sezon finalidir. çok şık, çok ince bir sezon finali olmuştur. üzerinden bir hafta geçtikten sonra bir kez daha izledim. adım adım gelişimine tanık olduğumuz adam, sezon finalinde zirveye ulaştı.

    başarılı dizilerin sorunu bu. izleyici bir süre sonra kendisini ana karakterin yerine koymaya başlıyor. kurguyla gerçeği ayıramama burada başlıyor işte. ayrıntılara shrlockvari bir şekilde takılan izleyicimiz bunun 2017'de geçen, yılda 3 bölüm yayınlanan bir uyarlama olduğunu; watson'ın bileğindeki zincirin çıkarılış anı gibi boş anlara yer vermeyecek kadar seyircisine saygılı bir dizi olduğunu unutuyor.

    5. sezonda neler olacağını düşünmek bile kalp atışlarını hızlandırıyor. neyse ki moffat'ın daha bu ayın başından bir röportajından alıntı:

    "we don't want to let go of it, because it is a wonderful thing,"

    bence de moffatçım. takılma sen bunlara, gerçekten çok vandırful bir iş yapıyorsunuz. şu anda "omo nosol boylo olor" diyen adamların hepsi 5. sezon tarihi verildiğinde havalara uçacak.

    ayrıca bu yılın sonunda bir de özel bölüm sürprizi bekleyen bir ben miyim?
  • izlemekte biraz geç kaldığım dizi. aslında tam da sevdiğim türde.

    kesinlikle çok iyi bir yorumlama olmuş karakter için. zaten benedict cumberbatch'in oyunculuğu alıp götürüyor diziyi. yalnız ingiliz dizilerinin tipik özelliği olan uzun süreli az bölümlü sezon olayı izleme keyfini biraz düşürüyor, herhalde amerikan dizilerine olan alışkanlıktan. neredeyse her bölümü dizi olarak değil de film gibi görüyorsunuz.
  • sherlock'un the six thatcher bölümünü izlemeden birkaç gün önce bu şarkıyı spotify'da keşfetmiş olmam...
    https://www.youtube.com/watch?v=nsbmothicye

    (bkz: paul thomas saunders)
    (bkz: appointment in samarra)