şükela:  tümü | bugün
  • çekimlerinin çanakkale'nin yenice ilçesinde (kasaba ve mayıs sıkıntısı filmlerinin çekildiği ilçe) ve evimizin teras katında devam ettiği filmdir.
  • ızlemeyenler mutlaka sinemada izleyip görsünler bu filmi. dvdsini falan beklemeyin. dram korkuya çok yakışıyormuş onu öğrenmiş olduk.

    --- spoiler ---

    ilk perdedeki kapının 2 kere çalmasi filmi yükselten sahnelerden biriydi.

    --- spoiler ---

    son olarak alper mestci der susarim.
  • bu filmin yeri bende özel. çünkü film yaşadığım kasabada ve köylerinde çekildi. hatta hicran'ın ev sahneleri bizim evde çekildi. çekimlerde yer alarak elimden geldiğince ekibe yardımcı oldum. yeri geldi figüranlık yaptım, yeri geldi kasabanın genel planlarını çektim.

    ekibin içinde yer aldığım için ne kadar çok emek harcandığının farkındayım ve başta alper mestçi ile feza çaldıran olmak üzere tüm ekibi ortaya çıkan güzel iş için tebrik ederim.

    açıkçası korku filmlerini pek sevmem. bu anlamda ilgiyle takip ettiğim tek yönetmen john carpenter'dır. yerli korku filmlerine ise bir hayli uzağım. gen haricinde (daha çok gerilim türüne girse de) izlediğim nadir yerli korku filmlerindendir siccin 2.

    türe olan ilgisizliğimden olsa gerek, çekimler esnasında ne senaryoyu okudum ne de filmin konusunu merak ettim. sinemada izleyene kadar ne izleyeceğime dair bir fikrim yoktu. filmle ilgili yorumlarıma gelirsek elimden geldiğince objektif davranmak istiyorum.

    --- spoiler ---

    • ilk yarısı itibariyle korku filminden ziyade acıklı bir dram filmi izliyormuş hissine kapıldım ve bir yerden sonra bu durumdan rahatsız oldum. rahatsız olmamın nedeni dram sahnelerinin fazla ajitasyon içermesiydi. sinemada oldum olası müzik kullanımına karşıyım. duygu sömürüsü adına başvurulan en basitçe yöntem bence. dramın; mizansenle, oyunculukla, görüntüyle verilmesinden yanayım. bu filmde ise müzik kullanımı abartıya kaçmış. dram sahnesi mi giriyor "dayayın abi müziği." şeklinde olmuş.

    buna benzer bir durum hocalı sahnelerde de var. sahneye hoca girdiği an arkadan ney ve flüt sesi geliyor. ne gereği var? tamam televizyon filmlerinde bu basitçe yönteme başvurulur da sinema filminde hacılı hocalı sahnede arkaya üflemeli çalgıyı dayamak nedir? gereksiz ve sahneyi karikatürize eden, ucuz gösteren bir etmen.

    bu konuda sadece ben böyle düşünmüyorum. ne zamanki müzikli ve ajitasyon yüklü dram sahnesi girdi, izleyiciler oflamaya puflamaya başladı ve "yine mi?" tepkileri duyuldu.

    • filmin sonu oldu bittiye getirilmiş sanki. hicran kocasının intihar ettiğini öğrenmeden bitiyor mesela. kadının kocası intihar etmiş, aradan kaç gün geçiyor biri de hicran'a haber vermiyor. bunu biraz da filmin 90 dakikaya sığdırılmak istenmiş olmasına bağlıyorum o yüzden çok eleştirmek istemiyorum. çünkü endüstri ve yapımcılar için 90 dakikalık süre bir standart haline geldi ve bağımsız bir yönetmen olmadıkça bu konuda özgür davranamıyorsunuz.

    • filmin birkaç yerinde flash forward sahneler görüyoruz hatta film böyle başlıyor. filmin başlangıcında bunların gösterilmesi güzel, nitekim izleyiciyi meraklandırıyor ama hikaye içinde flash forward'lara yer verilmesi manasız olmuş.

    • hicran'ın oyunculuğunu yer yer abartı bulsam da yeterince iyiydi.

    şimdi gelelim beğendiğim yönlerine:

    • bence filmin en güzel yanı hikayesinin olması. "nasıl olsa korku filmi çekiyoruz dayayalım efekti, cini, periyi!" dememişler. filmin ilk yarısının dramatik olmasının nedeni bu olsa gerek. bu yüzden drama asla itirazım yok. hele ki hikayenin altyapısı için mecburi hale gelmişse. ancak ajitasyon şeklinde olmasına gerek yoktu.

    • makyajlar ve dekor harika olmuş. filmin çekimlerinde yer almamın en güzel yanı o makyajların nasıl yapıldığına şahit olmak oldu. gerçekten apayrı bir zanaat hatta sanat.

    • görüntü yönetmenliği, renkler ve ışık harikulade. bunda feza çaldıran'ın katkısı yadsınamaz tabi. bence alper mestçi'nin bu filmde yaptığı en iyi şey feza çaldıran'la çalışması olmuş.

    --- spoiler ---

    sonuç itibariyle artıları eksilerinden fazla bir film. sağlam bir hikayesi ve senaryosu olması bile izlemek için başlı başına bir neden. hikaye demişken filmin başında şahit olduğumuz ıssız cuma haberleri hurafeden ibaret.

    o bölgede yaşadığım için biliyorum. ara ara ıssız cuma'da iki mezarın birleştiği haberi yapılır. filmin çekimleri esnasında çakıroba köyünden yaşlı bir amca çekimlere gelmişti. mezarı birleşen iki çocuğun bizzat akrabasıydı ve mezar birleşme olayının aslı olmadığını, toprağın yumuşak olmasından dolayı yağmurda çamurda ezilen ve yayılan toprağın iki mezarı birleştirmiş gibi gösterdiğinden bahsetti.

    hurafe de olsa filmin bunu kullanması hoş olmuş tabi. bu ünden yararlanıp "ıssız cuma turları" düzenlemeyi düşünmüyor değilim. şaka bir yana size güzel bir bilgi vereyim. çakıroba, nuri bilge ceylan'ın köyü ve ilk kısa filmi koza ile ilk uzun metraj filmi kasaba'nın bazı sahneleri ıssız cumada çekilmiştir.

    koza'dan: https://youtu.be/luysvcj5ux8?t=144
    kasaba'dan:https://youtu.be/x0flztdyano?t=69
    siccin 2'den: https://i.hizliresim.com/xezqzd.jpg
  • --- spoiler ---

    filmin dram tarafının, bir yerden sonra korkunun önüne geçtiği bir iş olmuştur. özellikle ilk perdeye kadar korku namına çok az sahne olması, korkmak için o salona girmiş insanları "hadi bir şey olsun" a itti. sebebi; -bana kalırsa- filmin çok iddaalı bir sahneyle başlamış olması. sonra ki dram sahneleri, o güzel yemeğin tadı tuzu oldu. lakin o baharatlar gereğinden fazla kullanılınca otomatikman yemeğin tadını değiştirdi.
    vay amk ne benzetme yaptım asdasda

    iki yönetmenimiz son zamanlarda çektiği filmlerinde korkuyu iyice harmanlamak için güzel hikayelerde kullanıyor. bu hikaye de güzeldi ama ne bileyim dostlar, annenin bir kızının mutluluğu için diğerine ölümcül kötülükler yapmasına aklım, vicdanım el vermedi. ya da ben çok duygusalım bilemedim.

    filmde korku işlevini üstlenecek dinamikler bir önceki filme göre kısıtlı olduğundan yenilikçi bir korku sahnesi, kitleyen bir olay göremedik. flashback sahneler daha vurucuydu.
    şu satırları yazarken bir önceki filmde yatalak ninenin sahneleri gözümün önüne geliyor mesela. bahsettiğim dinamikler bu tarz şeyler.

    filmde beni en çok etkileyen sahnelerden biri acılı bir ölümün tüm çarpıcılığıyla gösterildiği kezzaplı intihar ve olayların aydınlandığı anda başrol oyuncusunun verdiği doğal tepkilerdi. özellikle öfkeden gözünün döndüğünü, onu kandıran annesi sandığı teyzesini bulduğunda öldüreceğini hissettim, tam o esnada odaya girip kadının çarpılmış halini görünce verdiği tepkiler, aklını kaybetme eşiği izlemeye değer bir performanstı.

    şöyle bir toparlarsam; benim için bir önceki filmin gerisinde kalmış, nazarımda alper mestçi'nin gore sahneleri bile bir estetik içinde yansıtabildiğini kanıtlamış, yenilikçi bir korku unsuru olmayan ama diğer filmler için umut vaadeden bir yapım.
    --- spoiler ---
  • malum ortamlara düşmüş. yarım saat izledim izlemeseydim keşke amk. yusuf yusuf sponsorluğunda çekmişler.
  • evlat acısı teması üzerine kurulmuş korku filmi.
  • şu ana kadar izlediğim en iyi yerli korku filmidir. bunun sebebi de salt korku öğelerini başarıyla içinde barındırmasından ziyade, güçlü oyunculuklar ve çok iyi işlenmiş bir dram senaryoyu da korkuyla birlikte harmanlamasıdır. en az 4-5 sahnede ciddi anlamda korkutmuş ve korku atmosferi yaratmada en başarılı yönetmenlerden biri olan alper mestçi bu yeteneğini filmde bol bol kullanmış. finalinde ise herkesin bu karıların altından bir şey çıkacak dediği yerde o karıların altından öyle bir şey çıkartıp mevzuyu bağladı ki hepimizin ağzı açık kaldı resmen.

    alper mestçi film çekmeye devam etsin hacı, siccin'i seri haline getirsin hatta, durmasın.
  • dram ile korku çok iyi harmanlanmış falan denmiş ama filmin yarısı basbaya duygu sömürüsü idi.

    --- spoiler ---

    bir de ilk filmde de bunda da hocanın yanlış adres vermesi ilginç. yönetmenin milleti hacıdan hocadan soğutmak gibi gizli bir niyeti varsa o zaman takdir edeceğim kendisini. du bakalım üçüncüyü de çeksin, aynı şey olacak mı?

    --- spoiler ---

    yalnız o değil de... koca koca gazeteler, haber ajansları filmin reklamı için uydurma haber de yapmış ya bravo. ben de filmin açılışındaki google sahneleri kurmacadır diye düşünmüştüm. milliyeti bilmemnesi bi güzel salak yerine koymuş milleti. filmin çekildiği (belki de kurguda olduğu) günlerde bu "haber"ler çıkıyor. ne tesadüf.

    http://www.milliyet.com.tr/…oluyor--gundem-1939633/

    http://www.iha.com.tr/…n-gizemi-cozulemiyor-390619/
  • çok beğendiğim film. diğer entrylerde yazıldığı gibi korku filminin içinde dram sahneleri gayet iyi gitmiş.

    --- spoiler ---

    özellikle hicranın filmin sonlarına doğru herşeyi babaannesinden duymasıyla yaşadığı şok ve babaannesine kustuğu öfke müthiş. o sahneler harika. annesi zannettiği teyzesinin ölümü çok iyi. makyajı çok iyi ama orda hicranın oyunculuğu ve şokla, kafayı sıyırma arası gidip gelmesi anını çok beğendim.

    --- spoiler ---