şükela:  tümü | bugün
  • 2013'ün en iyi filmidir bana kalırsa. garden state'den bu yana ilk defa bu kadar sıcak, samimi bi film izledim.
  • 3-4 saat olsaydi bile sikilmadan izleyebilirdim. bu senenin en iyi filmlerinden biri bence.

    --- spoiler ---

    nihayetinde karsindakiyle iletisim kurabilmenin en iyi yolu onunla ayni aciyi paylasmaktir.
    kendi sorunlarini cözmek icin harcamadigi tüm gücü baskalari icin harcayan bu tür insanlara hayranim. sonunda kendi sorunu da baskasi araciligiyla cözebiliyor. bu yüzden cok dramatik degil de umutlu filmdi. tabi bunda kizin mükemmel sevgilisinin de etkisi var, hem sadik bir evlat, hem sevgili, hem asci, hem ayakkabi baglayici...

    --- spoiler ---
  • filmde çok güzel bir ahtapot hikayesi var. en az filmin kendisi kadar güzel.
  • konusu itibariyle normal şartlarda çok büyük acitasyon yaratabilecekken her şeyi kendi, doğal acısında bırakmış filmdir. gerçek hayatta nasıl olmuşsa burda da öyle olmuş, 150 dk'ya da cuk diye sığmış.

    edit: film 90 dakikaymış. herzaman ki gibi 45 ile 45'i toplayamamışım :( kahrolsun bağzı sayılar!
  • iyi şeyler yapmaya yolun ortasındaki taşı kenara atmayla başlayabilirsin.zor şey değildir insan olmak diye başlayan çok iyi bir filmdir.doğallığında akan bir acıya tanık ederek sömürü yapmayan, iyi insanlar eşliğinde; gözyaşları, acının ümitsizliğe dönüşmesini engellediğine ortak eden naif bir dokunuşun film olmuş halidir.

    "cehennem acı çektiğimiz yer değildir, acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir."
    cehennemimiz sebebi biz olmayan acılarımızı çektiğimiz yer ise iyi insanlar ile o sesi duyurabildiğimize inandırır...

    "hiçbir roman, sıradan bir ailenin bir tek günde ürettiği şiddet ve fesadı tam olarak anlatamaz."
  • alt yazısı çıktığı gibi tekrar izlediğim film. umarım destin cretton gişe filmlere yönelmektense bu şekilde bağımsız yapımlara devam eder.
  • elbette ki türkiye'de gösterime girmeyen bağımsız film. abd'de bile ilk başta gösterecek salonu zor bulmuşlar da, sonradan film tutunca salon sayısını artırmışlar gibi görünüyor. bu ahvalde, türkiye'deki dağıtımcıların zamanında bu filmin dağıtım haklarını almalarını beklemek saflık olurdu.

    ama bu güzel filmi izleyememek, elbette türkiye'deki sinema severler için bir kayıp, ona şüphe yok.

    bu arada, filmin 2008 yapımı aynı isimli bir filmin yeniden yapımı olduğunu da ekleyelim.

    bu eski film de aynı yönetmenin bu konuda çektiği bir kısa filmmiş, az önce öğrendiğime göre. dolayısıyla, aslında bir yeniden yapım değilmiş bugün sözünü ettiğimiz film. düzeltir, özür dileriz.
  • mutlaka izlenmesi gereken bir film. çok trajik hikayeleri, öyle kendini yırtmadan, canhıraş paralanmalar, bağırtılı kanlı sahneler olmadan da gösterebilen filmleri seviyorum ben. temposu hayat gibi olan, gerçek olan filmleri... ne var ki o filmlere hep sanat filmi derler, bağımsız film derler, nedense bu da insanları korkutup kaçırır. bu tuzağa düşüp bu filmden de kaçınmayın derim, izleyin.
  • geçen yıla dair gözden kaçmış, gişede kendine yer bulamadığı için de uzunca bir süre daha görmezden gelinecek 2013'ün en iyi filmlerinden biri. umutlar başka sinema için, belki o zaman daha da bilinir, izlenir.

    son olarak allah herkese mason gibi bir sevgili nasip eder inşallah. teşekkürler.
  • sadece posterini görmem sonucu tuhaf bir şekilde heyecanlanıp filmi izleme isteği doğurdu bende.
    baştan sona kadar boğanızda bir düğüm bırakıyor, böyle bir film yapıldığı için mutlu oldum.

    --- spoiler ---
    tek tek oyunculara değinmek yerine bütün olarak alınmalı, çünkü biri aksasa hikaye dışında kalma olasılığımız yüksekti.
    ama hepsi ayrı ayrı o kadar iyiki sizi de aralarına alıyorlar. ilk grup toplantısıyla sanki onların arasındaymışsınız gibi hissetmeye başlıyorsunuz.

    filmdeki temel çatışma çok iyi oturtulmuş, grace'in kendi çocuğunu doğurup doğurmama ve diğer çocuklara olan ilgisi.
    hikayeyi bunun üzerine kurması ve bunun yanında diğer hikayeleri ana hikayeye yardımcı olarak kullanması açısından film başarılı.

    film devamında artık film izlediğinizi unutuyorsunuz. bunun farkına varmak nefeslenme bölümlerinde oluyor.
    filmin başlarındaki bazı noktaların, film ilerledikçe altının doldurulmuş olması daha da güzelleştirmiş filmi. grace'in davranışlarının netlik kazanması, tv'deki köpekbalığı görüntüsünün daha sonra jayden tarafından hikayeye bağlanması gibi.

    ahtapot hikayesi harika. insanların birbirini tüketmesi olarak görelebiliriz. günümüzde maalesef şarkıları, kitapları, sevgiyi, insanları tüketme modası hakim. hikayede de bu mesajı görebiliriz. iyi vakit geçirdiğiniz, hayatı paylaşabileceğiniz kişiyi kendinizi tatmin etme duygusu nedeniyle tüketmeye örnek.

    ve mason. mason'ın oyunculuk kısmına değil de daha çok temsil ettiği olguya değinmek istiyorum. düşünce olarak yakın bulduğum bir karakter.
    konuşmak, biriktirmeden paylaşmak önemli. zamanında paylaşılması durumunda halletmenin kolay olduğuna inanıyor. paylaşılmazsa elimizde bir yığınla kalmış oluyoruz. ve mason gibi bir yerde artık tükeniyoruz. ayrıca burada ahtapot hikayesine bir atıf olabilir.
    sonra kırılma noktası gerçekleşiyor ve olaylar birbirini etkileyerek bir çözüme ulaşıyor. jayden'ın söylediği bir cümle de grace'in kırılma anı olabilir.
    yaşamdan farksız. sonucunu bilmeden yaptığımız bir eylemin, sözün nerelere götüreceğinin belirsizliği gibi.
    --- spoiler ---

    filmin başladığı şekilde bitmesi bir masalın bitmesine benziyor. sinemanın özü.
    ve bitişteki müzik eşliğinde, film boğazınızı tekrar düğümleyip sizi uğurluyor.