şükela:  tümü | bugün
  • kudus'un ultra-ortodoks mahallelerinden birinde gecen, tum karakterlerini ayri ayri samimi bulup sevdigim israil dizisi. ancak internet uzerinden ingilizce/turkce altyazisi bulunmamaktadir. ya da ben bulamadim, bilmiyorum; fakat simdiye kadar yayinlanmis 2 sezonunu malum yerlerden satin alabilirsiniz.
    fragmani soyle;
    https://m.youtube.com/watch?v=nxm5znccisq
  • hasidikler'e karşı bir merakınız varsa;

    sizin için bulunmaz bir dizi. bir israil dizisi. kendi adıma, hasidikler her zaman ilgimi çekmiştir. benimki daha çok hayretten kaynaklı bir alaka. benim ilgimi celbeden; bu tarz, sıkı sıkıya dogmalarla örülmüş hayatlar. dinlerin hepsinde var bu tür dogmalar. semavi dinler özelinde bakıldığında ise benzerlik had safhada. ekseriyeti aynı ritüellerin türevinden ibaret. ne kadar da küskün olsalar kardeşler nihayetinde.

    hasidikler'e karşı bir merakınız yoksa;

    sizin için de tüm bunlardan bağımsız olarak son derece keyifli bir dizi. benim yukarıda anlattıklarımdan belgesel tarzı bir şey aklınıza geldiyse, hiç gelmesin. drama ve komedi harmanlı bir hikayesi var. her ne kadar hasidikler arasında geçse de içimizden bir hikaye bile diyebilirim. hatta "bizimkiler" gibi bir dizi neredeyse. tırnak yedirtecek cinsten ne bir heyecan ne de bir merak var dizide ama inanılmaz akıcı. her bölüm sonunda kapanış jeneriğinin ekrana gelmesiyle "aa! ne çabuk" diyorsunuz. "film-zaman sürekliliği" diyorum ben buna. zaman her filmde değişik akar.

    şalom aleyhem!
  • o konuşulan dil yiddish.yahudi almancası ve dizide oldukça sık karşımıza çıkıyor.

    kapalı bir kültür olmasından mütevellit devamlı ilgimi çekmiş olan ultra ortodoks (hasidik) yahudilerin hayatına çok başarılı insani bir dokunuş olarak gördüm bu diziyi,hatta dizi o kadar başarılı ki yahudilik dahi benim için arka planda kaldı ve olayın insani tarafına odaklandım.insan her yerde insan ve hepimizin duyguları,korkuları,arzuları vs. var.sınırları en kalın çizgilerle belirlenmiş baskı rejimlerinde bile insan bir yolunu bulup kendi penceresini açabiliyor.

    dizi her şeyden önce son derece gerçek.yağ gibi akmasının,bölümlerin nasıl bittiğinin anlaşılmamasının nedeni bence tam da bu.uzun zamandır hollywood denyoluğundan uzaklaşmış biri olarak farklı,izlemeye değer bir şeyler arıyordum,çok iyi geldi bana.

    24 bölüm var,az da değil,tepe tepe izlenir,daha 1. sezon 8. bölüm yeni bitti.

    ----- bundan sonrası spoiler içerir ----

    edit : diziyi yeni bitirdim.ilk olarak şunu söylemek durumundayım,dizide hemen farkedilebilecek ve yadsınamayacak bir sigara propagandası var.hoş ben bunu birkaç filmde de görmüş ve filmden göğsüm dumanlı çıkmıştım,özellikle charlize theron'un başrolde olduğu atomic blonde filmi baştan aşağı sigara empoze eden,dumansız bir kadrajı az olan filmlerden.hakeza shtisel'de de özellikle huysuz baba shulem ve oğlu akiva'yı ne zaman görsek ellerinde sigara var ve sigarasız tek bir anlarını bile göremiyorsunuz.akiva o kadrajda içmese bile gideceği yolu sigara içme süresine göre hesaplıyor.akiva'nın ağabeyi bir repliğinde artık propagandanın dibine iniyor,onu kendiniz izleyin.

    diziyi unutamayacağım,orası kesin.bu kadar başarılı oyunculuklar,bu kadar insanın gönlüne dokunan,bu kadar gerçekçi bir yapımı unutmak zaten mümkün değil ama sigarayı o kadar abartmışlar ki artık takılmamak imkansızdı.

    shulem'in annesini oynayan aktrisin yerine ikinci sezonda başka biri oynadı ve ufak çaplı bir şok yaşadık,belki de sağlığı elvermemiştir diye düşünürken dizi çekilmeye başladıktan bir sene sonra 2014'te hayatını kaybettiğini öürendim.ne de güzel oynuyordu,keşke devam edebilseydi.ultra otrodoks yahudilerin alkol ve sigarayla bu kadar içiçe olduğunu açıkçası bilmiyordum,benim için şaşırtıcı bir bilgi oldu.ibadet ve dua konusunda bu kadar hassas olan bir grubun ibadete,hafızaya ve genel akli duruma zarar veren alkol tüketimine sıcak bakmasını çok anlamadım.şarap belki evet ama içmedikleri şey bırakmadılar,pek mantığım almadı.resmen bildiğin oturup restoranda kafaları çekip alem yapıyorlar.enteresan.

    ibranice birkaç kelime öğrenmek de enteresan oldu bu arada.

    akiva'nın da beni gıcık eden yönleri yok değildi,onu da size bırakıyorum.ruchami'nin tipi ve büyümüş de küçülmüş,bilmiş halleri,gülüşünün gıcıklığı,giti'nin tipi beni biraz rahatsız eden diğer birkaç komik ayrıntı ama genelinde muhakkak tavsiye edeceğim çok başarılı bir dizi.izleyiniz efendim.
  • soundtrack linki:

    wav dosya tipinde
  • daha önce araştırma gereksinimi duymadığım yahudi kültürünü merak etmeme neden olan dizi. oyunculuklar muazzam, senaryo akıcı ve çok samimi bir yapım. ilk iki bölümü izlediyseniz kesinlikle devam etmeden duramazsınız. şalam şalam.
  • türkiye "dindarları" hakkında bir bakış açısına sahibiz. dünya'yı yönettiklerini varsıyalan yahudi toplumun dindarlarını anlamak için güzel bir baş yapıt! işin ilginci müslüman-yahudi dindarlarının yaşadıkları parodokslar ve toplumdaki durumlarının benzerlikleri ilgi çekici!
  • bolca ağız şapırtılı yemek sahnesi barındıran dizi. gece vakti izlenmesi tavsiye olunmaz.
  • ablam bu diziyi izliyor. “bizdeki samanyolu tv’yi izlemek gibi mi acaba” diye sordu. samanyolu tv. hala var mı bilmiyorum, merak edip izlemişliğim de yok; muhtemelen bu dizi daha kalitelidir.*

    dinlere ve mezheplere baktığımda, özellikle işler koyu boyuta geçtikten sonra biçim ve uygulamalar değişse de çok fazla ortak noktaları var.

    insanoğlu ne kadar meraklı özgürlüklerini kısıtlamaya, kendisine bir korku dünyası yaratmaya.

    ya da mesela insana; saç lülesiyle(peyottu sanırım) cennete gidileceğini söyleseler “ya bi siktir git” dermiş gibi düşünürüm.(ki her dinde farklı ama bir o kadar da aynı şeyler var) ama demiyorlar. buna ciddi ciddi inanıp bir ömür lüleli gezebiliyorlar.

    beyin çok çelimsiz bir organ. nereye çeksen oraya geliyor. hele de minik yaşta, köklenmiş inançları söküp atmak çok zor.

    inandıklarımızın tutsağı oluyoruz.

    bu çok büyük de bir güç aslında. “fake it till you make it” de demişler. -miş gibi davrandığında ve inandığında insanlar da inanıyor. çok aptalca ama öyle.

    çok korkak bir lider, milyonlarca insanı çok cesur olduğuna inandırabiliyor.

    vasat bir kişi pek çok insanı eşsiz bir güzelliği olduğuna inandırabiliyor.

    kimse de kolay kolay “kral çıplak” demiyor.

    yazarken fark ettim de insanlar bir şeylere inanmaya ve kandırılmaya çok hevesli. hatta kandırılmaya açlar. belki de dürüstlük, mantık, ahlak safsatalarını bir kenara bırakıp bu aç insanları yalanlarla, -mış gibilerle doyurmak gerek.
  • ultra ortadoks yahudi northern exposure'u

    aynı yerellik ve naiflik var.
  • her bölümü ve finali de hayat gibi yarım bitmiş dizi. haklarını amazon prime'ın satın alması üzerine hatırladım ve yazma gereksinimi duydum. öncelikle diziyi izlemeye başlayacaklar için, her sahnesinde pür dikkat olmalarını öneririm; zira hepsinde bir imge saklıdır. diziyi özel kılan ve her bölüm sonu izleyicisini boşluğa düşüren etken de bu sanırsam. çünkü tüm elli dakika bunları yakalaya yakalaya izledikten sonra verdiği detaylarla gerisini size bırakırcasına bitiyor dizi.
    bir örnek olarak; hiç merak edildi mi bilmiyorum fakat sürekli meyve suyu içen çöpçatan aslında bir sürü sembol barındıran bir karakter, güzel yanı karakterin sadece hikaye icabı olması değil gerçektede de var olması. eski bir yahudi geleneğine göre (özellikle etiyopya yehudilerinin) kendine uygun eşi bulduğunu düşünen erkek bulduğunu varsaydığı kişinin kapısına (7 delikli) bir pipet bırakır. çöpçatanın meyve suyunu bardaktan içmemesinin sebebi de bunla alakalıdır. duvardaki ilanlarından arkadan gelen megafonlu seslerine eşsiz bir dizi bana kalırsa. sezon 3 aynı kast ile gelir diye umit edıyorum fakat öyle olacağını da zannetmiyorum.
    kısaca, final bölümüyle bizi bitirmiş dizidir.