şükela:  tümü | bugün soru sor
  • --- spoiler ---

    bambu ormanında geçen sahnede, ağaçların tepesinde uçuşan tipler çin hava kuvvetleri'nin ilk örnekleridir.

    --- spoiler ---
  • zhang ziyiin oynadığı filmlerdeki benzer destansı hikayelerin sıkmaya başladığını düşündüren son filmdir. shi mian mai fuya özgü "yansıma dansı" gibi taktir edilebilir öğerler bulunabilir fakat nereye kadar onu bilemiyoruz.

    eminiz ki çin kültüründe bilmediğimiz ve gerçekten güzel kareler yakalanan özellikler çoktur fakat birebir olmasada birçok açıdan kendini tekrar eden bu tarz prodüksyonlar bu kültürün tek düze olduğunu ve yakın zamanda bir kliseler bütünü olma yolunda hızla ilerleyen sıradan ürünler yaratacağını düşündürtüyor insana. ying xiong ve wo hu cang long ile birlikte klasik bir üçleme olarak kalmalarını diliyoruz. yoksa benzer birkaç film daha izlersek van dammeın firarı veya stallonenin rambosundan bir farkları kalmayacak...
  • renk ve dansla yazılmış bir şiir bu film..
  • içinde dünyanın en güzel gülen erkeğini barındıran film (bkz: takeshi kaneshiro)
  • basinda siirsellik adina izledigim en güzel dans sahnelerinden birini barindiran film. karakterlerin bu denli iyi isledigi bir yeni dönem uzak dogu filmi görmek güzeldi. ayrica zhang ziyi'nin saf güzelligini rengarenk giysiler ve parlayan çiçeklerin bulundugu doga ortamlari içerisinde izlemek ayri bir hosluk.
  • konusuna gelirsek şöyle:

    --- spoiler ---

    bi tane gız var pıçak sallıyo dansediyo filan, onla bunun yanık olduğu bi tip var aslında jitemci, bunlar dağda kırda geziyolar filan. tabi jandarma da bunları takipte sürekli ama dravdan takip, eleman istihbaratçı ya. bu gızın örgütü var, bölücü bunlar, çini bölmeye çalışıyorlar filan devlette adam takıyo bunların peşine işte.

    neyse bunlar kaçarken arada yiyişiyolar filan ama kız vermiyor herife. herif de çakal, gizli görev ayağına aradan kızı götürecek, bir de üstüne harcırah alacak kurnaz. zaten bu yakışıklı makışıklı diye jandarma bunu paso pavyonlara barlara yolluyo istihbarat yapsın diye, bu çakal da devletin parasını karılarla yiyor orda nasıl iş anlamadım.

    neyse işte bunlar böyle kaçarken örgüt bunları yakalıyor, sonra meğerse bu kör değil miymiş de jitemci elemanı yakalamasınlar mı? öbür jandarma yüzbaşı var meğerse o da bölücü çıkmasın mı? ama kız buna da vermiyo çünkü aklı öbüründe kalmış, o da bunu pıçaklıyor, ötekine de diyo ki "çıkışa gel lan!" diyor. o da el kol hareketi filan yapınca bunlar bi kapışıyolar, birbirlerini iyi bi sopalıyolar ama gene tabi sanatsal sopa o da. o ara bi bakıyolar kız ölmemiş ya la! neyse sonra kız pıçağı bi çekiyo öbürüne sallıyo ama tabi kan fırtlıyo bu sefer ölüyor. öbürü de gidiyor, sonra jitemci geliyo bişeler daha oluyor film bitiyor

    --- spoiler ---
  • klasik bir aşk hikayesini muhteşem görsellik ve işitsellikle sıradışı kategorisine koyan film.
    filmin renkleri ve atmosferi sebebiyle hiç sıkılmıyorsunuz. ayrıca oyunculuklar şahane. takeshi kaneshiro gözlere ziyafet çekerken, filmin bütün oyuncuları döktürmüş. bizim alıştığımızın dışında biraz abartı gelebilir bazı dövüş sahneleri fakat o da uzak doğu filmlerinin vazgeçilmezi. the matrix'te gördüğüm kung-fuya çocukluğumdan beri hayranken, bu film iyice gaz oldu. ciddi şekilde öğrenmek istiyorum. yok mu buralarda bir john woo?

    --- spoiler ---

    bir de, ölmeyen kadın yapmışlar.
    --- spoiler ---

    buyrun bu da filmin kritiği.
  • açılış sahnesinin çarpıcı olması sık kullanılan bir taktik olsa da, yankı oyunu antre için pek vurucu bir nitelik taşımaktadır. mei ve jin'in aslen danışıklı dövüş olan sonsuz serüvenini izlerken kişinin "insanların oynadığı bir anime izliyorum" hissiyatına kapılmaması işten bile değil. daha önceden crouching tiger hidden dragon ile gönüllerimize taht kurmuş olan ve hollywood'a geçmeme kararında sabit kalıp, bunu da "zaten dünyanın 1/4'i beni seviyor, daha fazla ün yapmaya çalışmaya ne gerek var" şeklinde açıklayan zhang ziyi, bu filmde ilahe mertebesine terfi ediyor. film boyunca yedi canlı olmasına rağmen, perdenin kapanmasına yakın hakkın rahmetine kavuşması her ne kadar klasik bir uzakdoğu sineması öğesi olsa da, house of flying daggers yine de lezzetli bir film olarak anılmayı hak ediyor.
  • filmdeki agir feminizm havasi didkkati ister istemez cekmektedir. filmdeki tum erkek karakterler zayif ve akli fikri kadinlarda olan askerler (duzenin adamlari) , kadinlar ise yaptiklari ulvi isin yaninda aski ustun tutmayan isyankarlar olarak gosterilmistir. bu tespitin filme ne kazandirdigini hala dusunmekte oldugumu da belirtmem gerekir.
  • çin yemeği gibi, tatlı ve acıyı çok başarılı bir şekilde bir arada kullanmış, estetik olarak da gözün görebildiği her detayı içinde barındıran müzik kullanımı ve ses efektleriyle sahnelerin altını yöresel tadlarla çizen, küçük bir lokması* bile sinema sanatı adına her tadı bünyesinde barındırıp tokluk hissi veren ve yine çin yemeği gibi akla bir kere düştüğünde izlemeden hiç bir filmin film izleme duygunuzu köreltemediği şiir gibi bir film.