şükela:  tümü | bugün
  • --- spoiler ---

    oz'u üç tur falan izledim sanırım ve izlediğim ilk günden beri kafamda hep şu soru vardır. bir amerikalı ülkesinin bir yerinde buna benzer bir hapishane olduğunu bilerek nasıl suç işler? ben diziyi izlediğimden beri ankara'da bile çok korkuyorum lan ya kazara federal mapushaneye düşersem diye. bu film bir kez daha korkuttu tabi.

    onun dışında, money'nin yükselişi biraz zayıf kalmış sanki ama ona da girseler 4 saat olurdu herhalde film. güzeldi ya güzeldi, sade bi şekilde anlatmışlar olayları.

    filmde tabi süper göndermeler de vardı. money olaya götü sayesinde girdi ve yine götü sayesinde çıktı. yani götüne güvenmeyenlere burada yer yok dedi. götüne güvenen şöyle gelsin dedi. göt.

    --- spoiler ---
  • az önce bana bir solukta kendini izleten film.
    son zamanlarda vizyonlara geleyazmış onlarca filmden kaliteli çıkması, masanızın üzerinde şöyle sıcak günlerde içinde buz gibi ayran varolan bakır bakraç oluşturuveriyor bir anda sanki.
    eleştirel bakımdan gayet yerinde, bir yaşamın ve kariyerin çok iyi ya da dibe çakılmış halde olma ihtimalinin yıllar değil, aslında birkaç saniyeye bağlı olabildiğini vermesi açısından güzel olmuş film. fılaşbekler eşliğinde hikayenin şimdiye kadarki gelişimini şu an akarken algılayabildirecek bir senkron tutturan yönetmeni de tebrik ediyoruz ailencek.

    ---sıpoylır---

    felon'daki val kilmer sakalına bir saygı gösterisi ve atıf vardı, pek güzeldi. hani böyle çarşıda pazarda rastlaşılan tanıdığın "heeey naber yaaaa" diye uzaktan bağırışı gibi değil de, hafif bir baş selamı verip yanından geçip gidişi gibi olmuş bu gönderme. pek ince, pek zarif.

    kahramanımız bir anlık dalgınlıkla arka koltuktaki arkadaşıyla "hey bro"vari bir jestle yumruk çakışırken kaza yapıyorlar ve arka koltuktaki ağbi küçük çekmece mezbahasına dönüyor, bildiğin mefta yani. bu yüzden hapse girmesi, insan yaşamında geçilmemesi gereken bir perdeyi aralıyor ve pisliklerle, ırkçılığın hüküm sürdüğü, herkesin kalleşçe bir fiyatının olduğu, zencilerin birbirini bafilediği, içlerinde iyilik kalmamış bir ortamda yapayalnız kalıveriyor. tabi akıllı adam, götü sağlama almak için atar gider yapıp koruma çemberine girmesi lazım. ilk önüne çıkanı devirip dikkat çekiyor ve gözlüklü cool bilge reyizle tanışıyor. daha sonra giderek yükseliyor içerde.

    ciddi anlamda fantazyadan arındırılmış, palaların silahların varolmadığı, hapishane yapımı ilkel araçlarla ve çok gerçekçi yansıtılmış bir avlu kavgası, kıyım izliyoruz. böylesini her filmde göremezsiniz. salt, yalın bir anlatımla sunmuş yönetmen. sanki mahpus mahpus gezip tüm avlu kavgalarını ve isyanları yerinde gözlemlemiş gibin.

    ailesini belaya bulaştırmak istemeyişi, karısının avlu kavgasındaki görüntülerini mahkemede izledikten sonra böyle bir adamla evli kalmak istemeyişi ve boşanmasını; sadece görüntüleri izlerkenki yüz ifadesi ve boşanma celbinden sembolik olarak anlatılması cidden takdire şayandı. normalde acıklı diyaloglarla, dramaya boğulmuş replikler, ağlayış ve nefret içeren sahnelerle yüzyüze konuşarak verilir bunlar. burda yönetmen bunu sessiz bir dille anlatmayı tercih etmiş. tüm vahşiliğinin yanı sıra, film çok naif bir anlatım sunuyor. denizin ortasında bir deniz yatağının üstünde salınır gibi hissediyorsunuz.

    gergin sahnelerin yüz ifadelerinden, ofansif söylemlerden çok bakışlarla verilmesi, yine takdir ettirdi. yönetmen ric roman waugh, "aslında konuşmaya çok da gerek yok" mottosunu bu sahnelerle alttan alttan fısıldamış izleyiciye. ki film akarken bunu ciddi derecede hissediyorsunuz. çok güzel anlatımı var filmin.
    sıradan ve iyi bir yaşam sürerken, o her türlü vahşetin kol gezdiği, merhametin zaafiyetten ibaret bir yanılsama olup tabiatta varolamayacağı kalın ve uzak görünen o çizginin aslında bize birkaç saniyelik bir talihsizlik kadar yakın olduğunu; rafting yaparken gavat bir arkadaşınızın şaka niyetine sizi itip o buz gibi nehre atışı kadar keskin ama sudan çıktıktan sonra sıcak bir papatya çayıyla ısınmak gibi de naif anlatıyor.

    ---sıpoylır---

    yani uzun lafın kısası, izleyin.
    eğer milyonlarca insanın hayatını kurtaracak bir aşı, antivirüs, anti bakterik panzehir falan üretmiyorsanız, 2 saatinizi ayırıp izleyin. güzel bir yaşam dersi alacaksınız.

    hiçbir yarak yapmayıp da "ıhıhı sevmedim, ıyk yani boş vaktiniz varsa izleyin, beklentiye de girmeyin" diyen dallamalara kulak asmayın.

    "şu film gibi, bu dizi gibi değil, asla değil, kat'a değil, mimkin diil" yorumlarıyla film eleştirisi yapmayı bilmeyenlere de kulak asmayın. izleyin.
  • son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden biri. dizilerin gerisinde kalan dandik hollywood filmlerinin yanında resmen parlıyor.

    oyunculuk dersen tek rol üzerine kurulu ve fazlası ile başarılı.

    kurgu da ana karakterin yükselişinin hızı haricinde gayet başarılı.
  • ortanın biraz üstü kalitede hapishane filmi.

    jaime lannister (nikolaj coster bilmem kim) ve walking dead den tanıdığımız shane (jon bernthal - bu adamı hep corey stoll ile karıştırıyorum nedense) ile parlayan bir film.

    --- oz içeren spoiler ---

    oz dan daha iyi diyebileceğimiz dizi hatta film bile yapılmadı. o yüzden esinlenmeler var deyip, geçelim. geçmeden önce sadece şunu belirtebilirim; tobias beecher ın ezilmemiş, başarılı hali oluyor, "money".

    amerikan ceza sisteminin efsane haline gelmiş "zenci karşılaması" ile ilk dakikalarda iğrenç gerçekleri hatırlatıyor, farklı olarak bu sefer kendi halinde bir çikolata renkli kardeşimizi eziyorlar. bu sahne oz a yakışırdı, evet.

    kolay adapte olan "money", ne yapması gerektiğini çabuk kavrıyor, midesi bulansa da, etik değerleri engel olsa da, hayatta kalmak için gerekenleri yapıyor. sıradan bir mahkum olmadığından, olayları yavaş yavaş kendi lehine çevirip, zirveye ulaşıyor. bir yandan da içindeki düzgün adamı gizliyor, filmin dram dozunu arttıran da bu gerçek.

    "shane" hep orço rollerinde. adam ihanet edeceğini oyunculuğuyla öyle güzel anlatıyor ki, adeta spoiler veriyor ve filmde pek sürpriz de bırakmıyor.

    "jaime" nin karizma yetse de, sanki biraz tutuk gibiydi. belki de karakterin içindeki hesaplaşmaların yarattığı tutukluğu yansıtmak için öyle oynadı.

    "liv tyler ın kuzeni kılıklı kız" sadece çeşni gibi görünüyordu. evet, ışığı var fakat rolünden dolayı mı bilemiyorum ama dekor tadındaydı. hatta sadece hapishane duvarındaki fotoğrafta gözükse daha iyiydi diyebilirim.

    hapishanedeki zavallı adamı saymazsak, filmdeki tek iyi zenci polis olan. onu da "common" denen elemanla karıştırdım, omari diye bir oyuncuymuş. bu arkadaşta da karizma mevcut, oyunculuk iyi.

    aryan tiplerin liderlerinden gözlüklü olanı bana michael douglas ın d-fens karakterini hatırlattı.

    filmdeki sıkıntıları tam tanımlayamıyorum. illa oz la karşılaştıracaksak; bir sürü boktan adam var ama oz daki karizma kötülerden yoksun bu film.

    --- oz içeren spoiler ---

    yer yer ağırlaşan, bazı noktaları havada kalan ya da bilerek havada bırakılmış ama vermek istediği mesajları gayet güzel veren film.

    7/10
  • fragmanına bakınca felon'dan ve un prophète'ten etkilenmiş gibi duran filmdir.

    ayrıca ing. karar verici, yetkili
    (bkz: yetkili abi)
  • hapishane temalı a prophet ve celda 211 kadar etkileyici olmasa da izlenmesi gereken bir film. hikayesinde diğer filmlerden farklı olaylar zinciri yok ama oyunculuklar ve filmin kurgusu kaliteli, ki bu da filmi sonuna kadar izlettiriyor.
  • kitap tavsiye edilen film güzeldir:

    the human animal - kieran sequqia (böyle bir kitap yok. uydurma veya yeni çıkacak olabilir)

    of mind and matter - ? (uydurma kitap)

    art of war - sun tzu

    il principe - niccolo machiavelli

    book of five rings - musashi

    for whom the bell tolls - ernest hemingway

    ikinci bir sahnede selefinden devraldığı bu kitapların yanına şunları eklemiş jamie abi:

    the selected works - friedrich nietzsche

    aztec revenge- gary jennings

    deep black jihad - stephen coonts

    holy bible ve bir de bulmaca kitabı.

    --- spoiler ---

    klasiklerden çok satanlara kayan bir grafik. gül gibi çeteyi batırmaya niyeti olduğunu buradan anlayabiliriz.*

    --- spoiler ---
  • nadir güzel filmin çıktığı son yıllarda inci gibi parlayan film. hapishane temalı filmleri hep sevmişimdir. ancak bu film biraz farklı. dram yönü ağır basıyor. biraz daha fazla aksiyonu olabilirdi. yer yer sıkıcı olabiliyor çünkü. 7.5/10
    ayrıca (bkz: sir jamie lannister)

    edit: oz ile kıyaslayanlar olmuş. aman aman diyim dostlar çarpılırsınız. o dizi bu dünyadan değil.

    --- spoiler ---
    --- spoiler ---
    --- spoiler ---
    --- spoiler ---

    film ufacık bir hatanın insan hayatında ne kadar değişiklik yapabileceğini gösteriyor. ayrıca amerikan hapishane sistemini ağır bir dille eleştiriyor.

    finaline kadar fena değil tadında izledim. sonunda kahramanımız ailesini kurtarmak için ölür diye düşündüm. sonu ciddi anlamda ters köşe etti beni. sırf finali için bile izlenir.

    ayrıca şu ana kadar izlediğim en gerçekçi hapishane isyan sahnesini içermektedir kendisi. hele gözlüklü cool bir beyaz abimiz vardı ki hastasıyız.

    --- spoiler ---
    --- spoiler ---
    --- spoiler ---
    --- spoiler ---
  • hapishane temalı olup kötü olan film nerdeyse yok gibi, bu filmde bomba olacak gibi.

    unutmadan
    --- spoiler ---

    sör lannister siker
    --- spoiler ---
  • hapishane ortamında sıfırdan zirveye tırmanma hikayesi açısından un prophète'in boku olamaz
    lakin kendi türünde vasatın üstünde, şahsi nezdimde de 7 puan çeker.
    en büyük kusuru, yarım saat fazlası var.
    tüm film 1.5 saatte de işlenebilirdi böylece o ağır tempo üstümüze yapışmazdı...