şükela:  tümü | bugün
  • küçücük bir kız çocuğuna işkence ile tecavüz eden şerefsizlerin 7 sene boyunca peşini bırakmayarak adaleti tecelli ettirmeye çalışan avukat gibi avukattır.
  • işi gücü entry sildirmek olan "avukat"lara örnek olasıdır.
  • yedi yıl boyunca bıkmadan usanmadan hukuk mücadelesi vermiştir, umarım bundan sonra yoluna taş konmaz da muvaffak olur. ben eminim ki suçlulardan çok köhne hukuk sistemimiz ve adli tıp denen leş kurumla boğuşmuştur.
    ne yazık ki kendisinden sadece bir tane vardır.
  • bir tanedir (her anlamda)
  • --- spoiler ---

    antalyalı bir ailenin 15 yaşındaki canı gibi sevdikleri kızı.

    güzel, tatlı, hayat dolu.

    kolunda sakızdan çıkan ejdarha dövmesi var.

    daha çocuk yani.

    markete gitmek için evden çıkıyor.

    parmak arası terlikleriyle..

    ve bir daha haber yok.

    kaçırıyorlar sabaha kadar tecavüz ediyorlar

    sonradan anlaşılıyor ki, facebook üzerinden tanıştığı aşağılık, yüreksiz, kansız bir insan müsveddesi onu kaçırıyor.

    iki de arkadaşı var yanında.

    bu üç pislik, bir eve kapatıyorlar sezgi'yi..

    kolundan şırıngayla eroin veriyorlar, alkol içirerek sabaha kadar tecavüz ediyorlar.

    vahşetin sınırı yok, tecavüz ettikleri yetmezmiş gibi, kızcağızın göğüs kafesini, ağzını, burnunu kırıyorlar ve öylece bırakıyorlar..

    zaten 41 kilo, kuş gibi bir şey.

    bu kadar şiddet, iğrençlik ve bu kadar kötülüğe...

    küçük bedeni dayanmıyor.

    oracıkta can veriyor.

    fakat bu üç sapığın kafa o kadar uçmuş ki, farkında bile değiller.

    sabah içlerinden birinin ablası eve geliyor, "sizin dün eve getirdiğiniz kız ölmüş!" diyor.

    üç pislik, sezgi'nin bedeninde delil kalmasın diye, iğrenç spermleri akıp gitsin diye, banyoya sokup yıkıyorlar.

    sonra bir bez bebek gibi, kızcağızı ikiye katlayıp bir bavula koyuyorlar.

    kurtulmak istiyorlar.

    ama n'apsınlar bilmiyorlar

    yaksınlar mı, uçurumdan mı atsınlar, gömsünler mi?

    nasıl acı bir şey değil mi bu...

    insanın aklı havsalası almıyor, yüreği kaldırmıyor!

    önce hukuk ve adalet...

    sonra allah, bu iğrenç mahlukları bildiği gibi yapsın!

    cesedi arı kovanlarının olduğu yere atıyorlar

    peki sonra?

    sezgi'nin ölü bedeninden kurtulmak için alelacele antalya'dan ısparta'ya götürüyorlar, çırılçıplak bir halde bir arsaya atıyorlar.

    arı kovanlarının olduğu bir yere.

    arılar tanınmayacak hale getirsin sezgi'yi diye.

    nasıl bir iğrençliktir bu.

    insan denilebilecek bir varlık yapabilir mi bütün bunları?

    bunların açıklaması, "o gece kafamız iyiydi, yaptık işte bir toyluk! " olabilir mi?

    olamaz!

    bunlar, insan değil!

    en ağır şekilde cezalandırılmaları gerekiyor.

    çürüsünler hapiste ve bir ömür vicdan azabı çeksinler.

    bundan sonra olanlar da fena.

    10 gün sonra çıplak bir kadın bedeni bulunuyor.

    amaaa...

    sezgi olduğunu anlayamıyorlar önce.

    o günlerde bir hayat kadını da kayıp.

    o zannediyorlar.

    biri öldürmüş atmış...

    bu ülkede hayat kadınlarının insan olarak değeri olmadığı için, kimsenin pek umurunda olmuyor!

    adli tıp'ın yaptığı üstünkörü incelemede sezgi'nin bedeninde üç ayrı sperme rastlanıyor.

    ama bir süreliğine kayıp hayat kadını zannediyorlar ya...

    kaynayıp gidiyor.

    "ölüm nedeni belli değil" raporu veriyorlar.

    "uyuşturucu ve alkole de rastlanmadı" yazıyorlar.

    bedenindeki kırıklar raporda geçmiyor bile.

    ne de olsa birden fazla erkeğin sperminin olduğu bir hayat kadını uğraşmaya değmez diye düşünüyorlar ve kimsesizler mezarlığı'na gömüyorlar.

    bu arada sezgi'in kız kardeşi sevgi işin peşini bırakmıyor.

    cesur bir kadın avukat buluyor.

    sibel önder.

    müthiş bir avukat.

    bu davaya yüreğini veriyor.

    artık hayatta olmasa da sezgi için adaleti tecelli ettirmeye ant içiyor.

    peki tecavüzcüler nasıl mı ortaya çıkıyor?

    sezgi'yi attıkları yerdeki lastik izi alınıyor, aracın geçtiği mobese'lere bakılıyor, araç tespit ediliyor...

    kiralık olduğu anlaşılıyor.

    iğrenç herifler kendi adlarına kiralamışlar.

    yakayı ele veriyorlar.

    gerisi de çorap söküğü gibi geliyor.

    bu arada facebook yazışmaları ortaya çıkıyor.

    zaten kendileri de itiraf ediyorlar.

    "gece boyunca içki ve uyuşturucu kullandık.

    kıza da içirdik.

    kolundan eroin de verdik, öldü, biz de ondan kurtulmaya çalıştık" diye...

    ama inanabiliyor musunuz?

    dava açılmıyor!

    şüpheli olarak mahkeme karşısında bir gün tutuklu kalıyorlar ama delil yetersizliğinden salıveriliyorlar.

    sebebi adli tıp.

    çünkü sezgi'nin raporda tecavüz yazmıyor.

    ölüm sebebi belirtilmiyor.

    ve bu iğrenç adamlar serbest dolaşıyor.

    yargılama asıl şimdi başlıyor

    tam 7 yıl uğraşıyor avukat sibel önder.

    hatta adamlardan biriyle facebook'tan güya arkadaş oluyor, bir seneye yakın yazışıyor, güvenini kazanıyor, bu cinayeti detaylı anlattırıyor.

    yeni deliller elde ediyor.

    yeni tanıklar buluyor.

    katillerinin hak ettikleri cezayı alması için canla başla çalışıyor.

    bu arada, 7 savcı değişiyor.

    avukat pes etmiyor, adli tıp'la resmen mücadeleye girişiyor.

    bitmez tükenmez sorular soruyor.

    her adli tıp raporunun gelmesi bir buçuk yıl sürüyor.

    maktul, tecavüze uğramadıysa burnu neden kırık?

    neden ağzından kan gelmiş?

    neden üç ayrı adamın spermi var üzerinde?

    uyuşturucu yok diyorsunuz, ama adamlar var diyor, içki içirdik diyor, neden içki çıkmadı sizin incelemenizde...

    sonunda da iş ulusal kriminoloji'ye gidiyor.

    aylar sonra sonuç geliyor...

    maktulün avukatının tesptileri doğru.

    "zorlamalı ölüm ve tecavüz! "

    sezgi artık bendim sezgi artık hepimizdik

    bugün yaşasaydı 22 yaşında olacaktı...

    ama o aşağılık herifler işkence ederek sezgi'yi öldürdü...

    şimdi rapor geldi...

    7 yıl sonra.

    ve iddianame hazırlandı...

    davası açıldı...

    yarın da mahkemesi var.

    adalet inşallah 7 yıl sonra yarın sezgi için işleyecek.

    sabah 0900'da antalya adliyesi'nde davası görülecek.

    nefesimizi tuttuk, kararı bekliyoruz.

    yine türkiye kadın dernekleri federasyonu ve canan güllü tam destek, diğer kadın örgütleri de...

    yine cesur kadınlar devrede.

    avukat sibel önder gibi.

    bunca yıl bu davanın peşini bırakmadığı için kendisini bütün kadınlar adına alkışlıyorum.

    ve söylediği şu cümleyi onunla birlikte tekrarlıyorum

    "sezgi artık kimsesiz değildi, sezgi artık bendim, sezgi artık hepimizdik...

    ölünün dili yok ama benim, bizim var... "

    cesur kadınları yazmaya devam edeceğim...

    --- spoiler ---

    ayşe arman 12 temmuz 2016 tarihli yazısından
  • umut diye bir şey varsa, bu gibi insanlar sayesinde var.
    helal olsun. okurken insanın bu azim karşısında gözleri doluyor.
    kötülük var evet. ama iyilik de karşısında daima olacak. onu sonsuza kadar yok edene dek.
  • türkiye'deki adalet sistemi denen bataklıkta açmış bir nilüferdir..
    gözümüz gibi sakınmamız ve kurutmamamız gereken..
  • türkiye'de adalete giden yolun ne kadar uzun olduğuna müthiş bir örnek, helal olsun, dava sonucunu sözlüğe taşımamız gerek.
  • adalete olan güvenimi iyiden iyiye sarsan hikayenin kahramanı...

    3 kişinin tecavüzü, darp, kırılan kemikler, uyuşturucu ve alkol... buna rağmen işini yapmayan bir adli tabip... allah belanızı versin...