şükela:  tümü | bugün
  • muhteşem bi atmosfere sahip film.. o kaotik ve psikolojik ortamı izleyiciye çok iyi yansıtmıştır.. yönetmen, oyuncu ve senaryonun güzelliğine girmiyorum bile..
  • izlenilen bir film neden beğenilmez? çok farklı sebepleri olabilir elbette ama birkaç nedeni ele alacak olursak şunları söyleyebiliriz. birincisi, filme karşı bir önyargı vardır. henüz filmi izlemeden yönetmen, oyuncular, senarist, fragman vs. gibi nedenlerle kendinize birçok sebep oluşturabilirsiniz. bu önyargıyla filme gittiğiniz takdirde, filmi beğenseniz bile o lanet olası savunma makanizmalarınız yüzünden ister istemez bi memnuniyetsizlik yaşarsınız. ikincisi, filmi gider izlerseniz. öncesine dair en ufak bir fikriniz bile olmayabilir. ne fragmanını izlemişsinizdir, ne de yapılan yorumları okumuşsunuzdur. izlersiniz, sizi tatmin etmez ve beğenmezsiniz. ilkine göre daha sağlıklı, ayakları yere basan bi neden. peki bu filmin eleştirildiği nokta nedir? oyuncular, yönetmen, kurgu, mekan... hiçbiri değil. biraz dolaylı yoldan da olsa senaryosu. ancak senaryonun eleştirilme biçimi çok saçma. film otuzuncu dakikasından itibaren sonunu belli ediyormuş. edebilir, normaldir. ancak bu filmin sana vaad ettiği şey bu değil ki. sen tutup filmi en yanlış yerinden değerlendirmeye çalışıyosun.

    zaten filmin her yerinde seni bir şeylerden haberdar etmeye çalışan, seni kuşkulandıran ve amiyane tabirle seni var olan durumdan kıllandıran ip uçları var. martinciğim filmin her yerini çeşitli metaforlarla süslemiş ve senden bir şeyleri anlamanı, yorumlamanı istemiş. sen de kalkmış, "hacı anladım bunu ben yea. aslında hiçbir şey göründüğü gibi değil. bak görüceksin filmin sonunda" diyosun. e yönetmen sana zaten her şeyi vermiş. bi zahmet çözüver o kadarını da. misal imdb'de bir yorumda şöyle denmiş:

    "slowly, we are given pieces to the puzzle, but the audience does not even realize it."

    asıl önemli nokta bu işte. yönetmen zaten sana birleştirmen gereken parçaları sunuyor ama sen bunun farkına varamıyorsun. bu yüzden gidip ikinci kez izliyosun bu filmi. parçaları birleştirip birleştirmemen sana kalmış. ki yine de ilk izlemede sen bütün bunları çözebildiysen, ben ayağa kalkar alkışlarım seni. semiyoloji köpeğin olsun senin.
  • kesinlikle sonu tahmin edilebilecek bir film değil.
  • her bokun sonunu bilen babamla izlerken keyif aldım. çünkü bilemedi. ve sonunda "hassiktir!.." dedi. ağladık beraber. ama çaktırmadık birbirimize. çok duygusalız amına koyim.
  • belirli bir sonu olmadığı için, sondaki iki ihtimalin de karşılıklı kanıtlanabilir oluşundan dolayı ne sonu tahmin edilebilen, ne 51. dakikada çözülebilen bir film.

    bin kere dendi, iki görüş var sonla ilgili ve ikisi de belirli değil.

    spoiler kısmına geçip öyle çemkireyim:

    --- spoiler ---

    arkadaşım, teddy gerçekten deliyse, en son havlunun ucundan çıkan çubuğu bana anlatın. verilen ilaçları anlatın. hücredeki adamı anlatın. tutturmuşlar teddy deliydi de oyun oynadılar da bilmem ne. kanıtla diyorsun yok, sadece deliydi deniyor. değil ulan, delirttiler adamı. benim görüşüm bu.

    deli olduğuna dair de kanıtlar bulunur, çıkın kanıtlayın, o yüzden zaten filmin sonu belirsiz, iki yoruma da açık deniyor/diyorum.

    ama kanıtla denirse de teddy'nin deli olmadığını çatır çatır kanıtlarım o başka konu.

    --- spoiler ---
  • güzel filmi "çözülememe", "sonunu tahmin edememe" zanneden insanlar tarafından yea sonu belli diye beğenilmeyen yönetmen, oyunculuk, senaryo harikası film.
  • yeni dönem psikolojik filmlerden. biraz dikkatli seyrederseniz ters köşeye de yatırmıyor. anlaşılabilir bir kurguda ilerliyor.

    o alışılagelmiş gençlik korku filmleri gibi bunlarda artık kabak tadı verdi. elemanların kafalarında yarattıklarını sana gerçekmiş gibi yutturmaya çalışmalar falan! yeter ulan!
  • her zaman haksızlık yaptım leonardo dicaprio'ya. her filmini ve her filminde sevmeme rağmen hep bir şekilde aklımda biraz düşük bir yer veriyorum. bir sonraki filminde bir daha kırıyor aklımdaki bu imajını. sonra ben yine aynı o düşük imajı yaratıyorum. sonraki filminde tekrar kırıyor aklımdaki bu imajını....

    sinemada izlediğim ilk film titanic
    gangs of new york
    catch me if you can
    the aviator
    the departed
    blood diamond

    shutter island
    ...
    ...
    ..
    .

    titanic filmini de oradaki dicaprio'yu da çok sevmiştim. sonra nedense aklımda "baby face işte!" diye kaldı. o gün bugündür de gidiyoruz böyle.

    daha kaç defa kanıtlaması gerekecek bana kendini bilmiyorum.

    film başarılı! gayet gayet başarılı! her şeyiyle başarılı!
  • --- spoiler ---

    filmin son sahnesinde andrew laeddis'in (diğer bir adıyla teddy daniels) dr. lester sheehan'a (yani ortak dedidiği chuck aule) söyledikleri üzerine dr. lester, andrew'in tedavisinin başarısız olduğunu düşünür. bunun üzerine dr. lester, dr. cawley'e döner ve buruk bir mimik hareketi artık andrew için olacak hükmü bildirir. dr. cawley ise aynı burukluk ile diğer heyetle sessiz dialoglar kurarak mevcut durum görüşülür. andrew belli etmez fakat olacaklara zaten hazırlıklıdır ve şu cümleyi kurar...

    andrew laeddis: merak ediyorumda
    dr. lester sheehan: evet? nedir, patron?
    andrew laeddis: sence hangisi daha kötü olurdu?
    andrew laeddis: canavar olarak yaşamak mı yoksa iyi bir insan olarak ölmek mi?

    dr. lester sheehan, andrew yavaş adımlarla ilerlerken ardından "teddy" diye seslenir. andrew bakmaz. doktor durumu çakar andrew iyileşmiştir fakat tercihi yaşamak da değildir. andrew son oyununun sonuna doğru devam ederken film biter, bizi de bitirir.

    --- spoiler ---

    tekrar düşündüm ikinci kez izleyince iki kez dumur olabiliyorsunuz.

    `evrendeki rolümü tekrar alabilir miyim bendekinin mürekkebi dağılmış hiçbir şey göremiyorum`
  • izlediğim en iyi gerilim filmlerinden. filmi gerilim filmi olarak tanımlamak az kalır gerçi.

    filmden dört ana başlık çıkardım;

    empati: film izleyiciyi içine çekiyor. di caprio'nun oynadığı karakterin yaşadığı gerilimi, sıkıntıyı ve delilik hissini izleyiciye yaşatıyor.

    savunma mekanizması: insan olmanın getirdiklerinden. filmin bir çok yerinde karşımıza çıkıyor.

    yabancılaşma: adadaki insanların delirme sebepleri ve tedavi yöntemleri semboliktir. (bkz: devlet) (bkz: savaş) (bkz: ilaç) (bkz: hayal)

    --- spoiler ---

    "which would be worse to live as a monster or to die as a good man?"

    --- spoiler ---

    şiddet: tanrının şiddet arzusu ve insanların özünde fazlasıyla şiddetten uzak kalamayacak dürtülerin olması.

    --- spoiler ---

    baş gardiyan ve di caprio'nun arabadaki diyaloğu

    --- spoiler ---

hesabın var mı? giriş yap