şükela:  tümü | bugün
  • tıraş film. detaylı yazıcam bir ara.
  • vizyona girmesini büyük bir heyecanla beklediğim ve dün başrol oyuncusu damla sönmezve yönetmenler çağla zencircive guillaume giovanettinin katılımıyla ankara'daki gösterimine katılma fırsatı bulduğum 2018 yapımı filmdir.

    film locarno, toronto, adana, akdeniz gibi film festivallerinden ödüller alması ve bilhassa damla sönmezin performansı sebebiyle basında da epey yer buldu. film hakkındaki düşüncelerimi yazmadan evvel biraz daha kafamda oturmasını bekledim ve en nihayetinde işte şimdi düşündüklerimi paylaşacağım. sanırım biraz uzun sürecek o yüzden şimdiden özür :),

    --- spoiler ---

    burada film şöyle ilerledi böyle oldu gibi bir anlatıma girmeme gerek yok çünkü zaten basit bir google araştırması bu merakı giderebilir. benim yaklaşacağım nokta daha çok bana yansıyan tarafları ve yönetmen-oyuncu söyleşisinde çıkardıklarım.

    şimdi ilk olarak bahsedilen bir kaç temel nokta var. film ekibi bu filmin çok güçlü bir kadın hikayesini anlattığı iddiasında. tamam kabul hikaye gerçekten çok çarpıcı, sibelin yaşadıkları, köylülerin tepkileri, sibelin sessiz çığlığı ve bunun gibi pek çok güçlü imge seyirciye bir kadının var olma mücadelesini anlatabilir. ama bu metinsel olarak ne kadar güçlü verilebilmiş o konuda soru işaretlerim var. şöyleki sibel bir kadından ziyade zaten "sakat" görülen eksik, uğursuz bir birey olarak marjinalize ediliyor ve dışlanmaya maruz kalıyor köylüler tarafından. bu noktada kadın kimliğinin önüne geçen bir "eksik" kimliği var bence ve bu bir yerde bu dışlanmanın ne kadarının marjinal bir kadın oluşundan ne kadarının bu eksiklikten kaynaklı olduğu konusunda soru işaretleri oluşturdu bende. bunu da en çok muhtar üzerinden hissettim. muhtar gerçekten kadının özgürlüğüne, düşüncelerine, iradesine saygı duyduğu için mi sibeli destekliyor? yoksa zaten sakat olan kızını filmin sonuna kadar bir kadın değilde sakat bir zavallıcağız olduğundan dolayı mı? çağla hanım ve guillaume söyleşide sürekli muhtarın çok modern, yenilikçi ve sibelin kararlarına karışmayan ona saygı duyan biri olduğunu söyledi. burada üzülerek söylüyorum ki bana daha çok ikinci ihtimal geçti bir izleyici olarak. zira diğer kızına davranışları tıpkı diğer köylüler gibi baskıcı ve ataerkil ki sonrasında bunu sibel üzerinde de denediğini görüyoruz. tüm bunlardan hareketle bu filmin yanında çok güçlü kadın odaklı filmler izlediğimi söylemeliyim üzülerek. sanki tema çok fazla yan kavramla vuruculuğunu sorulara bırakmış ki bunların çoğu hedeflenmeyen sorular gibi geldi bana.

    öte yandan sibelin davranışlarını ele aldığımızda evin içinde tam olarak toplumun çizdiği kadını yaşıyor ki bundan da şikayetçi değil. ama kamusal alanda diğer kadınlardan çok daha serbest ki bu da biraz onların sibeli dışlamasından kaynaklı. yani esasen sibel o topluma girmeye ve de onlara dönüşmeye çok da uzak değil, fakat o topluma ait olamadığından sürekli bir arayış ve kendini kabul ettirme çabası içinde. pek tabii diğer kadınların hepsinden daha cesur daha bilinçli olduğunu film bize veriyor. ilk aklıma gelen kardeşinin erken yaşta evliliğine karşı çıkışı mesela. ancak en nihayetinde burada bilinçlenmeden doğan bir başkaldırıdan ziyade, dışlanmadan doğan bir tepki görüyoruz gibi geldi bana. ali ile olan ilişkisi de bu kendini sonunda birine kabul ettirebilme isteği. ha bir de şu var tabi sibel kendisini sürekli bir erkek tarafından kollanırken güçlü kılabiliyor ki buradan kadınların seslerini çıkarabilmesi için gereken gücü erkeklerden aldıkları gibi bir (bana göre feci derecede hatalı bir okuma) ortaya çıkabilir ki çağla hanım söyleşide gelen bir soru üzerine sadece "umarım" böyle bir hata olmaz dedi ki bence bu dramaturjinin eksikliğini gözler önüne seriyor. ek olarak filmin bence üzerine oturtulması gereken mottosu ,"ne burada namus var , ne de dağda kurt" repliği olmalıydı ama ne yazık ki bu kadar güçlü bir repliğin altının filmde çok fazla doldurulduğunu da düşünmüyorum.

    bu eleştirilerin ardından filmin olumlu yanlarını ele alacak olursak, damla sönmez hakikaten olağanüstü bir performans sergilemiş. ıslık dilini öğrenmesinin yanısıra, doğadaki o koşullarla mücadele etmeyi becerebilmesi, seyirciye duygularını replikleri olmadan bu denli geçirebilmesi tek kelimeyle muhteşemdi. kendisi repliklerindeki tonlamaları ıslık dilini kullanırken nefesi ile vermeye çalıştığını söyledi ki bu işe ne kadar kendini verdiğini gösteriyor. çok büyük alkış kendisine. sonrasında filmin görüntüleri, kamera kullanımları, sinematografisi de oldukça başarılıydı. sondaki ateş yakma sahnesi, sibelin kardeşinin elinden tutup köyü geçerken verdiği "kadınlar olarak ilk başta birbirimize destek olarak bu düzenden çıkabiliriz" mesajı, muhtarın belki de bana göre en güçlü tavrıyla köylüleri susturması çok güzel detaylardı. son olarak ali zaten sosyal, politik açıdan çok farklı ve subjektif biçimde değerlendirilebilir olmasından dolayı onun değerlendirmesi kişiye göre değişir. ki yönetmenler bu muğlaklığın bilinçli tercihleri olduğunu belirtti.

    daha değinilebilecek çok fazla metafor var fakat onlara da girersem çok fazla uzun olacağından ve zaten pek çoğu değerlendirildiğinden işbu entry burada son bulmakta.

    filme genel puanım 6.5-7/10

    --- spoiler ---
  • postmodern bir peri masalı olarak nitelendirdiğim ve başarılı bulduğum film. öncelikle filmin başarısının ilk sebebi sibel karakterinin sağlam kurgulanması. gerek karakterin iç dünyasının dışa vurumunu gerekse doğayla kurduğu bağı görebiliyoruz. bir karadenizli ve sinemayla ilgilenen biri olarak söyleyebilirim ki, uzun zamandır karadenizin atmosferini böylesine iyi yansıtan bir film izlememiştim. yönetmenler gerçekçi yaklaşım bağlamında iyi çalışmış.

    filmin kırmızı başlıklı kız masalına öykünmesi ve kurt-kırmızı başlıklı kız-büyükanne metaforunu kullanması da yerel anlatının içinde iyi yedirilmiş ve sırıtmamış.

    filmin çoğunlukla aktüel kamera hareketleri içinde şekillenmesi, sibel karakterinin agresifliği ve söyleyemedikleri dile getirmesi doğrultusunda kullanılması çok mantıklıydı.

    filmin başarısının önemli bir noktası da damla sönmez'in şapka çıkartılacak performansıydı. tek başına alıp götürdü ve sibel karakterine inandırdı. ayrıca kuş dili ile konuşan bir karakter izlemek çok etkileyiciydi. sibel'in tek başına bütün köye ve köyün tutucu görüşlerine meydan okuduğu sahneler ve ona biçilen kaderi yaşamamak için yaptığı hamleler .. işte bunlar hep iyi senaryo.

    kısaca iyi bir hikaye eşliğinde görünce bile ciğerlerinize oksijen dolduran karadeniz manzaraları izlemek istiyorsanız bu filmi izleyin, izlettirin.
  • inandırıcılıktan uzak karakterlere ve senaryoya sahip film. oyunculuklar kötü, kullanılan yerel dil yapmacık. damla sönmez tek başına kurtaramamış maalesef.

    dramatik sahnelerde bile gülen geri zekalı kadıköy sineması izleyicilerine de (26.02.2019- özel gösterim) teşekkür ederim burdan.
  • damla sönmez ve elit işcan‘ın abartısız, doğal oyunculuklarıyla oldukça başarılı performans sergilediği güçlü kadın hikayesi anlatan filmdir.

    --- spoiler ---

    bir varmış bir yokmuş büyüleyici güzellikte bir kuşköy varmış. telefon çekmez bu köyde anlaşmak için kuşdili konuşulurmuş. dilsiz bir kız varmış derdini yettiği kadar kuşdiliyle anlatırmış. uğursuz demişler, aşağılamış dışlamışlar sibel‘i. sadece konuşamamak değilmiş uğursuzluğu, aynı zamanda karşı gelirmiş köyün alışılagelmişlerine. susması herkesin işine gelirmiş. hatta kuşdili bile konuşamaz isterlermiş çoğu zaman.
    sibel tüm bunlara rağmen inanırmış içindeki güce ve kendini köydekilere ispatlamak için tüm köyün korktuğu kurtun peşine düşmüş. tuzaklar kurmuş yemler atmış, günlerce uğraşmış kurtu yakalayıp uğursuzluğunu sonlandırmak için. bir gün aramadığı başka bir kurtu yakalamış. onunla kurduğu ilişki birçok şeyin değişmesine neden olmuş. anlamış ki değil kurt aslan yakalasa yine de kendi gücünü ispatlayamazmış. anlamış ki köydeki örümcek ağlarıyla kaplanmış zihinleri asla değiştiremezmiş. ancak kardeşini, kendi akranlarını ve kendinden sonrakileri değiştirebilir ve ancak onlar için bir umut olabilirmiş. kadın nedir ne değildir göstermiş, susturmuş herkesi. kendi sessizliği güçlü kadınların sesi olmuş. kurt kendisiymiş meğerse. tüm köy asıl ondan korkarmış değişimden korktukları kadar.

    --- spoiler ---
  • güzel bir film.

    --- spoiler ---

    anlatılan hikaye resmen türkiye nin kanayan yaraları. köy de bir genç kız ki üstüne bir de dilsiz. uğursuzluğundan tutun da orospuluğuna kadar herşey söylendi bu kıza. pes etmedi. kendisine acıyarak bakan kardeşi için bile siper etti gövdesini.

    o son sahnede kardeşini servise bindirdikten sonra köydeki kadınlara

    “ ben tek siz hepiniz amk kevaşeleri, hepiniz gelin”

    bakışıyla da gereken mesajları tek kelime etmeden gediğine koymuştur.

    --- spoiler --

    öyle sanatmış ayrıntıymış pek anlamam. bir sinema sever olarak hakkında hiçbirşey bilmeden gittim ve memnun kalarak ayrıldım. tavsiye ederim.
  • filmi ağır gömeceğim yapan yazan çeken seven kusura bakmasın onun için önce beğendiğim bir iki şeyi söyleyeyim. damla sönmez çok iyi oynamış hatta zorlamadan söyleyeyim filmin tek iyi şeyi o. kör parmağım gözüne de olsa bir takım alegorik yerleştirmeler yapılmış. mesela kurt avı'nın aslında sibel'in kadınlığına özlemi ve onun arayışı olması, ali'nin ilk görüldüğü sahnede boğuşmaları ve ali'nin tüylü bir kapüşon içinde kurt gibi gösterilmesi en azından bunların üzerinde düşünüldüğünü gösteriyor. film boyunca sırtında taşıdığı tüfek aslında erkeklik organı'nın sembolize ediyor ve evet tahmin ettiğiniz gibi filmin bir yerinde patlıyor (tüfek değil). gelin kayası'nı yakması aslında sembolik olarak gelenek göreneklerden kurtulmasını gösteriyor falan filan...şimdi sefillikler. senaryo yok. yok abicim yok. karakterler saçma sapan karikatür. diyalog yazma sıfır sanki bir ilkokul müsameresi izliyoruz. karakterler bostancı bağdat caddesi ağzıyla konuşuyor. sibel'in bacısı ile gelin neredeyse ''git buradan kızıaam ''diye konuşacaklar. film karadenizden çok çatalca'da geçiyor gibi. kızın erkek gibi yetiştirilmesi, dilsiz olduğu için köy tarafından dışlanması -neden ki ne saçma- babasının bile onu oğlan gibi görmesi neticesinde cinselliğinin keşfine çıkması anlaşılıyor da, bir nevi terminator linda hamilton gibi başlayan filmde karakter birden makyaj yapıp neden yüksek yüksek tepelerde göbek atmaya gidiyor onu anlayamıyoruz. (oğlanın götünü gördüğü için mi) olmaz ya sana karşı dilsiz olduğun için köyde bir duvar var sen ufak yaştan beri bu duvara çarpmışsın daha hala neden gidip gidip çarpıyor kendini kabul ettirmeye uğraşıyorsun ki. baştan çok güçlüsün, sarah connor'sın; sonra beni de alın ben de üniversite mezunuyum diyen burhan altıntop oluyorsun sonra gene senden nefret eden bacını köyün içinden zafer yürüyüşü ile minibüse bindiren wonder woman. sen hangisisin. çok kötü yazılmış bir karakter darılma olmasın. avrupa küçük şehir festivallerinde ödül almak için tüm klişeler eksiksiz kullanılmış. kızın sırtta keleş gezen pkk gerillası görüntüsü bile. karadenizde üstü cepli haki gömlekle gezen kızlar mı var. bu imaj sol avrupa sinema eleştimenleri arasında popüler diye burası gelgellenmiş. film kesinlikle bu ülke seyircisi için çekilmemiş bence bundan daha iyi bir film yapabilmek için senaryoya önem verilmeli. dizilerde kadrolu deli olarak ekmeğini kazanan meral çetinkaya hanımefendi de filmin içinde şöylece bir gezdirilerek şehir festivali checklist'i tamamlanmış. şimdi bir kız bir film çekmiş estetik olarak birkaç hareketli kamera sahnesi, (escape at dannemora'nın 4. bölüm açlışını izlemenizi öneririm) ve en sonda çay tarlaları içindeki sahne dışında görsel hiçbirşey yok filmde. yine de hevesi kırılmasın morali bozulmasın diye övelim mi.ülkede o kadar az şey çıkıyor ki filmlerde övülecek şeyleri aramak zorunda kalıyoruz. koskoca nbc bile senaryo sinemasına dönüyor. sonuç seyredelim ama eleştirelim de. ıslıkla konuşma fikrinden yola çıkıp inandırıcılığı olmayan bir film çekmeyelim. anlat karadeniz bile bundan iyi iş. açın cold war izleyin de bi kendinize gelin.
  • --- spoiler ---

    yani kimsenin filmi nasıl yorumlayacağına karışmak istemem; ancak kurt kemiği sanılan şeyin insan kemiği olduğunun ortaya çıktığı ve son repliklerinden birisi “köyde namus yok, yukarıda da kurt yok” olan filmde, kurt avını kadınlığa özlem*olarak anlıyorsanız bence bu filmin hakkında çok iddialı eleştiriler yazmamalısınız.

    --- spoiler ---

    mükemmele yakın bir film. başta ses (bazı replikler iyi anlaşılmıyordu) ve ışık olmak üzere bazı teknik konularda çok iyi değil, bazı detaylar (yukarıda da belirtildiği gibi) atlanmış; ama anlatmak istediğini çok güzel anlatan, şahane bir film.
  • senaryoda oldukça amatör bölümler bulunduran vasat film. genel olarak eğlenceli, kafa yormayan izlenebilir kategorisinde.
  • israf. tek tek olumsuz yanlarını açıklamaya bile değmeyecek bir film. parodi kız kardeş, yan rollerdeki ileri seviyede amatör oyunculuk, anlamsız senaryo daha uzar gider bu liste.

    her yerde afişler, söyleşiler, sibel de sibel. aha buymuş sibel.