1. yatakta, battaniye arasından televizyona doğrultulmuş uzaktan kumandanın doğru açıda olup olmadığının son bir kez daha kontrol edilmesini ihmal etmemizi sağlayabilecek derecede olmasa da oldukça büyüktü bu heyecan.

    o ana kadar izlenmemiş hiçbir saçmalık kalmadığı için o saatlerde çoktan zombileşmiş olurduk. bu bakımdan 'zombi heyecanı' gibi bir kavramla karşılanabilirdi o anki duygular. taze beyin görünce tripten tribe giren zombileri hepimiz biliriz 90'ların korku filmlerinden; yabancısı değiliz. işte battaniyemizin altında öyle tripten tribe girerdik biz de ruhsal anlamda.

    hele bir de o kırmızı nokta paris düşleri için geldiyse ekranın köşesine gönlümüz bir hoş, içimiz kıpır kıpır olurdu. paris düşleri'ni bilen bilir. onu izlerken, daha on dakika önce izlediğimiz -bridgestone'un sunduğu- yol güvenlik programını sunan adı meçhul, beyaz saçlı, yaşlı amcanın son derece olumsuz etkilerinden bile 2 dakikada, bilemedin 3 dakikada sıyrılmamız mümkün olurdu.

    yıllar geçti ve ben o heyecanı hiçbir yerde tekrar yaşayamadım. 360 derece dönen lunapark oyuncaklarına mı binmedim, bungee jumping mi yapmadım, motorsikletle hız yapıp makas mı atmadım, çarpışan arabalarda görevliye yalvarıp son hız açtırarak ölümcül oyunlar mı oynamadım... hepsini yaptım ama o kırmızı noktayı gördüğüm an yaşadığım çılgın ergen heyecanım gibisine yaklaşamadım bile.

    e kolay değil tabii tek elde kumanda ters elle mastürbasyon yapmaya çalışırken bir yandan da şıkırtı / tıkırtı dinleyeceksin; bir yandan boşalırken bir yandan refleksleri kaybetmeden kapı açılır açılmaz kanal değiştireceksin. "sen daha uyumuyor musun?" diyen anne - babayı maç özetleri izlediğine inandıracaksın (o an için başardığını sanacaksın)... hiç kolay değil.

    iç çamaşırı değiştirmeye kalkınca zaten bordo bereli gibi davranıyorsun ya kendi evinde, gecenin bir yarısı, hayalet gibi... o heyecanın yerini tutacak ne olabilir ki şu koca dünyada?

    edit: amcanın adı demir bükey'miş. led zeppelin'e teşekkürler ama kafa bulmuyordur umarım benimle zira bu amcanın adı insan isminden ziyade bir geometri terimini andırıyor.
  2. show tv'nin o'sunun kızarmaya başlamasıyla birlikte duyulmaya başlayan heyecandır. o yıllarda evde tek tv olduğundan ana-baba zart diye salona girecek tırsaklığıyla birleştiği vakit salgılanan adrenalin tarif edilemez. sessizdir ancak, mutedir bu heyecan.
  3. tutti frutti ile birlikte çocuk bünyede geri dönüşü zor bir yola girmenin verdiği heyecandır.
  4. bir neslin hipnotize olmasının sonucudur. bir gün ekranda tekrar göreceğiz.

    (bkz: soner yalçın)
  5. bir vakit sonra kırmızı nokta nedeni sahnelerin başladığı anda reklâm girmesi; reklâm bittiğindeyse söz konusu sahnelerin de bitmiş olmasıyla kursakta kalan heves.
  6. tüm mahalleyi kaplayan heyecandır. pencereden bakıldığında ışıklar sönmüş, apartman pencerelerinde televizyonların ışıkları herkesin aynı kanala kilitlendiğini gösterirdi.
  7. eskiden bu kimi zaman bir saat sonra hüsranla sonuçlanırdı. gece 00.30 olmuş kırmızı noktalı film başlamış, sanıyorsun çok güzel bir sevişme sahnesi falan gelecek. bekliyorsun bekliyorsun... kadın ve erkek karakterlerimiz yatağa giriyor ve kamera tilt yaparak aşağı iniyor, yorgan altında bütün sevişme dönüyor vb... sonra diyorsun ki tutti frutti yayınlansa bu kadar koymazdı.

show tv'de kırmızı nokta görüldüğü andaki heyecan hakkında bilgi verin