1. balık ve tango isimli yeni öykü kitabı çıkan yazar.
    insanları etiketlemeyi sevenler için başörtülü...
    benim için, önce insan, sonra müslüman, ardından yazar ve avukat.
  2. "bacı, cinsiyetsiz, ebedi amator ve her zaman 'biz' in icinde, muhalefetsiz bir fedai ve daima yedekte, hic darilmayan, hic aci cekme ihtimali olmayan, hayal de kuramayacak kadar isi basindan askin, sessiz ve caliskan bir 'sey'dir".
  3. an itibariyle show tv de yayınlanan siyaset meydanı'nda konu saptırmakla meşgul, " cumhuriyetin kutsalına sıcak davranması gerekirdi" gibi sözler sarfederek anti-laisizmi herkesin çoktan benimsediği bir kavrammış gibi ortaya sürmesi ise beni benden almış şahıs.
  4. tipi itibariyle bayraktar hoca*nın dişi versiyonu; elini, parmağını sallaması falan*. konuşurkenki bilmiş tavrını da unutmamak lazım ama zaten bayraktar bayraklı camiada ayaklı hard disk diye geçer*.

    ayrıca sıkıcı, içeriği boş konuşmalar yapan kadın, ki sadece sakin duruşunun söylediklerine, kendisine ciddiyet kazandırdığını düşündürmekte.

    (bkz: alternatif aranıyor)
  5. avukatlığını başörtüsüne takıldığı için arka taraflardan ifâ eden bir yazar.

    hakikatli, dobra dobra konuşan bir kadın. kimseyle şahsi bir kavgasının olmadığını düşünüyorum, idealleri için yazan, düşünen, konuşan ve bunu da insanlarla paylaşmaktan çekincesi olmayan birisi. dili sürçmüyor, eli ayağına dolaşmıyor, ekranda kendini medeni bir şekilde ifade etmesini biliyor. türk yazarlar birliği'nin 2002 en iyi köşe yazarı ödülünün de sahibi.

    elest yayınlarından yakın zaman önce siret-i meryem isimli yeni de bir kitabı çıkmıştır.
  6. siyaset meydanında dolu dolu konuşmuştur kendisi. ece temelkuran bile karşısında hafif kaldı zaman zaman. kendisini ilk defa izledim, çok etkileyici bir üslubu olduğunu düşünüyorum.
  7. kımılda!

    allah’a dua et!

    kunut yolla, fetih yolla, salavat yolla!

    hareket et! dışarı çık!

    sokaklarda itiraz et!

    mektup yaz! şiir oku! slogan at!

    bir dilim ekmeğini filistin’e ayır!

    pankart taşı! imza topla!

    ilaç topla! yardım topla!

    kapılara yığıl!

    bir resim çiz!

    ilan dağıt!

    duvara yazı yaz!

    kapıları çal! arkadaşlarını topla!

    çocuklarını al ve bugün cuma, dışarı çık!

    toplan! toplan ve toplan!
  8. direnişçi... yazar...1967 de istanbul da doğmuştur.. i.ü. hukuk fakültesi mezunu olup görevini başörtüsü yasağına direnmek adına ifa edememiştir. iyi bir öykücüdür. yasakların kendisini "direnen bir kadın" haline getirdiğini misal başörtüsü yasağı olmasaydı ordan oraya koşturup mücadele eden bir yazar değil belki de ressam olacaktım ve hobim bu olacaktı demiştir... siyasetin hep içinde olmasına rağmen dışında olduğunu iddia eder. kendisini fil'e benzetir. çünkü hintlilerin filleri eğitirken ki metotlarının bizim dekan ve savcılar tarafından uygulandığını düşünür..

    hintliler filleri nasıl mı eğitir, aman anlatalım da o neymiş demeyin..

    şöyle: ilk önce yollara fillerin içine düşebileceği kuyular açılır ve üzeri yapraklarla itina ile örtülür ve fil bu çukura düşürülür. sonra çoluk çocuk nöbetleşe gece gündüz fili uyutmamak için o daracık kapanın içinde orasına burasına bıçak sokup koca filde küçük yaralar açar. fil kükreyip tepindikçe de kamçılanıp kırbaçlanır. gözlerine ve yaralarına tuz basılır. "fil öğrensin" diye... sahibinin kim olduğunu bilsin diye... yedi gün sonra yabani ve özgür filden geriye sahibini tanıyan ve sorgusuz sualsiz itaat eden bir suret kalır.

    işte böyle... lakin unutulmaması gereken şey filler hiç unutmazlar ve kindardırlar... "yaşadıklarımı unutacağımı hiç sanmıyorum" diyen sibel eraslan kendisini işte bu yüzden fillere benzetiyor...

    yazarımızın, national geographic izlemeye ara verip yeni bir öykü kitabı yazmasını rica eder bu kitabın balık ve tango yerine parçası benden kitabına benzemesini kendisinden taleb ederiz. zira "parçası benden" kitabının bir parçası bende kalmıştır ve ara sıra kalbimi yoklamaktadır..

sibel eraslan hakkında bilgi verin