şükela:  tümü | bugün
  • ali'nin tarafını tutan anlamına gelen "şia-ı ali"'nin halk ağzında kısalmış hali.
  • arapça'da birine uyan, birinden yana olan, birinin tarafını tutan.
  • saddam'ın idamıyla çevremde bildiğim zannedilerek sorulan mezhep. doğru dürüst bilmediğimizi öğrendik. yaptığım araştırmada en sağlam bilgiye aşağıdaki linkte ulaştım. bilgi ve görüşlerinize arz ederim.

    6 yıl sonra edit: link mort..yenisini bulucaz inş.
  • islam'ın üç ana akım kolundan biridir**. müslümanların %15 kadarının şii olduğu tahmin edilmektedir. şiilik genellikle üç alt fırkada incelenir:

    zeydilik: yemen'de mevcuttur. kökenlerini hz. zeynel abidin'in oğlu, emevilere karşı şehit düşmüş hz. zeyd'e dayandırırlar.

    ismaililik: ünlü fatımilerin ve hasan sabah'ın mensubu olduğu, günümüzde birçok parçaya bölünmüş ve sayıca azalmış olan gruptur. günümüzdeki en önemli fırkasına (nizari) ağa han tarafından önderlik edilir. diğer küçük cemaatlerin da kendi liderleri vardır. yoğun olarak hindistan ve pakistan çevresinde yaşarlar. batı ülkelerinde de önemli toplulukları mevcuttur. batınilik de genellikle ismaili başlığı altında incelenir.

    on iki imamcılık: tüm şiilerin %90'ından fazlasını oluşturan gruptur. hatta, şii deyince akla doğrudan bu gelir. ırak, iran, azerbaycan, bahreyn ve lübnan'da nüfusun çoğunluğu oluştururlar. türkiye'deki şiiler de bunlardır.

    on iki imamcılığın hz. cafer sadık'a dayanan ve caferilik diye bilinen fıkhı*, şiiliğin de temel fıkıh mezhebidir. öyle ki on iki imamcılığa çoğu zaman caferilik adı verilir. bunun dışında aleviler, arap alevileri* ve bektaşiler de itikadi* on iki imam şiiliği çatısında yer aldıkları halde, caferi mezhebini takip etmezler. türkiye'de kimi zaman şia tümüyle alevilik olarak adlandırılsa da, alevilik on iki imam şiiliğinin bir koludur.

    bu üçünden başka, tarihte etkili olmuş ancak varlığını günümüze dek sürdürememiş keysaniler denen bir grup daha vardır.

    tüm şii mekteplerinin ortak görüşü, hz. muhammed'den sonra islam toplumuna önderlik etmesi gereken kişinin (imam) hz. ali olduğu ve ehli beyt sevgisidir. din en doğru ve bozulmamış şekliyle hz. muhammed'in torunlarından, yani peygamberin kızı hz. fatma ve damadı hz. ali'nin soyundan öğrenilebilir.

    bu entry'de çoğu zaman birbirinin eş anlamlısı olarak kullanıldığı için, şiiliğin en kalabalık grubu olan caferilik ele alınacaktır.

    son zamanlarda her yerde şia hakkında saçma sapan, akılsız ve iftira düzeyinde bilgiler dolandığını gördüğümden şia hakkında şu birkaç temel hususu ekleme ihtiyacı hissettim:

    1. şiilerin ve sünnilerin inandığı allah, kuran, peygamber birebir aynıdır. şiiler tıpkı sünniler gibi namaz kılar, oruç tutar, hacca gider, zekat verir, sünnet olur ve kurban keserler. hiçbir şii hz. ali'ye allah ya da peygamber demez, kuran'ın değiştirilmiş olduğuna inanmaz, peygamberliğin hz. ali yerine yanlışlıkla hz. muhammed'e verildiğine inanmaz. bunlar tarihte "aliyullahiler" ya da "gulat" gibi adlarla anılan, bizzat ana akım şia tarafından islam dışı olarak kabul edilen küçük gruplardır. bu grupların birçoğu varlığını sürdürememiş ve tarihe karışmıştır.

    2. şiiliği ibni sebe adında bir yahudi kurmamıştır. dahası, ibni sebe diye biri hiç yaşamamıştır, masaldır. şiilik perslerin islam'ı bozmak için uydurdukları bir şey de değildir. zira şiilik iran'da ortaya çıkmamıştır, hz. muhammed vefat ettiğinden beri şia mevcuttur. ayrıca iran'da hz. ömer'in katiline ait bir türbe de yoktur. söz konusu türbe eski bir dervişe aittir.

    3. şiilere göre sünniler müslümandır, beraber namaz kılınır, kendileriyle evlenilmesinde de bir mahzur yoktur.

    4. şiilerin işlerine geldiğinde takiyye yapıp yalan söyledikleri, doğru değildir. takiyye can güvenliğinin tehlikeye girmesi gibi ciddi durumlarda caizdir, her isteyen canı sıkıldığında takiyye yapamaz.

    5. şiilere göre ilk üç halife ve hz. ayşe kafir değildir. bu kişiler müslümandır, ancak hz. ali'ye muhalefet ettikleri için günah işlemişlerdir. zira şia bütün sahabelerin hatasız olduklarına inanmaz. ayrıca ilk üç halife ve hz. ayşe sevilen figürler değildir, örneğin adlarının önüne hz. ifadesi eklenmez. muaviye ve yezid'in ise kafir olduğuna hükmedilir.

    6. kuran aynı olduğu halde, şianın hadis kaynakları sünnilerinkinden farklıdır. her iki tarafta ortak hadisler olduğu gibi, birbirinden çok farklı hadisler de bulunmaktadır. bu nedenle bir sünni için çok sıradan gelen bir husus, bir şii için bir şey ifade etmeyebilir. örneğin, sünniler aralarında ilk üç halifenin de yer aldığı 10 sahabenin cennetle müjdelendiğini güvenilir bir hadis olarak görürken, şiiler bu hadisin doğru olmadığını kabul ederler.

    7. şianın tarih boyunca kafirlerle değil de sünnilerle savaştığı iddiasının geçerliliğini, dünya haritasını açıp bakarak siz de kolayca anlayabilirsiniz. şiiler tarih boyunca azınlıkta kalmış ve coğrafi olarak sıkışmışlardır. buna rağmen fatımi-haçlı savaşları, safevilerin gürcü seferleri, iran-rus savaşları, hizbullah-israil çatışmaları aksine örnek verilebilir.

    8. sıradan şiilerin bir kısmının ehli sünneti sevmediği, hatta bazen sahabeye kötü söz söyleyebildiği ise doğrudur. hatta hz. hüseyin'e matem tutarken kendilerini yaraladıkları da doğrudur. bu insanların yaptıklarından dolayı şiayı sorumlu tutmak prensip olarak yanlıştır, zira bu tür aşırılıklar her toplumun cahilinde ve ayak takımında mevcuttur. önemli olan, şia alimlerinin bu tür eylemleri haram olarak ilan etmesidir.

    9. şia'yı ehli sünnetten ayıran en büyük konu, hz. muhammed'den sonra, islam ümmetine önderlik (imamlık) edecek kişinin allah'ın emri ve hz. muhammed'in vasiyetiyle hz. ali olduğu hususudur. ehli sünnete göre ise böyle bir tayin olmamıştır ve hilafet seçimle belirlenebilir. bu hususta tarih boyunca hiçbir zaman anlaşma olmamıştır ve bundan sonra olacak gibi de görünmemektedir.

    10. sünniler için dinin kaynakları "kuran, sünnet, icma ve kıyas" iken, şiiler için "kuran, sünnet, akıl ve icma" şeklindedir. bunların dışında namazda ellerin bağlanıp bağlanmaması, abdestin alınışı gibi konularda birkaç küçük farklılıklar vardır ki, onlar zaten ehli sünnet'in 4 mezhebi arasındaki farklar gibidir.

    11. şianın ehli beyt'e olan sevgi ve ilgisi, bazen ehli sünnet'in ehli beytten soğumasına veya onlara ilgi duymamasına neden olmuştur. bu yanlıştır. bir sünninin de ehli beyti sevmesi kuran'a göre farzdır.

    ek-1: şiiler hz. ayşe'ye asla zina suçu atfetmez, zira onun böyle bir şey yapmadığı kuran ile sabittir. şiilerin hz. ayşe'ye olan olumsuz bakışı, cemel savaşında hz. ali ile karşı karşıya gelmesi nedeniyledir.
  • konu hakkinda detayli bilgi icin edininiz : the shia revival: how conflicts within islam will shape the future
    bugun irak'ta yasanan sunni sii catismasinin yuzlerce yillik gecmisini anlamak icin de bir hayli onemli bir kaynak
  • bugunku siilerin %85ini olusturan oniki imamci siilik, seyh cuneyd'in (ki sah ismail'in dedesidir) iran'daki asiretleri biraraya toplamasina ve safevilerin bir sufi tarikatindan, samanist ve ruhani gelenekler ile yogrulmus heterodoks bir sii mezhebine donusmelerine (bunun tohumunu allame hilli atmistir ondan iki yuz sene evvel) kadar hic ama hic ulke yonetmemistir. oncesinde her ne kadar kuzey afrikada fatimi (ismaili sii), guney iranda ise buveyhogullari (zeydi sii) gibi sii hanedanlar devlet yonetmislerse de yonettikleri halkin cogunlugu sunni idi, ve hukuk daha cok sunni seriati uzerinden yuruyordu.

    bu nedenle, sii ilahiyatcilarin, sunni ilahiyatcilarin muaviye doneminden beri kafa patlattiklari kamu hukuku ve siyasal hukuk uzerine birsey uretmelerine pek gerek olmamistir. bu, yuzyillarca sunnilik ve onun devlet otoritesi karsisinda yer altina cekili yasamis siilik icin gayet normaldir.

    sunnilik, devlet yonetmesi nedeni ile, nisa suresinin 59. ayeti "ey iman edenler! allah'a itaat edin. peygamber'e ve sizden olan ülülemre de itaat edin"deki "ululemr"i devlet otoritesi olarak yorumlamistir. hatta 11.yuzyil basinda filozof el maverdi, "al-ahkam al-sultaniye v'el-vilayet al-diniyyye" adli eserinde, resmen dini otoriteyi hukmu altina alan bir devlet felsefesi kurmus, siilige nazaran cok daha sekuler diyebilecegimiz bir soylem gelistirmistir. hatta yukardaki ayete binaen, maverdi'ye gore; "hukumdar ve devlet zalim de olsa ona itaat gerektir, zira en kotu hukumdar, hukumdarsizliktan (anarsi) daha iyidir".

    buna karsilik, yillarca sunni devletin zulmu altina yasamis olan siilik, pek dogaldir ki, "ululemr"i devlet otoritesi olarak okumamistir. baski altinda yasayan gruplarin kurtarici lider beklentilerine uygun sekilde, siilik, ululemr'i "on iki imam ve onlarin vekilleri (ayetullahlar)" olarak okumustur. kisa donemlerde farkli durumlar ortaya cikmissa da, iran'da genel egilim gayba cekilen son imam muhammed mehdi'nin vekilleri olan ayetullahlarin karsisinda duran devlet otoritesinin ikincil, ve buyuk olcude gayrimesru sayilmasi yonundedir. toplumun devlet otoritesini sallamayan tutumu, safevilerin devleti merkezilestirmis olmasina ragmen, iran'da gunumuze kadar suregelmis bir devlet/din adamlari ikiligini kiramamistir (bu ikilik islam oncesi iranda da mevcuttur). toplum cogunlukla din adamlarini, devlet'in uzerinde bir otorite olarak gormustur. bu, malumunuzdur ki sonunda iran islam devrimi'ne yol acmistir. iran'da bugun dahi, yerlesik bir vergileme kulturunun olmamasi bu gayrimesruiyet ile yakindan alakalidir. bu baglamda, bakiniz: iran'da modern olmak, fariha abdelkhah, sayfa 32. paradoksal olarak (aslinda olmayarak), bugun dini hukumlerle yonetilmesine ragmen, safevilerden bu yana suregelen merkezi yapi uzerine kurulmus olan islam cumhuriyetinin devlet otoritesine dahi itiraz eden, basini ayetullah montazeri'nin cektigi bir toplumsal cizgi vardir. daha da paradoksal olan (aslinda olmayan) sey batinin "reformist/sekuler" olarak gordugu politik guclerin bile kendilerine bir "ayetullah" olan montazeri'yi referans almalaridir.

    dolayisiyla, siiligi sunnilikten ayiran temel nokta, hz. ali'nin konumu degildir. bunun otesinde, dunyevi islere bakista, devlet-toplum iliskisinde siilik ve sunnilik arasinda devasa bir ucurum vardir. tam da bu nedenle islam birligi vesaire gibi ozlemler bir gercekligi bulunmayan hayallerdir. bugun tum dunya musluman olsa dahi, birbirinin omzu uzerinde bas birakmayacak kadar birbirine ters iki felsefedir onumuzdeki.

    bu ucurumun bir ucunda, seyhulislamlarin kellelerini cani istediginde alabilen sultanlarin mirasi olan osmanli gelenegi uzerine kurulmus ve dini diyanet isleri baskanligi ile "yoneten" laik turkiye cumhuriyeti, diger ucunda devletin ancak ayetullahlari yanina aldiginda guclu olabildigi, safevi-kacar gelenegi uzerine kurulu, buyuk rehber "ayetullah"in yonettigi iran islam cumhuriyeti durur.

    tam da bu nedenledir, "turkiye, iran olamaz" diye bagirmamiz.
  • peygamberlik (nübüvvet) halkasının kapandığı, ilahi vahiylerin bütün gizli (batın) anlamları ancak manevi miras yoluyla geçen ilimle aktarılabileceğinden, yerini velayet halkasına bıraktığı inancı üzerine kuruludur.

    bu inancın ayırt edici iki vasfı batın ve velayettir.
    velayet, peygambere halef olan imamların silsilesidir.
    imamın peygambere halef oluşu ise, batının zahire, hakikatin şeriata halef oluşudur.

    bu inancın iki dalı arasındaki fark ise;
    on iki imam şiiliğinde, şeriat ile hakikat; nübüvvet ile imamet arasında denge vardır.
    ismailiye şiiliğinde ise, imamet nübüvvete yeğlenir, batına verilen önem, zahiri hükümsüz kılacak derecededir.
  • mekke ile medine arasında gadiri hum denen yerde güya hz. peygamber, hz.ali'nin elinden tutarak orada bulunanlara "ben kimin efendisi isem, ali de onun efendisidir" demiş ve böylece kendisinden sonra iktidara hz.ali'nin geçmesini istemiştir.
    şiiler buna inanmakta ve peygamberin bu emrini yerine getirmeyenlere ateş püskürmektedir.
  • şia'yı bir mezhep yerine, islam tarihinin iki ana siyasi partisinden biri olarak tanımlamak daha doğrudur. şiilik ile sünnilik arasında iki temel ayrım noktası vardır. bunlardan ilki şia'ya göre siyasi iktidar babadan oğula geçmeli iken, sünnilikte biat kurumunun kan bağından önce gelmesidir. hz.ali'nin siyasi taraftarları, kan bağından dolayı siyasi iktidara hz.ali'yi layık görüyorlardı. ikinci farklılık ise arap müslümanların diğer müslümanlardan üstün olduğunu düşünen kavmiyetçi zihniyetin sünnilik etrafında kümelenmiş olmasıdır. bu durum arap olmayan müslümanların şia'ya meyletmesine sebep olmuştur.
    görüldüğü üzere şiilik ile sünnilik arasındaki temel ayrışma noktaları, günümüzdeki siyasi görüş ayrılıklarıyla benzer nitelikler taşıyor.
    bu iki ayrımın dini görüşlerde farklılığa sebep olması ise çok daha sonra gerçekleşmiştir. şiiliği ve sünniliği birer mezhep olarak kabul etmek yerine şia kökenli mezhepler ve sünni kökenli mezheplerden bahsetmek daha anlamlıdır.
    son bir not olarak, türkler kitlesel olarak islamiyeti kabul etmeye başladıklarında, hem siyasi hem dini olarak islamiyete ilişkin söylenebilecek her şey söylenmiş, yazılabilecek her şey yazılmış, bütün ayrımlar ve mezhepler yerleşmiş ve kurumsallaşmıştı. bu sebeple türkler islam tarihindeki ana tartışmalara ve görüş ayrılıklarına yabancıdır. günümüz islam coğrafyasını şekillendiren görüş ayrılıklarının tarihsel arka planı bizlere hala yabancıdır.
  • alevilik ile hiçbir ilgisi olmayan islam'ın iki ana kolundan biri. şeklen küçük farklılıklar olsa da namaz kılarlar, ramazan orucu tutarlar, hacca giderler vs.